İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meseleyi, sosyal hayatı negatif etkilediği gibi psikolojik meselelere de neden olabiliyor. Değişik hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma meseleyi gün içinde harcanan gıdaların içeriğiyle de irtibatlı olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma meseleyi ve harcanmaması gereken yiyecekler hakkında bilgi verdi.

Gün içinde içtiğiniz su ölçüyü ehemmiyetli

Karın içi tazyikini artıran öksürme, aksırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane hakimiyetinde muhtemel bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma meseleyi değişik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma gidişatını ortadan kaldırmak için genellikle az akışkan harcanması gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla akışkan tüketiminin idrar kaçırma meselesini tetikleyebileceği bir reeldir ancak az akışkan harcamak da idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma gereksinimini artırabilmektedir. Faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meselesinde akışkan alımı balanslı olarak yapılmalıdır.

Sigaranın idrar kaçırma ile ne alakası olabilir demeyin

Faal mesane meselesinde sigara ehemmiyetli tehlike etkenlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane adalelerini tahriş etmektedir. Sigara içen bireylerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici vaziyetlerde yaşanan spazmlar idrar firarisine neden olabilmektedir. Faal mesane meselesine neden olan ehemmiyetli etkenlerden biri de harcanan besinlerdir. Bazı yiyecekler mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Besinlerin fazla faal mesane üzerindeki tesirleri bireyden bireye değişebilmektedir.

idrar kaçırma

Domates: Yapılan bir hayli araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Fazla faal mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir yiyecek olan domatesten özellikle duyarlı olan şahısların uzak durması gerekmektedir.

Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane etkinliğini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının eksiltilmesi veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları eksiltebilmektedir.

Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir ölçü kafeini kapsamaktadır. Çoğunlukla kafein kapsamayan beyaz çikolata ya da daha fazla kakao kapsayan koyu renkli çikolataların sınanması meseleyi eksiltebilmektedir.

Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek ölçüde sitrik asit kapsamaktadır. Mesane hakimiyetini güçleştiren bu meyveler yerine daha az sitrik asit kapsayan elma, muz gibi yiyecekler seçim edilmelidir.

Gazlı meşrubatlar: Gazlı meşrubatlarda bulunan fizz, potansiyel olarak fazla faal mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji meşrubatlarının tüketimine dikkat edilmelidir.

idrar kaçırma

Baharatlı yiyecekler: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan yiyecekler mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmak yaşana meselelerin eksilmesine dayanakçı olabilmektedir.

Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda suni ve natürel tatlandırıcıların faal mesane meseleyi şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine perhizle hudutlandırarak şikayetler üzerindeki tesirini hakimiyet edilmelidir.

İşlenmiş yiyecekler: İşlenmiş yiyecekler; aroma ve gözeticiler gibi bir hayli suni bileşen kapsadığından dolay şikayetleri artırabilmektedir.

Soğan: Baharatlı ve asitli besinlerde olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle ham soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki negatif tesiri eksiltmek için soğanı pişirerek harcamak daha sıhhatlidir.

Kızılcık: Bir Hayli birey kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının bulgularını gevşettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Geniz eti ve bademcik problemleri özellikle 3-6 yaş grubunda çocukları olan ebeveynlerin en çok şikayet ettikleri meselelerin başında geliyor. Bağışıklık sistemi bütün olarak büyümemiş olan bu çocuklarda; yoğun ateş, soluk almada eforluk, gece uykusuzlukları gibi problemler sık görülüyor . Bademcik ve geniz eti problemlerinin çocukların hayat niteliğini etkilemesinin yanında değişik sıhhat meselelerine neden olabileceğini belirten Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ailelerin kararsız ettiği ve karar vermekte zorlandığı bademcik ve geniz eti operasyonları mevzusunu anlattı.

Şikayetlerin ağırlıklı olarak 3-4 yaşlarında başladığını söyleyen Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Özellikle mektep evveli eğitimle beraber çocukların virüs ve bakteriyel uyaranlara maruz kalmaları gerek enfeksiyona neden olan, gerekse enfeksiyon dışı bademcik ve geniz eti gelişmelerinde ehemmiyetli etmen oluşturuyor” diyor. Yineleyen enfeksiyonların bağışıklığın büyümesi ile 6 yaşından sonra eksildiği ve ergenliğin başladığı 12-13 yaşlarında ise seyrekleşerek kaybolduğu kollanıyor.

Bir Hayli ehemmiyetli sualin sebebi olabilir

Bademcik ve geniz eti problemleri çocukların hayatını etkileyebildiği gibi gelişmesine göre değişik meselelere de neden olabiliyor. Misalin en sık görülen kolay sihrimeler ve/ veya sık yineleyen enfeksiyonlar çocuğun mektebe gitmesini yasaklayabiliyor. Ancak geniz etindeki gelişmenin tıkayıcı özelliğinden dolayı, ağzı sarih biçimde soluk alma, yatakta sık yer değiştirme, ense, yaka bölgesinde yoğun terleme gibi çocuğun yaşamını güçleştirebilen şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Bununla beraber çocuklar sıklıkla uyku problemleri, sık burun akıntısı, rinosinüzitler, kulakta geçici veya kalıcı akışkan bir araya gelmesi ve bunun getirisi olan duyma kaybıyla karşı karşılaşıyor. Ayrıca, damak-diş büyüme meseleleriyle de baş etmek gidişatında kalabiliyor. Bunların gözden kaçması, yeterli rehabilitasyon edilmemesi veya umursamama edilmesi gidişatında ileriki yaşlarda ehemmiyetli operasyonları gerektirebilecek kulak meseleleri de ortaya çıkabiliyor.

Antibiyotik kullanımına dikkat

Bu çocuklarda üst solunum yolu viral enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkan rinosinüzit sebebiyle sıklıkla antibiyotik kullanıldığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Ancak burnun arkadan havalanmasının bozuk olması sebebiyle rinosinüzit yinelediğinden tıkayıcı etken devam ediyor. Dolayısıyla antibiyotik kullanılmasına karşın kalıcı olarak rehabilitasyon edilemiyor ve antibiyotik rehabilitasyonu tamamlandıktan kısa müddet sonra burun akıntısı tekerrür başlıyor. Neticede, afaki kullanılan antibiyotik meseleye kalıcı çözüm getiremediği mukavemetinin de çoğalmasına neden oluyor” diyor.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bu meseleyle karşı karşıya kalan ebeveynlerin vermek zorunda kaldıkları kararlardan biri de cerrahi rehabilitasyon oluyor. Sıhhatlı ve çalışan dokunun alınmasının doğru olmadığını, dolayısıyla geniz eti ve bademcik operasyonları için de bazı kriterlerin bulunduğunu andırdıran KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ur, tanı emelli tahlillerde, tonsil veremi, difteri gibi özel hastalıklar gidişatlarında operasyonun tartışılmaz bir lüzumluluk olduğunu söylüyor. Sık karşılaşılan kolay bademcik ve geniz eti gelişmelerindeki cerrahi yaklaşımı ise şöyle anlatıyor:

Adenoidektomi geniz eti alınması: Geniz etinin alınması için yaş kriteri bulunmuyor. Çocukta, geniz eti dokusuna bağlı horlama, ağız sarih soluk alma, yatarken yer değiştirme gibi bulgular varsa büyüklüğüne bakılmaksızın alınması öneriliyor. 3 yaş evveli ve 7 yaş sonrasında çok ender görülen geniz eti gelişmesi yaş ilerledikçe küçülüyor. Bu sebeple 13-14 yaş veya daha sonrasında daha evvel yakınma yokken aniden gelişmeye ait semptomlar başladıysa ciddiye alıp doktora müracaat etilmesi ve genizden doku alınıp patolojik analiz yapılması gerekiyor.

Tonsillektomi bademcik alınması: İltihabi olmayan ancak kapatıcı bademcik gelişmesinde küçültme cerrahisi yeterli oluyor. Bunun için de rastgele bir yaş hududu bulunmuyor. Bademcik tıkayıcı derecede büyükse küçültülebilen dokunun kalan kısmı vazifesini yapmaya devam edebiliyor. Küçültmek hava pasajını sağlamaya yeterli oluyor. Ancak; misalin, son üç yıldır ateşli tonsillit hamleleri senede dört ve üzerindeyse, yeniden son iki senede yaşanan ateşli tonsillit hamleleri toplam 10’u buldu ve geçtiyse veya son bir senede başlamış hamleler yedi defa yinelendiyse cerrahi ile alınması öneriliyor. Zira her hamlede antibiyotik kullanımı çocuğa hasar verebiliyor.

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Sofralarda en yaygın kullanılan sebzelerden biri olan soğan yiyecek kıymeti bakımından çok zengindir. A, B ve C vitaminleri ilepotasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından oldukça zengin olan soğanın kapsadığı değişik etmen maddeler sayesinde de pek çok hastalığa iyi gelmektedir.

Soğan dilimi sızıyı kesiyor

– Ayak asap uçlarında 7 bin tane asap ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal sızıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında sızılara iyi geliyor.

– Soğan dilimleri, kapısı kapalı bir odada yatak başına konulduğunda sabaha kadar solunum yollarını açıyor.

– Soğan, lapa halinde göğüse sürüldüğünde ise balgam söktürücü tesiri yapıyor.

Kanseri şekerle beslemeyin

Kanseri şekerle beslemeyin

Fazla şeker kullanımının hormonal, metabolik, hücresel pek çok hasarlı tesiri mevzubahisi. En ehemmiyetlisi de şeker tüketiminin kanserle olan ilişkisi. Bilim insanları kanser hücrelerinin en beğendiği besin olan şekere karşı herkesi uyarıyor. Fazla şeker kullanımının kanserin beslenmesine izin vermek olduğunun altını çizen Medicana Sağlık Kurumular Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, şeker yerine tatlandırıcı kullanmanın da yanlış olduğunu vurguluyor.

Şeker kullanımında tertip etme yapılıyor

Dünyada bir hayli ülkede kanseri besleyen doğrultuyu sebebiyle şeker tüketiminin eksiltilmesine müteveccih tertip etmeler, yaptırımlar uygulanıyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde İngiltere’de bu güzergahta bir tertip etme yapıldı. Buna göre işletmelere, meşrubatlara kullandıkları şeker ölçüsüne göre aşırıdan aidat koyulacak. Nisan 2018’de yürürlüğe girecek olan aidatla senede 520 milyon sterlin bir araya gelmesi bekleniyor. Türkiye’de de meşrubatlarda kullanılan şeker oranlarına müteveccih eş bir tertip etmenin yapılmasını doğru bulan Demiray, “Bedenin şekere lüzumu var, şeker enerji kaynağıdır ve onsuz yaşamamız olası değil. Ancak aşırısı çok hasarlı” diyor.

Kanser hücreleri yalnızca şekerle besleniyor

Öte yandan açlık kan şekerinin yüksekliği ile kanser oranları arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmalar da var. M.D. Anderson Kanser Merkezi’ndeki çalışmalarda; sigara kullanmayan, glisemik indeksi yüksek besinlerle beslenen bireylerde kanser görülme oranının yüzde 49 daha yüksek tehlikeye sahip olduğunun tespit etildiğini belirten Demiray, “Özellikle akciğer kanserinin squamöz hücreli alt grubunda bu belirtiler daha apaçık. Çalışmada tespit etilen değişik ehemmiyetli bir nokta da harcanan toplam şekerin değil, işlenmiş olup kana süratli geçen şekerin kanser tehlikesini çoğaldırması. Bu noktada ‘glisemik indeksi yüksek demek’ süratlice kana geçerek kan şekerini yükselten ve ani olarak insülin salgısını da çoğaldıran şeker anlamına geliyor” diye anlatıyor.

Şeker günde ne kadar harcanmalı

Uzmanlar, günlük alınması gereken azami ölçüde şekerin erkekler için 9 çay kaşığı, bayanlar içinse 6 çay kaşığı olduğunu belirtiyor. Bu ölçüler kalori türünden hesaplandığında erkekler için 150 kalori, bayanlar için de 100 kaloriye denk geliyor. Bir Hayli insan ise günlük bu oranı basitlikle ikiye katlayabiliyor. Şeker alımını eksiltmek için meşrubatlardan konserve yiyeceklere, salata soslarından ekmeklere kadar bir hayli besinin içinde bulunan şeker oranlarına bakmak gerektiğine vurgu yapan Demiray, “Artık bu mevzuda şuurlu hareket etmek gerek. Mahsullerin yaftalarındaki fruktoz, laktoz, sükroz, maltoz, glükoz ya da dekstroz gibi maddelerin oranına dikkat edilmesi gerekiyor” diye ilave ediyor.

Mükemmeliyetçi bayanların meseleyi

Mükemmeliyetçi bayanların meseleyi

Tempolu bir çalışmanın sonunda konuta geldiğinizde tüm vücudunuzun ağrıdığını sezmeniz büyük ihtimal.

Yaşadığınız streste üstüne ilave edilince sürüklediğiniz sızılar zamanla millet arasında ki deyimiyle kulunç başka bir deyişle yumuşak doku romatizmasına dönüşebilir.

Algoloji Sızı Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, kulunç gibi sızıların özeliikle de yüzde 80 gibi bir oranla mükemmeliyetçi bayanlar ve işkoliklerde görüldüğünü belirterek çoğu insanda da tesirli olduğunu söyledi.

Hastalığın boyun, sırt, boyun, omuz ve kalçalarda ortaya çıkan yakalanmaların olduğunu aynı zamanda da adale sızılarına neden olduğunu vurgulayan Keskinbora ”3 aydan uzun süren yaygın adale-eklem sızısı, bedende bazı duyarlı sızılı noktalar, bitkinlik, sabah tutukluğu ile karakterize kronik bir hastalık olan yumuşak doku romatizması fibromiyalji her yaşta ve her iki türde de görülebiliyor. Ancak sıklıkla 25-60 arası ve bayanlarda, erkeklerden daha fazla tesadüfülüyor. Özellikle mükemmeliyetçi bayanlar ve işkolikler tehlike altında.” dedi.

Strese bağlı yakalanmalar beyni etkiliyor

Keskinbora, strese bağlı olarak büyüyen yakalanmaların, beyin ve etraf asaplar arasındaki mesajımda vazife alan serotonin ve adrenalin gibi bazı kimyevi maddelerde yetersizlik veya bozukluğa neden olduğuna söyledi. Keskinbora, “Bedende sızı idrak edilmesinde ehemmiyetli olan bu maddelerin yetersizliği üzerine ilave edilen, fazla stres ve kaygı ise vaziyeti daha karışık bir hale getiriyor. Son çalışmalar bunalım, uyku bozukluğu ve etrafsal etkenlerin fibromiyalji yakınmalarını kısır döngüye çevirdiğine dikkat sürüklüyor.” diye laflarına devam etti.

Rehabilitasyon uygulaması bir kere yapılıyor

Keskinbora, rehabilitasyonda öncelikle serotonin ve adrenalin maddelerini yerine koyan antidepresanların kullanımının büyük ehemmiyet taşıdığını belirtti. Keskinbora, hastalığın rehabilitasyonu hakkında şu söylemelerde bulundu: “Birliktesi yapılması gereken boyun, omuz ve sırttaki sızılı tetik noktalara radyofrekans rehabilitasyonu uygulamasıdır. Radyofrekans akımı üreten özel bir jeneratör ve bu akımı dokuya ileten bir radyofrekans iğnesi ile sızılı tetik noktalara girilerek radyofrekans akımı pulsed modunda 10 dakika uygulanır. Yapılan çalışmalarda zafer yüzde 70 oranındadır. Hastaya uygulama bir kere yapılır ve vasati 6 ay ile 2 sene süresi süresince hastaların boyun ve sırt sızıları eksilir. Pulsed radyofrekans akımı uyguladığı bölgede doku zararı yapmadan sızı sağaltımı sağlar, bu sebeple bu harekât hastaya tekerrür tekerrür uygulanabilir.”

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Bedenin asit balansını kumpasa sokan, kanı filtreleyen, zorunlu hormon ve enzimleri üreten başka bir deyişle sıhhatli bir insan olabilmek için çok ehemmiyetli uzuvlarımızdan olan böbrekler, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı kusurlar sebebiyle hasar görüyor. İşte böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar.

Fazla protein tüketimi

Fazla protein tüketimi, fazla amonyak üretir. Böbrek ise bunu nötralize etmek için fazla çalışır ve böylece yavaş yavaş efordan düşer.

Tuz

Çok fazla tuz harcanması, beden elektrolitlerini ve kan tazyikini tertip etmek için böbreklere fazla baskı uygular.

Dehidrasyon

Böbrek muntazam bir biçimde çalışabilmek için suya lüzum dinler. Bunun için günde takribî 10 kadeh su içilmeli. Yeterince su harcadığınızı kavramak için idrarınızın rengine bakmalısınız.

Sigara

Kan damarlarının daralması ve sertleşmesiyle irtibatlı olarak böbrekler de dahil tüm beden uzuvlarına kan temini negatif olarak etkilenir.

sigara

İçki

Çok fazla içki tüketimi, kandaki ürik asit seviyesini artırır. Böbreklerdeki boruların tıkanmasına ve taş yaradılışına neden olur.

alkol

İlaçlar

İlaçların makûsa kullanımı, özellikle sızı kesici, böbreklere hasar verebilecek yan tesirlere yol açabilir.

ilaç

B6 vitamini noksanlığı

Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, B6 vitamini noksanlığının böbrek taşı tehlikesini artırdığını gösterdi. Bu vitamin kaynakları arasında ayçiçeği tohumları, Antep fıstığı, nohut, balık ve nişastalı sebzelerde bulunuyor.

nohut

Omuz sıkışması hakkında öğrenilmesi gerekenler

Omuz sıkışması hakkında öğrenilmesi gerekenler

Op. Dr. Davud Yasmin “Omuz sıkışması, rehabilitasyon edilmediğinde ya da geç kalındığı vaziyetlerde omuz liflerinde kopmaya kadar varabilen zararlara ve omuz ekleminde hareket kaybına neden olabiliyor” dedi.

Genellikle tek taraflı olmakla beraber, her iki omuzda da görülebilen omuz sıkışması sualin büyümesinde pek çok etmenin tesirli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Davud Yasmin “Bunlar arasında özellikle; omuz kemiklerinin yapısal değişiklikleri, omuzu 90 derece üstünde yakalayan devamlı yineleyici hareketler, omuz kemiklerinde oluşan kireçlenme, cılız omuz adalelerinin anormal hareketi, omuz kapsül anomalisi sıklıkla yer alıyor” söylemesinde bulundu.

İş yapan konut bayanlarında daha sık görünüyor

Omuz sıkışma belirtisiyle alakalı yapılan çalışmaların, sualin özellikle konutta iş yapan bayanlarda daha sık görüldüğünü ortaya koyduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Davud Yasmin, “Bunun en ehemmiyetli nedeni ise, baş üstü yapılan yineleyici hareketler. Bunların arasında en çok yargılanan işler ise; sırça silmek, halı silkelemek, perde asmak ya da yüksek bir dolaptan ağır bir tencere almak gibi konut işleri.

Ayrıca konut işleri dışında özellikle anne olan konut bayanlarının çocuklarının biberon ve bunun gibi eşyalarını taşımak için omuzlarına taktıkları ağır ve büyük çantalar ya da moda sebebiyle kullanılan büyük çantalar omuz etrafı tendonlarda bası sebebiyle ödem ve sonrasında omuz sıkışma belirtisine neden olabiliyor. Omuz sıkışma belirtiyi aynı zamanda tenis, basketbol, voleybol, yüzme, cirit, gülle atma gibi baş üstü etkinliğin fazla olduğu sporlarla uğraşan şahıslarda da sıklıkla kollanıyor” dedi.

Korunmak için tedbir alın

Davud Yasmin omuz sıkışması belirtisinden korunmak için ipuçları verdi:

– Özellikle iki kilodan ağır çanta taşımayın ve çantanın yerini 15 dakikada bir değiştirin.

– Bedeninizi zorlayacak biçimde çok yüksek yerlere uzanmayın.

– Sırça silerken kullandığınız kolunuzu 10 dakikada bir değiştirin.

– Sırça silme, perde takma gibi operasyonlarda kolunuzu baş üstüne kaldırarak çalışmadan ziyade, bir merdivenle çıkarak omuz yüksekliğini eksiltecek biçimde çalışın.

– Sabit pozisyonda uzun müddet bilgisayar başında kalmamaya itina gösterin.

Bu bulgular sizde de var mı

Alttaki bulgulardan yakınıyorsanız en kısa zamanda hekiminize müracaat etmeyi umursamama etmeyiniz.

– Omuz adalelerinin eforsuz sezilmesi özellikle baş üstüne doğru kaldırmaya çalışırken

– Omuzu 90 derecenin üzerine kaldırma baş üstü kaldırma hareketinde daha fazla olmak üzere yineleyici ya da devamlı omuz sızısı

– Omuz hareketleri sırasında omuz ekleminden tıkırtı stili ses gelmesi

– Omuz hareketlerinde kısıtlılık; özellikle baş üstüne kaldıramama omuzun 90 derece üzerine kaldırılamaması

Nasıl rehabilitasyon ediliyor

Omuz sıkışmasının üç aşaması mevcut:

Düzey 1: Ödem ve hemoroji kılcal damarların çatlaması neticeyi oluşan ten içi kanamalar

Düzey 2: Fibrozis bağ doku cerahati ve tendonit tendonun cerahati

Düzey 3: Kemik farklılıkları ve tendon rüptürleri yırtılmaları

Düzey 1 ve 2’de ağırlıklı olarak konservatif rehabilitasyon usulleri seçim edilirken, Düzey 3’te genellikle cerrahi rehabilitasyon usulü uygulanıyor. Konservatif rehabilitasyon usulleri arasında alttaki usuller sıklıkla kullanılıyor:

– Antienflamatuar sızı kesici ilaçlar

– Yerel soğuk ya da sıcak uygulama

– Omuz eklemi içi steroid enjeksiyon uygulamaları

– Elektroterapi elektrikle uyarma

– Ultrason uygulamaları

– Fizik rehabilitasyon ve germe, sarkaç egzersizleri

– Bireyin yaşantısını rahatsızlığına göre tertip edecek farklılıklar Misalin zorlayıcı hareketlerden uzak durma, çalışma pozisyonlarını tertip etme gibi

Düzey 3’te uygulanan cerrahi rehabilitasyon usulünde hastalığın gidişatına göre sarih cerrahi ya da artroskopik kapalı cerrahi rehabilitasyon mevzubahisidir. Cerrahi rehabilitasyonda omuz liflerini sıkıştıran kireçlenme dokuları osteofitler, kemikteki yapısal çarpıklıklar akromin kemiğindeki çarpıklık, omuz etrafı liflerde sıkışmaya neden olan dokuların subakromial bursanın eksizyonu, çıkartılması operasyonlarından oluşuyor. Operasyon sonrası yarıyılda hastanın lüzumuna göre rehabilitasyon programı verilebiliyor. Bununla kastedilen ise, omuz hareket sarihliğinin tekerrür sağlanması ve eforun artırılmasıdır. Genellikle sızıdan bütün kurtulma dört ayı almakla beraber bir seneye kadar uzayabiliyor.

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Eşlerin yüzde 81’i eşlerinin horlama hengamesi sebebiyle uykusuz kaldıklarını, %70’i ise ayrı odalarda yattıklarını söylediler. Ülkemizde de gidişat çok değişik değil. Aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eden horlama mevzusunda Prof. Dr. Suat Turgut, söyleme yaptı.

Horlama nedir

Horlama, uykuda daralmış olan üst solunum yolundan solunum esnasında havanın geçerken oluşturduğu türbülans sebebiyle, üst solunum yolu dokularının titreşimi ile oluşan sestir. Teneffüs ettiğimiz havanın sürati, fizik kaideyi gereği üst solunum yolunun çapıyla orantılı olarak çoğalır veya eksilir. Üst solunum yolu daraldıkça, soluduğumuz havanın süratiyle beraber horlamanın şiddeti de çoğalır. Bazı bireylerde horlama trafik hengamesine denk olan 80-90 db şiddetine erişir. Bu şiddette horlayan insanların bulunduğu odada, başka insanların yatması muhtemel değildir.

Horlama sosyal bir meseledir

Horlama, şiddeti ne olursa olsun sosyal bir meseledir. Bu gidişat, aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eder. Horlayan şahısla uyku partneri olan eşi birlikte uyumak istemez. Bazı gidişatlarda, odalar dahi ufalayabilir. Horlayan birey, ailenin öteki fertleri için uykusuz gecelerin mesulüdür, tatil ve iş gezilerinde ise istenilmeyen oda dostudur.

Horlama ciddi bir hastalık mıdır

Horlama, tıp dilinde Uyku Apnesi dediğimiz uykuda solunum durması ve Tıkayıcı Uyku Apnesi hastalığı ile beraber olduğunda oldukça ciddi olabilir. Böyle gidişatlarda, horlama solunum durması apne ile kesilir. Bu noktada horlama dinlenmez, solunum ise bütün durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki soluksuz kalma nöbetlerinin, bir saat içinde 7’den fazla görülmesi hayatı ciddi biçimde tehdit eder. Apne; hastalığın şiddetine göre hastalarda saatte 30-300 kere olabilmektedir. Solunum durunca, uykuda kan oksijen seviyeyi fazla oranda düşer. Kanda oksijen düşünce, beyindeki solunum merkezi uyarılarak solunum tekerrür başlatılır. Bu vaka olmazsa, uykuda ani vefatlar görülebilir. Oksijenin düştüğü bu yarıyılda, kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir zaman sonra kalp ritmi bozulurken, seneler içinde yüksek tansiyon ve kalp gelişmesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan şahıslar, uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz, asıl dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, bitkin ve yararsız geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama nasıl rehabilitasyon edilir

Horlama hastaları öncelikle birliktesi Tıkayıcı Uyku Apne Belirtiyi varlığı açısından dikkatlice incelenmeli ve gerekiyorsa hasta uyku testinden geçirilmelidir. Uyku testinde hasta, uyku laboratuvarında bir gece yatar. Burada horlama, apne rakamı ve süresi, kan oksijen seviyeleri, uyku derinliği gibi parametreler polisomnograf ismi verilen makinelerle tanımlanarak hastaya kesin teşhis konur. Hastada Uyku Apne Belirtiyi tespit etilmez ise, horlama genellikle KBB uzmanları tarafından uygulanan bazı cerrahi teşebbüsler, radyofrekans gibi usuller ve diş doktorları tarafından uygulanan ağız içi aparatlar ile rehabilitasyon edilebilir. Öncelikle üst solunum yollarında darlık yapan nedenler bulunursa, bunların rehabilitasyonu reelleştirilmelidir. Burundaki et veya kemik, damak veya ufak dildeki sarkmalar operasyonla düzenlenebilir.

Damak veya ufak dile uygulanabilecek operasyonlar direk olarak bıçak ile olabileceği gibi, lazer ya da son senelerde daha fazla kullanılan radyofrekansla da yapılabilir. Radyofrekans burundaki et gelişmeleri için de kullanılır. Lazer rehabilitasyonu çok sızılı olması ve neticelerinin çok yararlı olmaması sebebiyle giderek terk edilmektedir. Suratın ve dilin anatomik yapılarının düzenlenmesi alakalı daha büyük operasyonlar da vardır, ancak bunlar seyrek uygulanır. Horlamaya Uyku Apnesi eşlik ediyorsa, rehabilitasyon yaklaşımları tamamen değişir. Daha güçlü ve sıkıntılı bir rehabilitasyon süreci vardır. Hastayla doktor arasında iyi bir irtibat gerekir. Her iki tarafın da süreçte üzerine düşeni yapmasıyla bütün rehabilitasyon hakikatleşebilir ve hastanın hayat niteliği düzenlenebilir. Cerrahi rehabilitasyon yanında, uyku zamanınca üst solunum yoluna pozitif tazyikle hava veren CPAP aygıtları da rehabilitasyona destekçi olmaktadır.

Acı biber vefat tehlikesini yüzde 13 eksiltiyor

Acı biber vefat tehlikesini yüzde 13 eksiltiyor

Amerika Birleşik Devletlerindeki Vermont Üniversitesi Larner Tıp Fakültesi tahlilcileri, 2015 senesinde kalp, kanser ve solunum yolu hastalıklarına bağlı vefat tehlikesinin kumpaslı kırmızı acı biber harcayanlarda öbürlerine kıyasla yüzde 14 daha az olduğuna dair çalışmanın belirtilerini dayanaklar kalitede yeni bir çalışma yürüttü.

Neticeleri “PLOS ONE” mecmuasında yayımlanan çalışma, acı kırmızı biber harcamanın, özellikle kalp rahatsızlığına ve felce bağlı vefat tehlikesini yüzde 13 oranında eksilttiğini ortaya koydu.

Milli Sağlık ve Beslenme Araştırma Anketi’ni bilgi tabanını kullanarak 16 bin şahsın son 23 senelik anket neticelerini inceleme eden analistler, katılımcıları acı biber tüketimlerine göre sınıfladı.

Yüzde 13 eksiltiyor

Araştırmayı idareyen Prof. Dr. Benjamin Littenberg ve takımı, kumpaslı olarak acı biber harcayanlarda vefat tehlikesinin, harcamayanlara oranla yüzde 13 daha az olduğunu buldu.

Analistler, acı biber harcayanların çoğunlukla erkeklerden, gençlerden, beyaz ırktan, Meksika orijinli Amerikalılardan, konutlulardan oluştuğunu tanımladı. Acı biber beğenenler, aynı zamanda beğenmeyenlere oranla daha fazla içki ve sigara kullanıyor, daha fazla protein ve sebze harcıyor ve kazanç seviyeleri daha düşük.

Bağışıklık sistemini destekliyor

Daha evvel yapılan çalışmalar, bibere acılığını veren kapsaisin maddesinin, obeziteyi yasaklayan ve sıhhatli kan akışını sağlayan hücresel ve moleküler mekanizmaları harekete geçirdiğini, aynı zamanda bağırsak florasını değiştirip bağışıklık sistemini dolaylı olarak etkileyen antimikrobiyal özelliklere sahip olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Littenberg ve takımı, kapsaisin maddesinin bu özelliklerinin vefat tehlikesini eksiltmede de ehemmiyetli bir rol oynadığına işaret etti.

Çin’de araştırmalar yapıldı

2015’te yapılan çalışmada Çinli, İngiliz ve Amerikalı analistler, 500 bin Çinlinin yeme alışkanlıklarını 7 sene süresince izlemiş ve kumpaslı olarak baharat ve acı biber harcayan şahıslardaki vefat oranlarının öbürlerine göre yüzde 14 daha az olduğunu kaydolmuştu.

Reflüye karşı alınması gereken 7 ihtiyat

Reflüye karşı alınması gereken 7 ihtiyat

Kimi zaman göğüs ortasında yanma, sızı, ağza acı su gelmesi kimi zaman da ses kısıklığı ve kuru öksürükle kendini gösterebilen reflü, en yaygın sindirim hastalıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Her yaşta görülebilen ve giderek çoğalan bu hastalığın ortaya çıkmasında en büyük etmen, yanlış beslenme alışkanlıkları olarak gösteriliyor. Reflü rehabilitasyon edilmediğinde hayat niteliğini düşürüp, iş yaşamını negatif etkilemekle kalmıyor, yemek borusuna hasar verip kansere giden yolu dahi açabiliyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Musa Aydınlı, reflü ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Yemek yiyememekten kansere kadar pek çok neticeyle karşılaşılabilir

Mide suyu; asit, mide enzimleri ile bazen safra kapsar ki bunlar eritici ve devirici tesirlere sahiptir. Yenilen yemekler bu sayede hazmedilir. Bunu yaparken sindirim uzuvlarımız mide suyundan kendilerini gözetmek zorundadır ve bunun için de aktif korunma sistemlerine sahiptir. Ancak korunma sistemlerinin noksan kalması gidişatında reflü hastalığı ortaya çıkar. Balanssız ve kumpassız beslenme, kiloluluk, sigara, içki, stres vb. etmenler korunma sitemlerini negatif tesirler. Mide suyu zamanla yemek borusunun içini döşeyen dokuyu yaralar ve asit özgür asap uçlarına erişir. Bu da sızı gibi yakınmaların ortaya çıkmasına neden olur. Hastalık göz arkasını edilir ve hakimiyet altına alınmaz ise sızı ve yanmanın ötesinde riskli ebatlara erişebileceği unutulmamalıdır.

Bazen hasta kalp krizi geçirdiğini dahi sanabiliyor

Yemeklerden sonra olan bazen gece uykudan uyandırabilen göğüs ortasında yanma ve sızı, ağıza acı su gelmesi bu hastalığın tipik yakınmalarıdır. Sızılar bazen o kadar çok şiddetli olabilir ki hasta kalp krizi geçirdiğini dahi sanabilir. Mide suyu ve besinler boğaza, hatta ağza kadar erişebilir. Bu gidişatta boğaz sızısı, ses kısıklığı, öksürük, ağız kokusu ve özellikle çocuklarda ağız-diş meselelerine neden olabilir. Öte yandan hastalığın ender de olsa tipik yakınmalara yol açmadan kanama, yemek borusunda darlık veya kanser ile karşımıza çıkabileceği de unutulmamalıdır.

Reflüden korunmak için teklifler

1 Balanslı, kumpaslı ve sıhhatli beslenme en ehemmiyetlisidir. Natürel mahsuller seçim edilmelidir. Öğün saatleri kumpaslı olmalı, öğünler sıçranmamalı, akşam öğünleri azıcık hafif olmalı ve geç saatlere kalmamalıdır.

2 Yemekten sonraki 3 saat içinde uzanıp uyunmamalı, uyumadan evvel midemizin yediklerimizi sindirmesi için beklenmelidir. Geç saatlerde, yatmadan evvel atıştırma yapılmamalıdır, uyumadan evvel kesinlikle midenin boş olması zorunludur.

3 Lüzumumuzdan fazla yemek yemekten, güç sindirilecek, yağlı, etli ağır yemeklerden, kızartma, hamur işi ve mayalı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Gaz yapacak baklagiller, sebzeler ve meyveler kararınca harcanmalıdır.

4 Hazır ve katkılı besinler, asitli gazlı meşrubatlar, fazla acı, turşu, tuzlu, baharatlı, soslu yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Çikolata, kahve, sıcak meşrubatların çok sıcak içilmesi reflüyü çoğaldırır.

5 Orta uzun vadede fazla kiloların verilmesi, kiloluluk ile gayret, egzersizin çoğaldırılması, gerekirse bu mevzuda uzmanlardan takviye alınması ehemmiyetlidir.

6 Sigara ve içkiden sakınılmalıdır.

7 Stres, fazla bitkinlik, gerginlik ve uykusuzluktan sakınılmalıdır

Page 1 of 161 2 3 16