Kime ‘kilolu’ diyoruz

Kime 'kilolu' diyoruz

Kiloluluk, bedende biriken yağ dokusu aşırılığına deniliyor. ‘Obezite’ sözcüğü de Latince’de kiloluluk anlamına geliyor. Gıdalarla alınan enerji bedene girdikten sonra şayet yakılmazsa, yağ dokusu olarak birikiyor ve sonunda da kilo çoğalışı alana geliyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu, kiloluluğun ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirterek kilolulukla çabanın da ömür boyu sürmesi gerektiğini belirtiyor.

Hakikatinde aynaya bakınca şişmanladığımızı basitçe kavrıyoruz. Beden hatlarımız bozuluyor, giysilerimize giremiyoruz. Ancak günlük yaşamda kendimize sık sık söylediğimiz ‘ben şişmanladım’ lafını bilimsel bir tasvirle söylemek muhtemel. Bu aynı zamanda ‘Kilolu Kime Derler?’ sualinin de yanıtını bulmamıza dayanakçı oluyor. Kiloluluğun hesabının Beden Kitle İndeksi VKİ ölçümüne göre yapıldığını belirten Dr. Yaser Süleymanoğlu şu bilgileri veriyor:

“Şahsın kg türünden terazide ölçülen kilosu, boyunun metre türünden karesine ayrılınıyor. Başka Bir Deyişle 170 cm boyundaysa ve 70 kiloysa: 70 kilogram /1,7 m2 olarak hesaplanınca çıkan netice: 24.22 oluyor. Şayet şahsın Beden Kitle İndeksi 18,5-25 arasındaysa ideal kiloda, 25-30 arasındaysa kilo aşırısı var demektir. 30-40 arasındaysa obez ya da kilolu olarak kabul ediliyor. Beden kitle indeksi 40’ın üzerindeyse morbid obez olarak adlandırılıyor. Bir de beden kitle indeksi 18,5’in altında olanlar var ki, cılız kabul ediliyor ve tıpkı obezler gibi sıhhat hakimiyetinden geçmeleri öneriliyor.”

Kiloluluğun 12 hasarı

Kiloluluk kısa vakitte analiz etilecek bir sıhhat meseleyi değil. Kilolar da hakikatinde çok kısa vakitte alınmıyor, bedende yağ birikimi seneler içini çoğalıyor, sonunda yalnızca az yiyerek analiz etilmekten uzak bir meseleye dönüşüyor. Doktor ve beslenme uzmanı dayanağı almadan, spor yapmadan da kilolardan kurtulmak muhtemel olamıyor. Dolayısıyla ‘kiloluluk’ beden için ciddi bir yük haline geliyor.

Kiloluluğun bize verdiği hasarları daha iyi kavramamıza müteveccih bilgiler veren Dr. Yaser Süleymanoğlu, sıralamayı şöyle yapıyor:

1- Motivasyon eksikliği.
2- Eklemlerde özellikle dizlerde rahatsızlık.
3- Kalça ağrıları.
4- Omurga ağrıları.
5- Büyük göğüsler sebebiyle sırt ağrıları.
6- Aralıksız yorgunluk.
7- Soluk soluğa kalmak.
8- Merdiven çıkmakta zorlanmak.
9- Koşamamak.
10- Tempolu yürüyüşte zorlanmak.
11- Büyük beden giysiler giymek zorunda kalmak.
12- Genç olduğu halde yaşından büyük göstermek.

Kiloluluğu neler tetikler

Kiloluluğu tetikleyen bir hayli neden bulunduğunu, bunların başında hareketsizlik ve bedenin yakabileceğinden fazla kalori harcamanın geldiğini belirten Dr. Yaser Süleymanoğlu “Bir de bunlara genetik yatkınlık, insülin mukavemeti, hipoglisemi, stres, hormonal bozukluklar sihrime hormonu, tiroid, hipofiz ve adrenal bez meseleleri ilave ediliyorsa yağ dokusu çoğalarak kiloluluk meseleyi ortaya çıkıyor” diyor.

Genetik yatkınlığı olan şahısların hayat stillerine dikkat etmedikleri sürece şişmanlayacaklarına değinen Dr. Süleymanoğlu, genetik yatkınlığı olup da kilosuna dikkat eden şahısların kiloluluktan kurtulabileceklerini söylüyor. Çocukluk çağı obezitesinin çoğalmasıyla beraber kilolu çocukları gelecekte bekleyen risklerin de çoğaldığını vurgulayan Dr. Süleymanoğlu, diyabet, kalp ve koroner damar hastalıkları, erken yaştahipertansiyon ve kanser tehlikesinin de yükseldiğini ifade ediyor.

Su içsem yarıyor diyenler

Bir de yediklerine dikkat ettiklerini söyledikleri halde en minik kaçamaklarda dahi kilo aldıklarını söyleyenler var ki bu şahıslar gidişatlarını ‘Su içsem yarıyor’ diye tanım ediyor. Şişmanlamamak için geç saatlerde fazla kalori almaktan sakınmak, şişmanlamamak için alınacak ciddi temkinlerden biri. Ardından hareketli olmak, spor yapmak geliyor. Hazır besinlerden uzak durmak, bol karbonhidrat ve yağlı yiyecek harcamamak da alınacak temkinler arasında. Tüm bunlar yapıldığı halde birey ‘Su içsem yarıyor’ diyorsa metabolizma süratinin yavaş olduğu anlaşılıyor.

Dr. Yaser Süleymanoğlu, günlük hayatı sırasında harcadığı enerji ölçüsünü ifade eden bazal metabolizma süratinin bazı şahıslarda çok düşük olduğuna dikkati sürükleyerek şunları söylüyor:

“İnsülin mukavemeti, tiroid hastalıkları ve hareketsiz olanların bazal metabolizması yavaş çalışır. Bu şahıslar doktor tarafından kesinlikle incelenmelidir. Misalin insülin mukavemetinin kırılması için şahsa özel kalorisi hesaplanmış bir perhiz programı uygulamak, yeniden uzman tarafından tasarlanmış sıhhatli egzersiz bir egzersiz programı yapmak, mukavemetin kırılmasına müteveccih ilaç rehabilitasyonu görmek tesirli olacaktır. Duygusal sebeplerle yiyenlere gelince: Onlar da psikolojik dayanak almalı, doktor teklifi çerçevesinde bazı medikal usullerle iştah hakimiyeti yapabilmelidir.”

İnsülin mukavemetinin büyük kentlerde yaşayan, hareketsiz kalan, çok fazla kalorili besin harcayanların bir meseleyi olduğuna işaret eden Dr. Yaser Süleymanoğlu, “İnsülin mukavemeti ömrü kısaltan bir vaziyettir. İnsülin mukavemetinin diyabet, damar sertliği, tansiyon ve kalp hastalığını tetikleyici tesiri var” diyor.

  

Yorum Yazın

Yorum yazmak için üye girişi girişi yapmalısınız.