Skolyoz bulguları ve rehabilitasyon usulleri

Skolyoz bulguları ve rehabilitasyon usulleri

Omurganın sağa veya sola eğilmesi ile kendini gösteren skolyoz, doğumsal olabildiği gibi sonradan da büyüyebilen ve yaşam niteliğini ciddi miktarda düşüren bir hastalık olarak belirleniyor. Olağan bir insan omurgasına yandan bakıldığında boyun ve bel bölgesinde bir ölçü çukurluk lordoz ve sırt bölgesinde hafif bir kamburluk kifoz kabul edilebilecek derecelerde bulunmaktadır. Fakat önden veya arkadan bakıldığında olağan bir omurgada çarpıklık bulunmaz. Şayet var ise bu incelenmesi gereken bir gidişattır. Genellikle çocukluk yarıyılında tanısı konulabilen skolyozda bazen çok düşük dereceli çarpıklıklar çocuklukta fark edilmeyip yetişkin yarıyılda da tanı alabilmektedir.

Bu vaziyetlerde skolyozdan şüphelenin

– Bireyin belinde veya sırtında asimetri varsa

– Bir omuzu öbüründen daha yüksekse

– Arkadan bakıldığında bir kürek kemiği öbüründen daha çıkık veya keskinse

– Bir bacak öbüründen daha uzunmuş gibi görünüyorsa

– Gövde veya göğüs kafesi bir tarafa kaymış görünüyorsa

– Birey öne doğru eğildiğinde gövdenin bir tarafındaki kaburgalar öbür tarafa göre daha yüksek kalıyorsa

– Kıyafetleri, ferdin üzerinde kesintisiz asimetrik bir biçimde duruyorsa omurga biçim bozukluğu olabileceğinden şüphelenilmelidir.

Bu bulgular varsa skolyoz mevzusunda uzman hekime müracaat etilmeli

Skolyozdan şüphelenilmesi gidişatında kesinlikle skolyoz cerrahisi ile uğraşan bir ortopedi uzmanına müracaat etilmelidir. Uzman hekim tarafından yapılan tetkik ve röntgen tahlilleri ve gerekirse MR görüntülemesi sonrasında omurgadaki çarpıklığın derecesi ve birliktesi eşlik eden başka omurga ve omurilik problemlerinin olup olmadığı tespit etilerek, hasta uygun bir rehabilitasyon tasarısına dahil edilir.

Omurga çarpıklığının en süratli ilerleyebileceği yarıyıl hayatın ilk beş seneyi

Skolyozun ilerleyip ilerlemeyeceğini varsayım etmek her zaman basit olmayabilir fakat ilerleme tehlikesini artıran bazı etmenler mevcuttur. Özellikle mevcut omurga çarpıklığının en süratli ilerleyebileceği yarıyıl hayatın ilk beş seneyi ve ergenlik yarıyılındaki “süratli boy uzaması” yarıyılıdır. Bu yarıyılda tespit etilen çarpıklıklarda tanı koyulduğu andaki çarpıklık yüksek dereceli ise düşük dereceli bir çarpıklığa kıyasla bu çarpıklığın ilerleme tehlikeyi daha fazladır. Özellikle idiyopatik skolyozda rehabilitasyon tasarısını tanımlarken göz önünde bulundurduğumuz kriterlerden birincisi çocuğun yaşı; ikincisi de çarpıklığın derecesidir. Çocuğun yaşı tanı koyulduğu anda ne kadar ufak ise omurgadaki çarpıklığın da gelişip ilerlemesi o oranda fazla olacaktır. İskelet gelişimini bitirmiş yetişkin fertlerde çarpıklığın ilerlemesi bu derecede keskin ve süratli olmamaktadır. O nedenden dolayı ufak yaşlarda ve özellikle ergenliğin süratli boy atma yarıyılında skolyoz tanısı almış olan çocuklarda skolyoz çok yakından takip edilmelidir ki bu takip sürecinde çarpıklığın ilerleme ölçüsüne göre rehabilitasyon biçiminde farklılığa gidilebilmektedir.

Rehabilitasyon bireye özel tasarlanıyor

Gözlem ve takip: Çok hafif dereceli çarpıklıklarda genellikle özel bir rehabilitasyon uygulamaksızın çocuğun da yaşını göz önünde bulundurarak çarpıklıkta rastgele bir ilerleme oluşup oluşmayacağını 4 veya 6 aylık periyodlarla yakından takip etmekteyiz.

Korse: Orta dereceli skolyozlarda ise gene çocuğun yaşını göz önünde bulundurmak suretiyle korse rehabilitasyonu uygulamaktayız. Korse rehabilitasyonundaki temel emel çarpıklığı korse ile düzenlemekten ziyade ilerlemesini önleyerek ileri dereceli bir skolyoz ortaya çıkmasının önüne geçmek ve hastayı operasyondan kurtarmaktır.

Cerrahi: İleri dereceli skolyozlarda ise cerrahi rehabilitasyon ile çarpıklığın düzenlenmesi gerekmektedir.

Rehabilitasyon edilmeyen skolyoz değişik sıhhat meselelerine neden olabilir

Skolyozun rehabilitasyonuna, yalnızca omurgadaki bir çarpıklığın düzenlenmesi biçiminde bakmak yetersiz bir bakış açısıdır; zira omurgadaki biçim bozukluğu, çarpıklığın derecesi belirli bir dereceye erişince 80 ila 100 derece kaburgalar ve biçimini de etkilemekte olup göğüs kafesi hacmini daraltabilmektedir. Özellikle sihrime çağındaki çocuklarda göğüs kafesi hacminin ileri derecede daralması akciğerlerin gelişimini negatif doğrultuda etkileyip solunum beceriksizliğine neden olabilmekte ve seyrek de olsa hayatsal işlevleri tehdit eder hale gelebilmektedir. Başka Bir Deyişle skolyoz rehabilitasyonunda, omurgadaki biçim bozukluğunu düzeltmenin yanı gizeme, büyüyebilecek göğüs kafesi deformitelerinin önüne geçerek akciğer işlevlerini de koruma altına almak rehabilitasyon gayelerinin başında kazanç. Bu nedenle, özellikle ufak yaşlarda skolyoz tanısı alan ve rehabilitasyon gerektiren vaziyetlerde skolyoz rehabilitasyonunun uygulanmaması veya ertelenmesi hayati açıdan tehlike oluşturabilecek neticeler doğurabilir.

  

Yorum Yazın