Sızı kesiciler fıtık ediyor

Sızı kesiciler fıtık ediyor

Günümüzde her üç şahıstan biri kronik olarak boyun ve bel sızısı şikâyeti yaşıyor. Özellikle uzun saatler süresince masa başında hareket kısıtlılığı içinde çalışan, egzersiz ve spor yapmaya süreyi olmayan ve fastfood stili beslenmeye ağırlık verenler bu şikayetleri yaşayanlar arasında ilk sırayı alıyor. Yapılan yeni araştırmalara göre bel ve boyun sızılarını geçici olarak dindirmek için alınan sızı kesicilerin dokuların iyileşmesini yavaşlatarak uzun vadede bel ve boyun fıtığı yaradılışını tetiklediği söylendi.

Fıtık yaradılışı nasıl asıllaşıyor

Bel ve boyun sızıları fıtık yaradılışının sinyallerinin verildiği ilk düzeyi oluşturuyor. Bu yarıyılda sık ve yüksek dozda kullanılan sızı kesicilerin, omurgayı saran bağların zayıflamasına neden olarak fıtık yaradılışını süratlendirdiğini belirten Türkiye Proloterapi ve Sızı Muayenehaneyi Direktörü Uzm. Dr. İlker Solmaz, “Boyun ve bel bölgesini saran bağların zayıflaması neticeyi omurgalar üzerindeki baskı çoğalır ve omurgalar arasında bulunan disk dokusu dışarı kayarak fıtık yaradılışı reelleşir” dedi.

Bel ve boyunda sızı şikayetlerinde yaşanmaya başladığı sızı şiddetinin düşük olduğu yarıyılda sızı kesiciler ile çözüm aramak yerine sızının kaynağının tespit edilerek nedenlere müteveccih rehabilitasyonun uygulanması gerektiğine dikkat sürükleyen Dr. Solmaz, sızıya neden olan zararlı bölgenin beden tarafından iyileştirilmesini sağlayan ve bugün dünyadaki en tesirli doku onarıcı rehabilitasyon olan enjeksiyon uygulaması Proloterapi ile kalıcı iyileşme sağlandığı bilgisini verdi.

Dr. Solmaz, “Sızılar, bedenimizin bizimle konuşma biçimidir ve bize hastalığın gelişine dair sinyaller verir. Şuursuzca kullanılan sızı kesiciler bir hayli hastalığın belirtilerini geçici olarak yok edip, uzun vadede geri dönüşü olmayan rahatsızlıklara taban hazırlayabilir. Özellikle bel ve boyun sızılarında çok sık müracaat etilen sızı kesiciler fıtık yaradılışına taban hazırlamakla beraber bir hayli uzva da hasar vererek, mide, böbrek ve karaciğerde geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratmaktadır” dedi.

Uzm. Dr. İlker Solmaz, bilimsel araştırmalar ve hasta istatistiklerinde sık ve yüksek dozda sızı kesici kullanan hastalarda fıtık yaradılışının daha yüksek olduğunun kollandığı bilgisini verdi.

Dr. Solmaz, yapılan araştırmalara göre; bağların iyileşmesinde çok ehemmiyetli role sahip olan enzimlerin zararlı bölgelere iletilmesini yasaklayarak, bağlara daha fazla hasar verip, bütün iyileşmeyi imkânsız kıldığı ve sızıyı dindirme tesiriyle hastaların rahatsızlıklarını erken yarıyılda fark etmelerini önlediği bilgisini verdi.

Proloterapi nasıl uygulanıyor

Bel ve boynu saran zarar görmüş bağların ve de kıkırdak dokunun onarılmasını sağlayan enjeksiyon uygulaması Proloterapi hakkında da söylemelerde bulunan Dr. Solmaz, “Proloterapi usulü dünyada 1930 senesinden günümüze uygulanan, bedenin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiren bir enjeksiyon uygulamasıdır. Bel ve boyun fıtığına neden olan zararlı bölge içine, içinde şeker bulunan serum enjekte edilerek bu bölgede mikropsuz cerahat oluşturulur. Mikropsuz cerahat, bağışıklık sisteminin zararlı bölgeye yönelmesini sağlayan bir uyaran kalitesindedir. Beden, irini yok etmek için iyileştirme mekanizmasını devreye sokarak zararlı bölge üzerinde kan akışını artırır ve iyileştirici hücrelerin bu bölgeye gelmesi sağlanır. Cerahat, beden tarafından yok edilirken zararlı bölgenin de süratle onarılıp, yenilenmesi sağlanır. Bu usulle hastalar, ilaç ya da operasyona gerek kalmadan; omurga, adale ve iskelet sistemi kaynaklı kronik sızılarından kalıcı olarak kurtulmaktadır” söylemesinde bulundu.

  

Yorum Yazın

Yorum yazmak için üye girişi girişi yapmalısınız.