Dişlerinize hasar veren alışkanlıklar

Dişlerinize hasar veren alışkanlıklar

Dişlerinize hasar veren makûs alışkanlıkların neler olduğunu Hisar Intercontinental Hospital Ağız ve Diş Sıhhati Uzmanı Dt. Banu Okur Çakmakcı’ anlattı…

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLA

Bu ilaç gayeyi 12’den vuracak

Bu ilaç gayeyi 12'den vuracak

Türk ve Fransız bilim adamları, TÜBİTAK ile Fransız Milli Bilimsel Araştırma Merkezi CNRS ortaklığında yürütülen proje ile genlerin kodlanarak kanser rehabilitasyonunda kullanılan ilaçların, yalnızca kanserli hücreleri etkilemesini sağlamak üzere çalışıyor.

Türkiye’den İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi ile Fransa’dan Sorbonne, Paris Est Üniversitesi ve Kuzey Paris Üniversitesi’ndeki biyokimya, elektrik ve elektronik mühendisliğiyle matematik dallarından akademisyenler, “Parametre Bilinmeyenliği Altında Hücre İçi Ağların Modellenmesi, Tahlili ve Optimal Hakimiyeti” başlıklı araştırma projesi ile kanserli hücrelerin dağılmasının, sıhhatli hücrelere hasar verilmeden durdurulması emeli ile toplandı.

Hücrenin ilacı almasına gen karar veriyor

Projenin yürütücülüğünü üstlenen İzmir Ekonomi Üniversitesi İEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, yaptığı söylemede, kullanılan ilacı bir hücrenin içine alıp almamasına genlerin karar verdiğini belirterek, araştırmada genlerin, birbirleri ile etkileşiminde tavır şekillerini araştırdıklarını kaydoldu.

Sıhhatli hücreler hasar görmeyecek

Bunun tespit etilebilmesi ve hakimiyet edilebilmesi gidişatında sıhhatli hücreye hasar vermeden kullanılan ilacın yalnızca kanserli hücreye tesir etmesinin sağlanabileceğini ifade eden Güzeliş, “Hücrenin bir ilacı içine alıp almamasını gen karar veriyor. Kanser rehabilitasyonunda da emin genleri tesirsiz hale getirmeyi ya da bazı genleri faal değilse faal hale getirmeye çalışıyoruz. ‘Genlerin birbirleriyle etkileşimlerini nasıl hakimiyet ederiz’ sualinin cevabı üzerinde duruyoruz” dedi.

Güzeliş, çalışmalarını gen haritası tamamen öğrenilen tek canlı olan kolibasili üzerinde hakikatleştirdiklerini belirterek, bir seneyi geride vazgeçen çalışmalarda tahlilcilerin kendi öngörülerini deneylerle doğrulama yoluna gideceğini bildirdi. Çalışmaları ile gelecek süreçte yeni araştırmalara esas oluşturmayı da hedeflediklerini dile getiren Güzeliş, bu biçimde son niyetlerinin kanser için ilaç üretilmesi olduğunu belirtti.

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Bedenin asit balansını kumpasa sokan, kanı filtreleyen, zorunlu hormon ve enzimleri üreten başka bir deyişle sıhhatli bir insan olabilmek için çok ehemmiyetli uzuvlarımızdan olan böbrekler, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı kusurlar sebebiyle hasar görüyor. İşte böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar.

Fazla protein tüketimi

Fazla protein tüketimi, fazla amonyak üretir. Böbrek ise bunu nötralize etmek için fazla çalışır ve böylece yavaş yavaş efordan düşer.

Tuz

Çok fazla tuz harcanması, beden elektrolitlerini ve kan tazyikini tertip etmek için böbreklere fazla baskı uygular.

Dehidrasyon

Böbrek muntazam bir biçimde çalışabilmek için suya lüzum dinler. Bunun için günde takribî 10 kadeh su içilmeli. Yeterince su harcadığınızı kavramak için idrarınızın rengine bakmalısınız.

Sigara

Kan damarlarının daralması ve sertleşmesiyle irtibatlı olarak böbrekler de dahil tüm beden uzuvlarına kan temini negatif olarak etkilenir.

sigara

İçki

Çok fazla içki tüketimi, kandaki ürik asit seviyesini artırır. Böbreklerdeki boruların tıkanmasına ve taş yaradılışına neden olur.

alkol

İlaçlar

İlaçların makûsa kullanımı, özellikle sızı kesici, böbreklere hasar verebilecek yan tesirlere yol açabilir.

ilaç

B6 vitamini noksanlığı

Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, B6 vitamini noksanlığının böbrek taşı tehlikesini artırdığını gösterdi. Bu vitamin kaynakları arasında ayçiçeği tohumları, Antep fıstığı, nohut, balık ve nişastalı sebzelerde bulunuyor.

nohut

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Sıhhatli dişlere sahip olmak için günde 2 kere dişleri fırçalamamız, diş ipi kullanmamız ve kumpaslı aralıklarla diş doktoru hakimiyetine gitmemiz gerektiğini anımsatan Bağcılar Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Diş Doktoru Oğuz Kara, “Ancak bunun yanında hangi besinlerin dişlerimize ne kadar hasar verdiğini de öğrenmemiz gerekir. Özellikle dişler için en hasarlı ve uzak durulması gereken şey besin ve meşrubatların içerisindeki asittir. Asit, besinlerin içinde direk bulunabileceği gibi aldığımız yiyeceklerdeki karbonhidratların ağızdaki bakteriler tarafından isyankarda dönüşmesiyle de oluşur. Dişlere en çok hasar veren karbonhidrat ve asit kapsayan yiyecek ve meşrubatlardan olası olduğu kadar uzak durulması gerekmektedir” dedi.

Diş Doktoru Oğuz Karasağlıklı bir tebessüme sahip olmak için uzak durulması gereken 10 hasarlı besin ve meşrubatı söyledi. İşte o gıdalar:

Sigara: Diş ve diş etlerine hasar vererek ağız kokusuna neden olur.
Alkol: Tükürük ağızımızdaki plağın ve asidin tesirini eksiltecek ilk korunmamızdır. Bu surattan ağız kuruluğuna neden olacak her şey diş için hasarlıdır. Alkol de ağız kuruluğuna neden olacağı için kullanılmaması gereken bir içecektir.
Meyve Suları: PH’ı 7 den düşük olan besinler dişlere hasar verir. PH ‘I 2,5 olduğu için meyve suları da dişlere hasarlıdır.
Limon: PH’ı 2 olduğu için dişler için hasarlıdır.
Kola: En hasarlı meşrubatlardan biridir. Zira hem fosforik asit hem şeker hem de sitrik asit içerir.
Enerji meşrubatı: Sitrik asit ve şeker kapsadıklarından dolayı dişler için hasarlıdır.
Yapışık besinler lokum, jeli bon vb. : Tatlı şekerlemelerden daha hasarlıdır. Zira daha fazla şeker verirler ve aynı zamanda sitrik asit içerirler.
Kuru meyve: Kuru meyveler karbonhidrat ihtiva eder. Aynı zamanda kuru meyveler yapışık olduklarından ağız içinde daha uzun müddet kalır. Kesintisiz kuru meyve yiyip dişlerinizi fırçalamamanız dişlerinizin çürümesine neden olur.
Buz: Buz çiğnemek iyi bir fikir değildir. Buz çok serttir. Şayet daha önceki büyük dolgularınız varsa buz yediğiniz zaman çok basit bir biçimde dişleriniz kırılabilir. Soğuk aynı zamanda dişlerinizin kamaşmasına neden olur.
Beyaz ekmek: Tükürükte bulunan amiloz enzimi karbonhidratları şekere çeviren enzimdir. Fakat şekeri hasarlı kılan şey ağızdaki bakterilerin şekeri yemesi ve asit ortaya çıkarmasıdır. Şayet ağızda hiç plak yoksa şekeri isyankarda çevirecek ve diş çürüğü oluşturacak bir şey de yoktur.

Uyumadan evvel telefona bakmak hasta ediyor

Uyumadan evvel telefona bakmak hasta ediyor

7’den 70′ e herkesin elindeki uslu telefonlar, yaşamın her anında yanımızda. Tam gün elimizden düşürmediğimiz bu telefonlar, uyurken de hemen yanı başımızda duruyor. Büyük bir kısmımız da uyumadan evvel son bir defa sosyal mecralar, haberler veya başka şeylere bakmak için uslu telefonlara bakıyoruz. Peki bu alışkanlığın bizi hasta ettiğini öğreniyor musunuz?

Gece suni ışık, uyku ve kurnazlığı tertip eden melatonin hormonu yapımını bastırır. Düşük melatonin bunalım, kanser, obezite, kalp hastalıkları ve kırılgan bağışıklık sistemi ile sonuçlanabilir. Bu sebeple erken yatmak sıhhatiniz için iyi bir seçim olacaktır.

Dişlerinize zarar veren 15 kötü alışkanlık

Dişlerinize zarar veren 15 kötü alışkanlık

Dişlerinize zarar veren kötü alışkanlıkların neler olduğunu Hisar Intercontinental Hospital Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Banu Okur Çakmakcı anlatıyor.

Biberon kullanmak
Bebeğinize meyve suyu, süt ya da formül mamayı uyku saatinde biberonla vermek diş çürüklerine davetiye çıkarabilir. Bu nedenle bebeğinize gece yatmadan önce sıvı veriyorsanız biberon ağzındayken uyumamasını sağlamaya çalışın.

Diş gıcırdatmak
Stres ve uyku alışkanlıklarının neden olduğu diş gıcırdatma zamanla dişlerinize zarar vererek ağrıya yol açar. Gündüzleri sert gıdalardan kaçınarak ve geceleri koruyucu apareyler kullanarak ağrıdan kurtulabilirsiniz.

Sakızlı şeker çiğnemek
Tüm şekerli besinler, özellikle daha uzun süre çiğnendiği için şekerli sakızlar diş çürüğünü teşvik eder.

Şişe kapağı açmak için dişleri kullanmak
Dişlerinizle şişe kapakları ya da plastik ambalajları açmayı denemeyin. Bu yanlış alışkanlık dişlerinizde çatlaklara neden olabilir.

Spor içecekleri ve meyve sularını çok tüketmek
Spor içecekler enerji verme özelliği taşıdığından içlerindeki şeker oranı genellikle yüksektir. Bu içecekler diş minesi üzerinde asit saldırısı oluşturur. Bu tarz içecekleri sık tüketirseniz dişleriniz daha hızlı çürür. Meyve suyu pek çok vitamin ve antioksidanı bir arada içerse de ne yazık ki çoğunda şeker vardır. Bu yüzden hazır meyve suları yerine mevsiminde taze olarak sıkılmış meyve suları tüketin. Ayrıca su ekleyerek şeker içeriğini de azaltabilirsiniz.

Sık sık atıştırmak
Çok sık atıştırmak dişlerinizde gıda kalıntıları bırakarak bakteri plağı oluşumuna neden olur; bu da çürümeyi hızlandırır.

Kalem çiğnemek
İş stresinden ya da yoğunlaştığınız zamanlarda kalemlerin başlarını çiğniyorsanız dişlerinize ciddi zarar veriyor olabilrsiniz.

Kahve ve sigara içmek
Çok fazla kahve tüketiyorsanız dişlerinizde zamanla renk değişimi ve sararmalar görülebilir. Eğer dişlerinizdeki renk değişikliği konusunda endişeleriniz varsa diş hekiminizle konuşun. Sigara gibi diğer tütün ürünleri de dişlerinizde lekelenme ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Tütün kullanımı aynı zamanda ağız kanserinin de en önemli nedenlerinden biridir.

Yeme bozukluğu problemleri
Özellikle tatlı tüketiminiz çok yüksekse diş çürümesi problemiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Ayrıca bulimia gibi yeme bozukluğu problemleri yaşıyorsanız sürekli kusmak, kusmuk içerisinde bulunan güçlü asitler nedeniyle dişlerinizi aşındırır ve kötü ağız kokusuna neden olur.

Çekirdek çitlemek
Çekirdek çitlerken çekirdek artıkları ara yüzlere takılıp diş ve dişetine zarar verebilir.

Aşılar her sene 3 milyon çocuğun yaşamını kurtarıyor

Aşılar her sene 3 milyon çocuğun yaşamını kurtarıyor

Aşıların hastalıkların önlenmesindeki en esas unsurlarından biri olduğunun altını çizen DoktorTakvimi.com hekimlerinden Uzman Dr. Efsun Sızmaz, bu iddiaların bilimsel bir desteğinin olmadığına dikkat sürükleyerek “Aşı cemiyet sıhhatinin iyileştirilmesi açısından insanlık tarihinin en ehemmiyetli buluşlarından biridir” diyor.

Bazı hekimler aşıya gerek olmadığını, aşının değişik hastalıklara neden olduğunu iddia ederken; uzmanlar ve sıhhat iş teşkilatları, özellikle çocuklarda aşılanma yapılmadığı takdirde yalnızca çocuğun sıhhatinin de tehlikeye girdiğinin söylüyor. Çocuk sıhhatinde gözetici sıhhat hizmetlerinin son derece ehemmiyetli bir yer yakaladığına dikkat sürükleyen Sızmaz, “Gözetici sıhhat hizmetlerinin en ehemmiyetli unsurlarından birisi de aşıyla yapılan bağışıklamadır. Hastalıkların önlenmesi, rehabilitasyona göre her zaman daha tesirli ve daha ucuzdur. Aşılar da hastalıkların önlenmesinde en esas unsurlardan biridir. Ayrıca bazı aşılar yalnız aşılanan çocukları değil aşılanmayan çocukları da gözetir. Aşılama cemiyet sıhhatinin iyileştirilmesi açısından insanlık tarihinin en ehemmiyetli buluşlarından biridir” diyor.

Pnömokok ve Rotavirus aşılarıyla vefat oranları daha da eksilecek

Efsun Sızmaz, hastalık yapma beceriyi yok edilmiş bakteri veya virüslerin ya da bakterilerin zehirli maddelerinin hasarlı tesirlerinin yok edilmesiyle elde edilen aşının, hastalığın ortaya çıkmasını veya hastalıkların negatif tesirlerinin yaradılışını yasakladığını andırdırıyor. Uzm. Dr. Sızmaz, laflarını şöyle sürdürüyor: “Günümüzde kullanılan aşılarla bağışıklama oranlarının artırılması ve ehemmiyetli vefat sebeplerinden ikisi olan pnömokok ve rotavirus gibi mikroorganizmalara karşı yeni geliştirilen aşıların kullanıma girmesiyle beraber çocuk vefatlarının daha da eksiltilmesi amaçlanıyor. Ancak yeni geliştirilen aşıların pahalı olması sebebiyle bu aşıların milli aşı takvimlerinde yer almaları zaman alacak.”

Aşıyla olan bağışıklık uzun müddetlidir

Bağışıklık sisteminin bir kısmının enfeksiyon hastalıklarına karşı korunma için çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Sızmaz, bağışıklığın faal ve pasif olmak üzere iki yolla kazanılabildiğini anlatıyor: “Faal bağışıklık ya hastalık geçirilmesiyle ya da aşılarla sağlanır. Bu cins kazanılan bağışıklık uzun müddetlidir. Pasif bağışıklık ise öteki insanlar ya da hayvanlardan antikorların immün globülinler alınmasıyla sağlanır. Bu yolla sağlanan bağışıklık kısa müddetlidir, birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Anneden bebeğe plasenta yolu ile antikorların geçmesi, kan ve kan mahsullerinin verilmesi bütün kan, plazma, alyuvar ve trombosit süspansiyonları, immün globülin preparatları gibi pasif bağışıklık sağlayan vaziyetlerdir.” dedi.

İddiaların bilimsel bir ispatı yok

Uzm. Dr. Sızmaz: “Misalin DTP ile ani çocuk vefatı belirtiyi, hepatit B aşısı ile MS, MMR aşısı ile otizm, Hib ile DM, Tiomersal ile akıl geriliği, OPV ile AIDS, kombine aşılar ile immün sistemin fazla yüklenmesi gibi henüz bilimsel olarak bir ispatı bulunmayan yargılamalar oldukça yaygın. Günümüzde bazı aşıların stabilizasyonunu sağlamak için tiomersal sınan etil cıvaya eş bir organik madde kullanılır. Bu sıhhate hasarlı metil cıvaya benzemez, bedenden daha süratli metabolize olur ve atılır. 6 dozluk uygulama ile maksimum 200 mikrogram cıva alınır ve bu kıymet Dünya Sıhhat Örgütü’nün limitinin çok altındadır. Aşılar iddia edildiği gibi astım da yapmaz” diye söyledi.

Aşıların ani bebek vefat belirtisine yol açtığına dair iddialar da var. Bu iddiaların bilimsel bir yardımı olmadığını belirten Uzm. Dr. Sızmaz, bilimsel olarak ani bebek vefat belirtisinin nedenlerinin prone yüzüstü pozisyonunda yattırmak, annenin sigara kullanımı, yumuşak yatak, biberonla beslenme, düşük doğum ağırlığı olduğunu anlatıyor. Son yarıyılda bu belirtinin yaşandığı çocukların genellikle aşısız olduğunun görüldüğünü söylüyor.

Aşılar mevzusunda duyarlı olunmalı

Uzm. Dr. Sızmaz, yeniden grip aşısı ve GBS Guillain Barre Belirtiyi- Adale eforsuzluğu ve geçici paraliziler arasındaki ilişki denetlendiğinde bu çocukların yüzde 99’unun aşılanmamış çocuklar olduğu görüldüğünü andırdırıyor. Grip aşısı sonrası GBS görülme ihtimalinin bir milyonda 1-2 iken, cemiyette bir milyonda 10-20, grip geçirenlerde ise bir milyonda 40 olduğunu ifade ediyor. Her sene aşı uygulamalarıyla 3 milyon çocuk aşılanmamaya bağlı oluşan hastalıkların yol açtığı vefatlardan kurtulduğunun altını çizen Uzman Dr. Sızmaz, “Aşılanma çocukların hakkıdır ve bu hak ellerinden alınmamalıdır. Ayrıca aşılar ve gözetici doktorluk mevzusunda duyarlı davranmak biz doktorların da mesullüğü” diyor.

Kaparinin mucizevi yararları

Kaparinin mucizevi yararları

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Azası Prof. Dr. İbrahim akıllı, flavonoid kapsayan kaparinin dünyanın en önde gelen, bedene hasar veren ögeleri tesirsiz hale getiren yiyecek olduğunu belirtti.

Kaparinin içeriğindeki kuersetin ve kaemperefol ölçüsünün sarımsaktan çok daha fazla olduğunu vurgulayan Akıllı, “Kaparinin içindeki flavonoid, antioksidan etkinlikleri ile özgür radikal olarak adlandırılan ve hücrelere hasar veren maddeleri hasarsız hale getirir. Güçlü antioksidan tesiriyle kalp hastalıklarına karşı gözetici tesir gösterir. Kanserli hücrelerin artmasını maniler” dedi.

Kapari bir hayli hastalığa pozitif tesir ediyor

Akıllı, yapılan çalışmaların, flavonoidlerin akciğer kanseri oranını yüzde 50 eksilttiğini, ur hücrelerinin artmasını yasakladığını gösterdiğine dikkat sürükleyerek, şu söylemeleri yaptı:

– Özellikle kanser hastalarında trombosit rakamını yükselttiğinden verimlidir başka bir deyişle antitümör tesirlidir.

– Kan bozukluklarına verimlidir. Kan yapıcıdır. Kanla alakalı problemleri olan hastaların kesinlikle kullanması gerekir.

– Karaciğerin en büyük arkadaşıdır ve özellikle karaciğer yağlanması başta olmak üzere karaciğer hastalarının kesinlikle kullanması önerilir.

– Karaciğer işlevlerini tertip edicidir ve dalak gelişmesinde verimlidir.

– MS hastalığında mucizevi derecede verimlidir.

– Mide ülserini iyi eder.

– Cinsel eforu ciddi ölçüde çoğaldır.

– Sindirim sistemini kumpaslar. İdrar söktürücü, solucan ve asalak düşürücüdür.

– Romatizma rahatsızlıklarına iyi kazanç.

– Felçten gözetir, iskorbit hastalığında kullanılır.

– Gut ve hemoroid hastalarına fayda sağlar.

– Defne gibi kapari de adet tertip edicidir.

Akıllı, Antalya’da özellikle Tekirova bölgesinde yer alan kaparinin tüm Ege ve Akdeniz sahillerinde bulunabileceğini, marketlerde tomurcuğundan yapılmış turşusunun satıldığını dile getirerek, meyvesinden de turşu yapıldığını ve bunun tomurcuğundan yapılana göre daha kıymetli olduğunu kaydoldu.

Kansere casuslarla rehabilitasyon

Kansere casuslarla rehabilitasyon

İmmüno-Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Çelik, onkologların buluştuğu kurultayda, dünyadaki farklı urlarla savaşacak 33 molekül-casusun 19’unun Türkiye’de ruhsatlı olduğunu, 14’ünün de 2014’te ruhsatlandırılacağını duyurdu. Çelik, “Bu usulle kanserli hücrelere hasar verip şahsın hayat vaktini uzatıyorsunuz” dedi.

İsmail Çelik, dün Antalya’da yapılan 1. İmmino-Onkoloji ve Maksada Müteveccih Kanser Rehabilitasyonları Kurultayı sonrası tertip ettiği basın buluşmasında kanser hastalarının suratını güldürecek söylemelerde bulundu. Çelik, kanserin casuslarla rehabilitasyon edilme yarıyılının başladığını belirtti ve şöyle devam etti:

“Artık 2020 senesinde ruhsatlanacak bir ilacı bugünden kullanma talihi var. Bunlar çalışma, deney değil; sıhhat bakanlığı hakimiyetinde yapılan rehabilitasyonlar. 33 molekül var. Bunların biri cilt, ikisi akciğer, üçü meme, dördü hematolojik kanserler, dördü gastrointestinal kanserler ve beşi böbrek kanseri olmak üzere 19’u Türkiye’de ruhsatlı.”

Emel: Yaşatmak

“14 casus da 2014 seneyi içinde ruhsatlandırılacak. Daha Öncekinden çıktığımız her maçı kaybediyorduk. Öne geçtiğimiz maçı da kaybettik. Kemoterapi ile kanseri öldürmek vardı ama hastayı kaybedebiliyorduk da. Artık kanseri durdurmanın yolunu bulduk. Başka Bir Deyişle kanser de yaşıyor, hasta da yaşıyor.”

Hayat süresi 5 sene uzatılıyor

Amerikalı Prof. Thomas Hutson ise kanser rehabilitasyonunda geleceğin artık maksada müteveccih rehabilitasyon olacağını belirterek, “Başka Bir Deyişle kanserli hücrelere hasar veriyorsunuz ama sıhhatli hücrelere netlikle değmiyorsunuz. Yalnızca kanser hücrelerine saldırmak olarak idrak edebiliriz. Fertsel şahsa has ilaçlar gibi kullanılıyor. Buradaki emel sağ kalımı artırmanın yanında, hayat niteliğini de artırmak. Bir sene ömrü kalan bir hastanın hayat vaktini kullandığımız rehabilitasyon usulü ile 5 seneye kadar uzatabiliyoruz” dedi.

“Sağ kalımı artırmak hakikat emel”

Akciğer kanseri aşısını bulan Kübalı bilim adamı Prof. Luis Molina ise Küba’da şu anda kanserin en ehemmiyetli öncelikler arasında yer aldığını belirterek, popülasyonun ihtiyarladığını ve kanserli hasta rakamı giderek çoğaldığını bildirdi. Küba’da kanser alanında devam eden 10 kanser aşısı çalışması bulunduğuna değinen Molina, “Bu kanser aşısı çalışmaları tamamen yenilikçi. Sahadaki öbür çalışmaları kopyalamıyoruz. Kendi fikirlerimizle ilerliyoruz. Tek başımıza değiliz. Bu deneyler Avrupa’da, Latin Amerika’da ve Asya’da da devam ediyor. Sağ kalımı artırmak hakikat emel” söylemesini yaptı.

Meme kanserine karşı tedbirinizi alın

Meme kanserine karşı tedbirinizi alın

Meme kanseri bayanlarda en sık görülen kanserdir ve bayanlarda kanserden vefat sebeplerinde ikinci sıradadır. Tüm dünyada senede bir milyonu aşan rakamda bayanda bu tanı konmaktadır ve yeniden senede 400.000’i aşan rakamda vefata neden olmaktadır.

Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abut Kebudi, ”Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte çoğalmaktadır. Olguların dörtte 3’ü menopoz sonrası yarıyıldadır. Böylesine ehemmiyetli ve sık görülen bir hastalıkla gayrette emel, bu hastalığın görülme sıklığını eksiltmeye çalışmak ve bu hastalığın büyüdüğü olgularda da hastalığı muhtemel olduğu kadar erken düzeyde tutmaktır.

Bu emeli reelleştirmek için, bu hastalığa tutulma açısından tehlike etkenleri üzerinde çalışılmaktadır. Meme kanserlerinin ancak % 5- 10’u genetik yapıdan kaynaklanmaktadır. Bu mevzuda tanımlanmış bazı genler vardır ve çalışmalar giderek ilerlemektedir. Özellikle birinci derecede yakınlarında meme veya yumurtalık kanseri olanlarda bu testlerin yapılmasında tehlikeyi tanımlamak açısından bereket vardır” biçiminde konuştu.

Kimler tehlike grubunda

Meme kanseri büyümesi açısında tehlikeli şahıslar muhtelif çalışmalarla tanımlanmaya çalışılmaktadır. Bu mevzuda bireyin yaşı, aile geçmişi, daha evvelden meme biyopsisi yapılmış olup olmadığı, yapılmışsa tehlikeli olabilecek patolojilerin saptanmış olması, ilk adet yaşı, menopoza girdiği yaş, ilk canlı doğumu yaptığı yaş, ırkı gibi bilgilerden hareketle şahısta 5 senelik ve ömür boyu meme kanseri geliştirme tehlikeyi hipotez edilebilmektedir.

Ayrıca meme kanseri kilolu özellikle menopoz sonrası bireylerde daha çok, spor yapan bireylerde de daha az sıklıkta görülmektedir.

Prof. Dr. Kebudi, ”Genetik yapımızı değiştiremesek de, hayat şeklimizi tertip ederek genel olarak kanserden korunmak veya tehlikeyi eksiltmek olasıdır. Bu noktada kumpaslı spor yapmak, stresle başa çıkabilmek, beslenmemize dikkat etmek, sigara içmemek gibi tedbirler ehemmiyetlidir.

Meme kanserinin batı cemiyetlerinde neredeyse 7 bayanda bir görülüyor olması, erken tanının ehemmiyetini çoğaldırmaktadır. Erken tanı ile hastalıktan büyük miktarda kurtulmak veya az hasar görmek olasıdır. Ayrıca erken tanı konulduğunda uygulanacak rehabilitasyonlar cerrahi ve onkolojik ek rehabilitasyonlar de daha hudutlu olmakta ve daha iyi kozmetik neticeler mevzubahisi olmaktadır” söylemesini yaptı.

Meme kanserine karşı öneriler

– Her bayan 20 yaşından itibaren ayda bir ömür boyukendiliğindene meme tetkiki yapmalıdır.

– 20- 40 yaş arası üç senede bir hiç şikayeti olmasa da! meme hastalıkları mevzusunda tecrübeli bir cerraha tetkike gitmelidir.

– 40 yaşından itibaren senede bir ömür boyu meme hastalıkları mevzusunda tecrübeli bir cerraha tetkike gitmelidir.

– 40- 49 yaş arasında şahıs tehlikeli bir vaziyette değilse iki senede bir, tehlikeli ise senede bir mamografi sürükletmelidir.

– 50 yaşından itibaren ise, senede bir bazı görüşlere göre hastanın tehlike gidişatına göre 2 senede bir mamografi sürükletilmelidir.

– Şuurlu davranarak meme kanserine tutulma olasılığımızı eksiltmek veya bu hastalıktan gelecek hasarı en az rehabilitasyon ile eksiltmek muhtemel olabilmektedir.

Page 1 of 21 2