Topuklu kundurayla üç sene balansı bozuyor

Topuklu kundurayla üç sene balansı bozuyor

Güney Kore’deki Hanseo Üniversitesi’nden bilim insanları, haftada en az 3 kere 10 cm topuklu kundura giyen 40 Koreli kadının ayaklarını araştırdı. Araştırma neticesinde, üç sene süresince kumpaslı olarak ‘topuklu’ giymenin bazı adalelerin baskın hale gelip ayakların natürel balansının bozulmasına neden olduğunu ve bilek burkulmalarının yaşanma ihtimalini artırdığını ortaya çıkardı.

Tahlilci takımın lideri Dr. Yong Seok Jee, bayanların ayak sıhhatlerini gözetmek için ya kesintisiz topuklu kundura giymekten bırakmaları ya da kumpaslı olarak bacak adalelerini kuvvetlendirecek egzersizler yapmaları gerektiğini söyledi.

Dr. Seok, bayanların topuklarının üzerinde yürüyerek ya da ayaklarının taban kavisine bir havlu yerleştirip esneme egzersizleri yaparak topukluların ayak ve bacaklarına verdiği hasarı eksiltebileceklerini söyledi. Araştırma, International Journal of Clinical Practice adlı akademik mecmuada yayınladı.

Bu virüs her 10 bayandan 8’inde var

Bu virüs her 10 bayandan 8'inde var

Rahim ağzı kanseri dünyada bayanlar arasında en sık görülen 2’nci kanser cinsi olarak öğreniliyor. Ancak erken teşhis ve doğru rehabilitasyon tasarılaması ile rahim sızı kanseri ile baş etmek olası olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nadide Korkut, rahim ağzı kanseri ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Rahim ağzı kanserinin en ehemmiyetli sebebi cinsel yolla gecen HPV virüsleridir

Rahim ağzı kanseri HPV virüsünün neden olduğu anormal hücrelerin dağılması ile oluşmaktadır. Ancak bu anormal hücrelerin kansere dönüşmesi uzun seneler sürebilmektedir. HPV son derece yaygın, bulaşıcı ve bazen hiç bulgu vermeyen, cinsel yolla gecen bir virüstür. Bulgu göstermediği için dağılması çok basit olan HPV ‘nin 100’den fazla cinsi vardır ve hepsi kanserojen değildir.

Genital siğil görülebiliyor

Her 10 bayandan 8’i bu virüsle 50 yaşına kadar karşılaşmaktadır. Beden eforlu bağışıklık sistemiyle bu virüsleri yenebilmekte ancak bazen kanserojen HPV virüsleri rahim ağzında anormal hücreler oluşturarak; seneler sonra rahim ağzı kanseri alana getirebilmektedir. Bazı HPV tipleri ise genital siğillere neden olabilmektedir. Bunların rehabilitasyonu muhtelif yollarla yapılmaktadır. Bu rehabilitasyon metotları; cerrahi olarak siğili almak, koterize etmekyakmak,kriyo yapmakdondurmak ve ilaç tasarılamasıdır. Genital siğiller bayanda ciddi bir psikolojik imha yaratabilmektedir. Özellikle bulaşıcı olması; rehabilitasyondan sonra tekerrür edebilmesi ve rehabilitasyonun sızılı ve zaman akdikeni bir süreç olması bayanda ciddi psikolojik problemler yaratabilmektedir.

Şahsi paklik ve hijyen ehemmiyetli

HPV %90 cinsel yolla; % 10 ise el ile temas, tuvalet ve şahsi hijyen malzemeleri ile bulaşabilmektedir. Birden fazla partnerin bulunması, HPV bulaşıcılığı acısından çok tehlike taşımaktadır. HPV; cinsellik dışında bebeğe doğum esnasında da geçebilir ve bu sebeple bu hamileliklerde sezaryen gerekebilmektedir. Zira bazı HPV virüsleri çocukta ilerleyen senelerde farenks boğaz kanseri oluşturabilmektedir. Virüs 72 saat yaşayabildiği için bebek bakıcılarının ellerinden bebeklere geçebilmektedir.

Kumpaslı jinekolojik tetkik ve smear testi yaşam kurtarır

Bu virüsün iki ay ya da 10 sene evvel bedene girme ihtimali mevzubahisi olabilmektedir. Bir defa cinsel ilişkide bulunmak, bu kansere tutulabilme ihtimalini göstermektedir. Başka Bir Deyişle seneler evvelki bir ilişkiden kapılan virüs; karşımıza 10 sene sonra rahim ağzı kanseri olarak çıkabilmektedir. Çoğu zaman hiçbir bulgu vermemektedir. Bu sebeple kumpaslı jinekolojik tetkik ve smear testi yapılması önerilir. Zira papsmear, HPV ‘nin hücrelere yaptığı erken zararın anlaşılmasını ve hastanın hakimiyet altında yakalanmasını sağlamaktadır. Ayrıca artık PRC tekniğiyle; kanserojen olan HPV tiplerini de tespit edilebilmesi olası olabilmektedir.

45 yaşına kadar tüm bayan ve erkeklerde aşı uygulanmalıdır

HPV virüsüne karşı aşı yapılması da rahim ağzı kanserinden korunmada en ehemmiyetli yollardan biridir. Aşının cinsel ilişkiden evvel tüm genç kızlara ve muhtemelse 45 yaşa kadar tüm bayanlara ve erkeklere de yapılması gerekmektedir. Zira HPV erkeklerde de bazı kanser cinslerine yol açmakta ve taşıyıcılıkla HPV aktarımına neden olmaktadır.

Sütun kanserine neden olan etmenler

Sütun kanserine neden olan etmenler

Millet arasında kalın bağırsak kanseri olarak öğrenilen sütun kanseri, ülkemizde en sık görülen kanserler arasında 3. sırada bulunuyor. Kalın bağırsakta polip varlığının erken yarıyılda tespit edilmesi ve rehabilitasyon tasarılaması yapılması hastaların hayat niteliği ve zamanını artırıyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolga Aliyazıcıoğlu, sütun kanserinin bulguları ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Bulguları umursamama etmeyin

Dünyada her sene 750 bin, ülkemizde ise 5 bin şahsın yaşamını kaybettiği sütun kanseri geçmeyen halsizlik, söylenemeyen kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile kendini gösterebilmektedir. Ayrıca her zaman basmakalıp bir kalınlıkta gelen büyük abdestin incelmesi, makat ve büyük abdestte kan görülmesi, yumurta akı görünümlü salgı gelmesi, bağırsakta tıkanma, karında şişlik ve sızı gibi bulgular sütun kanserinin en ehemmiyetli belirtileri arasında bulunmaktadır.

Sütun kanserlinin sebepleri ve tehlikeleri

Sütun kanserine çoğunlukla ufak, kanser olmayan adenomatöz polip denilen lezyonlar kaynak olmaktadır. Tüm polipler kansere dönüşmez ancak bulgu vermedikleri için tespit edildiklerinde kesinlikle çıkartılması gerekmektedir. Bir Hayli hastada sütun kanserinin kaynağı belirli değildir. Ancak tüm kanserlerde olduğu gibi sıhhatli hücre Deoksirübo Nükleik Asidinde olan zararlar sütun kanserine de neden olmaktadır.

Sütun kanseri tehlikesini artıran nedenler şöyle sıralanmaktadır:

– Yaş: Genç yaşlarda da görülebilen kolan kanseri sıklığı, yaş ilerledikçe özellikle de 50 yaşından itibaren çoğalmaktadır.

– Beslenme: Nebatsal lif oranı düşük ve yüksek yağlı beslenme sütun kanseri tehlikesini yükseltmektedir.

– Daha evvel öğrenilen sütun polipleri bulunması: Evvelden kolonoskopik olarak sütun polibi çıkarılan hastalar kesinlikle muhakkak aralıklarla hakimiyetlerini yaptırmalıdır.

– İnflamatuar bağırsak hastalığı: Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olanlarda kolorektal kanser büyüme tehlikeyi daha yüksektir.

– Genetik olan anne-baba, kardeş veya çocuğunda sütun kanseri olan bireylerde yüksektir.

– Hareketsiz fiziksel etkinlikten uzak hayat kanser tehlikesini artırmaktadır.

– Işınıma maruziyet: Başka bir hastalık sebebiyle prostat kanseri, serviks kanseri ve vagina kanseri pelvik radyoterapi uygulanan hastalarda tehlike daha yüksektir

– Sigara ve içki kullanımı bir hayli rahatsızlığa neden olan sigara ve içki sütun kanserini de tetiklemektedir.

– Obezite, çağımızın en ehemmiyetli sıhhat meselelerinden birisi olan fazla kilo tüm kanser cinsleri gibi kolan kanserine de neden olabilmektedir.

50 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmayı umursamama etmeyin

Ailesinde daha evvel kolorektal kanser görülenlerin şahıslar kalıtsal ve genetik etkenler sebebiyle tehlike altında bulunmaktadır. Ailesinde sütun kanseri olan şahısların, akrabasında kaç yaşında sütun kanseri tespit edilmişse bundan en az 10 sene evvel kolonoskopi yaptırmaya başlaması gerekmektedir. Ailesinde sütun kanseri öyküsü olmayan ve rastgele bir şikayeti bulunmayan şahısların ise 50 yaşında kesinlikle kolonoskopi yaptırması, her 5 senede bir ise bu harekâtı yinelemesi gerekmektedir. Tüm bunların dışında bazı ihtiyatların alınması da bereketli olacaktır.

– Nebatsal lif oranı yüksek besinler seçim edilmeli

– Doymuş yağ oranını eksiltilmeli

– Sigara, içki ve eşi maddelerden uzak durulmalı

– Günde en az 30 dakika egzersiz yapılmalı

– Fazla kilolardan korunmalıdır.

Vefatların yüzde 40’ı bu hastalıktan kaynaklanıyor

Vefatların yüzde 40'ı bu hastalıktan kaynaklanıyor

Türkiye İstatistik Müesseseyi TÜİK, 2013 senesine ait vefat sebebi istatistiklerine söyledi. Buna göre, en fazla vefata neden olan hastalıklar yüzde 39,8 ile dolaşım sistemi, yüzde 21,3 ile iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar, yüzde 9,8 ile solunum sistemi, yüzde 5,6 ile endokrin, beslenme ve metabolizmayla alakalı hastalıklar, yüzde 5,5 ile dışsal yaralanma sebepleri ve zehirlenmeler ile yüzde 4,1 ile asap sistemi ve duyu uzuvları hastalıkları oldu.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı vefatların en çok bayanlarda, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlardan kaynaklı vefatların ise erkeklerde görüldüğü tespit edildi.

Dolaşım sistemi kaynaklı vefatların yüzde 38,8’ini iskemik kalp hastalığı oluşturdu. Bunların yüzde 25,2’si serebro-vasküler hastalık, yüzde 17,7’si değişik kalp hastalığı ve yüzde 12,8’i hipertansif hastalıklardan kaynaklandı.

En fazla vefata yol açan urlar

Makûs mizaçlı ur sebebiyle hakikatleşen vefatların yüzde 31,3’ne gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin makûs mizaçlı uru, yüzde 8,9’una midenin makûs mizaçlı uru, yüzde 8,2’sine lenfaid ve hematopoetik makûs mizaçlı uru, yüzde 6,9’una sütunun makûs mizaçlı uru ve yüzde 5,9’una pankreasın makûs mizaçlı urları neden oldu.

Dolaşım sistemi hastalıklarına en fazla görüldüğü yaş grubu 75-84 olurken, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar ise en fazla 65-74 yaş grubunda görüldü.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı vefatların oranının azami olduğu ilk beş şehir sırasıyla Kırklareli, Yozgat, Uşak, Bolu ve Denizli oldu. Ayrıca, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar sebebiyle hakikatleşen vefatların oranının azami olduğu ilk beş şehir ise sırasıyla İstanbul, Kocaeli, İzmir, Rize ve Tekirdağ olarak tanımlandı.

En çok öldüren hastalıklar

29 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

En çok öldüren hastalıklar

Türkiye İstatistik Müesseseyi TÜİK, 2013 senesine ait vefat sebebi istatistiklerine söyledi. Buna göre, en fazla vefata neden olan hastalıklar yüzde 39,8 ile dolaşım sistemi, yüzde 21,3 ile iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar, yüzde 9,8 ile solunum sistemi, yüzde 5,6 ile endokrin, beslenme ve metabolizmayla alakalı hastalıklar, yüzde 5,5 ile dışsal yaralanma sebepleri ve zehirlenmeler ile yüzde 4,1 ile asap sistemi ve duyu uzuvları hastalıkları oldu.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı vefatların en çok bayanlarda, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlardan kaynaklı vefatların ise erkeklerde görüldüğü tespit edildi.

Dolaşım sistemi kaynaklı vefatların yüzde 38,8’ini iskemik kalp hastalığı oluşturdu. Bunların yüzde 25,2’si serebro-vasküler hastalık, yüzde 17,7’si öteki kalp hastalığı ve yüzde 12,8’i hipertansif hastalıklardan kaynaklandı.

En fazla vefata tümerler yol açıyor

Makûs mizaçlı ur sebebiyle reelleşen vefatların yüzde 31,3’ne gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin makûs mizaçlı uru, yüzde 8,9’una midenin makûs mizaçlı uru, yüzde 8,2’sine lenfaid ve hematopoetik makûs mizaçlı uru, yüzde 6,9’una sütunun makûs mizaçlı uru ve yüzde 5,9’una pankreasın makûs mizaçlı urları neden oldu.

Dolaşım sistemi hastalıklarına en fazla görüldüğü yaş grubu 75-84 olurken, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar ise en fazla 65-74 yaş grubunda görüldü.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı vefatların oranının azami olduğu ilk beş şehir sırasıyla Kırklareli, Yozgat, Uşak, Bolu ve Denizli oldu. Ayrıca, iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı urlar sebebiyle reelleşen vefatların oranının azami olduğu ilk beş şehir ise sırasıyla İstanbul, Kocaeli, İzmir, Rize ve Tekirdağ olarak tanımlandı.