Oruç diyabet hastalarında kalp krizi ve felce neden oluyor

22 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Oruç diyabet hastalarında kalp krizi ve felce neden oluyor

Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Gökçel, “Ramazan ayında diyabet hastalarında, uzun süreli açlık neticeyi şeker yükselmesi, şeker düşmesi, şeker koması, tansiyon yükselmesi, kalp krizi ve felç tehlikesinde çoğalma gibi muhtelif istenmeyen gidişatlar ortaya çıkmaktadır. Hastalarımızın büyük çoğunluğu kendi bildikleri gibi davranarak oruç yakalamaktadırlar. Hekim ve şeker hastası, hastalığın vaziyetine ve kullanılan ilaçlara göre buna birlikte karar vermelidir” ihtarında bulundu.

Hipoglisemi Şeker Düşmesi, Kalp krizi veya felç geçirmenize neden olabilir

Sıradan rehabilitasyon yaklaşımında gereken 3 ana ve 3 ara öğün beslenme teklifi bu müddet zarfında, 8 saat 2 ana öğün ve genellikle kesintisiz ara öğün, ve sonrasında 16 saat açlık uygulamasına dönüşmektedir. Şeker hastalarında bu mutasyon neticeyi şeker yükselmesi, şeker düşmesi, şeker koması, tansiyon yükselmesi, kalp krizi ve felç tehlikesinde çoğalma gibi muhtelif istenmeyen gidişatlar ortaya çıkmaktadır” diyen Prof. Dr. Adnan Gökçel, “Netlikle oruç yakalama demek çok basit bir çözümdür. Hastalarımızın büyük çoğunluğu bu kolay ve basit görünen çözümü dinlememekte ve kendi bildikleri gibi davranarak oruç yakalamaktadır. Hekim ve şeker hastası, birliktece oturarak hastalığın vaziyetine ve kullanılan ilaçlara göre buna beraber karar vermelidir. İnsülin veya insülin salgılatıcı ilaç kullanan hastalar, netlikle oruç yakalamamalıdır. Hipoglisemi şeker düşmesi, ani tansiyon düşme veya yükselmesine, kalp krizi ve felce neden olarak hastaların vefatına yol açabilir. Şeker hastalığı ile birlikte hipertansiyon, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği gibi ek hastalığı olan hastaların gidişatı da değerlendirilmelidir” biçiminde konuştu.

İftarda yenilen öğünün yarısı salata veya sebze yemeği olmalı

Oruç yakalaması yasak olmayan hastaların ilaç rehabilitasyonlarının yine tertip edilmesi gerektiğini vurgulayan Gökçel, “Bayağı seviyede egzersiz, negatif etkilemez, fakat ağır egzersizlerden netlikle sakınılmalıdır ve muhtemelse iftardan birkaç saat evvel dinlenilmelidir. Gün içinde şeker ölçümü yapılarak sıkı takip edilmelidir. En ehemmiyetli unsur, balanslı beslenmedir. Karbonhidratlı gıdalar netlikle tek başına yenilmemeli ve toplam öğünün dörtte birinden fazla olmamalıdır. Çorba, pide, pilav, tatlı ve meyve peş peşe yenilerek bedene karbonhidrat yüklemesi yapılmamalıdır. Şekerli meşrubatlar ve meyve suyundan sakınılmalıdır. Yenilen öğünün yarısı salata veya sebze yemeği, dörtte biri protein ve dörtte biri karbonhidrat ağırlıklı olmalıdır. Akışkan kaybını önlemek için bol su harcanmalıdır” dedi.

  

Yorum Yazın