Gebeliğin ilk aylarında enfeksiyona dikkat

Gebeliğin ilk aylarında enfeksiyona dikkat

Kış mevsiminde sık sık değişen hava koşulları üst solunum yolu enfeksiyonlarını birliktesi getiriyor. Bu sebeple kış aylarında özellikle anne adayları ve bebeklerinin enfeksiyon tehlikelerinden korunması gerekiyor. Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Figen Temelli Akın, anne adaylarına üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı almaları gereken temkinleri anlatıyor.

Grip bebeğe hasar verebilir

Gebelik yarıyılında oluşan enfeksiyonların neticeleri, enfeksiyonun alana geldiği yere göre değişkenlik gösterir. Fakat enfeksiyonun cinsi ve oluştuğu yer ne olursa olsun, enfeksiyona zamanında müdahale edilmeli ve ilerlemenin önüne geçilmelidir. Özellikle hamilelik yarıyılında anne adaylarının bağışıklık sistemi oldukça duyarlıdır. Oluşan üst solunum yolu enfeksiyonları, anne adaylarının bağışıklık sistemini zayıflatarak dolaşım ve solunum yolunda bayağıda yaşanan kasvetleri daha fazla sezmelerine yol açar. Bu sebeple gebelerin, beslenme kumpası, hijyen, ilaç kullanımı ve giyim gibi mevzularda çok istikametli temkinler alması gerekir.

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişik hastalıklardır

Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar virüsler sebebiyle oluşur. Fakat ikisi de kendi içinde farklılıklar gösterir. Gripte yüksek ateş ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlar görülürken, soğuk algınlığında yüksek ateş yaşanmaz. Gripte, 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızıları, yorgunluk ve öksürük görülür. Soğuk algınlığında ise burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma ve öksürük yaşanır.

Gebelerde ateş 39 dereceyi geçmemelidir

Gebelerde 39 derece ve üzerinde görülen ateş “yüksek ateş” olarak adlandırılır. Ateş 38 dereceye eriştiğinde, anne adayının alnına, koltukaltlarına ve diz kapaklarının arda soğuk kompres uygulanmalıdır. Anne adayı, ılık bir duş almalı ve ince giysiler giymelidir. Şikayetler devam ediyorsa, anne adayı kesinlikle bir hekime müracaat etmelidir.

Ateş, gebeliğin ilk üç ayında risklidir

Yüksek ateş, gebeliğin ilk üç ayında risklidir ve bebek için tehlike oluşturabilir. Bu sebeple hekim müdahalesine kadar bebek üzerinde negatif tesir oluşmaması için yüksek ateşin önüne geçilmelidir. Hekimin onayıyla beraber parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

Anne adayları kapalı ve kalabalık civarlardan uzak durmalıdır

Anne adaylarının kış aylarında dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Sıhhatli havalandırma koşullarının sağlandığı mekanlarda bulunmaları bunlardan biridir. Zira iyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu sebeple kapalı ve kalabalık mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olur. Bu sebeple anne adaylarına, süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca olası olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık sık yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

Her gün sarih havada yarım saat yürüyüş yapılmalı

Kış aylarında tek parça kalın elbiseler giyilmemeli, rahatsızlık vermeyen yünlü, pamuklu, yumuşak ve havalanabilir giysiler seçim edilmeli ve fazla terlemekten sakınılmalıdır. Anne adaylarının soğuk havalarda ısınmak için giydiği polyester, naylon ve sentetik giysiler oldukça hasarlıdır. Bu tip giysiler, hava geçirme özelliği olmadığından terlemeye ve buna bağlı mantar enfeksiyonlarına neden olabilir. Elbiselerde koyu ve siyah renkler yerine canlı renkleri seçim etmek, hamile hoşluğunu sergilemeye imkân verdiği gibi; stresten ve kötümserlikten uzaklaşılmasına da takviyeci olarak, anneye enerji verir. Kış aylarında güneşten daha az faydalanıldığı için, her gün sarih havada yapılacak yarım saatlik yürüyüş, gereken D vitamini için yeterlidir. Bu gezintilerde hava alan giysiler seçim edilmelidir.

Olasıysa yatak odalarında halı kullanılmamalı

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Olasıysa yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da verimlidir. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

İlaçlar hekim hakimiyetinde alınmalıdır

Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise hekim hakimiyetinde antibiyotik kullanımı gerekebilir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatların da harcanması önerilir.

  

Yorum Yazın