Sofralarınızdan tuzu eksilttirecek 9 neden

Sofralarınızdan tuzu eksilttirecek 9 neden

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de tuz tüketimi ne yazık ki 16-18 gramı buluyor. Son senelerde yapılan kısıtlamalarla bu ölçünün 14,8 grama düşürüldüğü belirtiliyor. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin düşük ölçüde alındığında yaşamımızda ehemmiyetli işlevi olan tuzun, bunun bütün aksine ideal ölçünün üzerinde harcandığında ise zehirden farksız olduğu ihtarında bulunarak, “Tuzun başta böbreklerde zarar oluşturmaktan kan tazyikini yükseltmeye kadar pek güç hasarı oluyor. Bu sebeple günlük tuz tüketimini kısıtlamak hayatsal ehemmiyete sahip” diyor.

Yaygın inanışın aksine harcanan tuzun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere ilave edilen tuzdan değil, harekât görmüş gıdalardan geliyor. Öyle ki işlenmiş gıdalar sodyum alımının genelde yüzde 75 gibi yüksek bir oranını oluşturuyor. Bu sebeple tuz alımını eksiltmek için sofradan tuzu kaldırmanın yanı gizeme işlenmiş gıdalardan sakınmak da çok ehemmiyetli.

Peki, pek çoğumuzun yemeklere hiç düşünmeden bolca serptiği tuz sıhhatimizi nasıl etkiliyor? Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin ideal ölçünün üzerinde alınan tuzun hangi hastalıklara yol açabildiğini anlattı, ehemmiyetli bilgiler verdi.

TUZ

Kan tazyikini yükseltiyor

Perhizdeki tuz çoğalışı kan tazyikini yükseltiyor. Tuz tüketimi çoğaldığında aynı zamanda kan tazyikini düşürmek için alınması gereken tansiyon düşürücü ilacın dozu ve sıklığı da çoğalıyor. Bunun sebebi ise tuzun tansiyon ilaçlarının tesirini eksiltmesi. Özellikle de ACE inhibitörü ve ARB grubu tansiyon ilaçlarının tesirine mukavemet büyümesine yol açıyor. Tuzla hipertansiyon arasında doza bağlı ve doğrudan bir ilişki mevcut. Tuz alımının eksiltilmesi uzun yarıyılda kalp damar hastalıkları ve inme tehlikesini eksiltiyor. Misalin, perhizle alınan tuzun 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle inme tehlikeyi yüzde 23 ve kalp damar hastalıklarının tehlikeyi de yüzde 17 oranında eksilebiliyor.

tuz

Böbreklerde kalıcı zarar oluşturabiliyor

Tuzlu beslenme, yalnızca sistemik kan tazyikini yükseltmekle kalmıyor, böbrek tazyiki de arttırıyor. Glomeruller ismi verilen hücrelerin içindeki tazyik çoğalışı, böbreğin süzme membranını proteinlere daha iletken hale getiriyor. Dr. Şahin, idrarla protein atılımının çoğalmasının da uzun yarıyılda böbrekte kalıcı zarar oluşturabildiğine dikkat sürüklüyor.

İnsülin direncini çoğaldırabiliyor

Yüksek sodyum kapsayan perhiz, kanda leptin seviyesini yükseltiyor. Bu hormonun çoğalışı karın bölgesindeki yağ hücrelerini arttırıyor. Karın bölgesinde yağlanma da bel etrafının genişlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun neticesinde insülin mukavemeti çoğalıyor. Düşük sodyumlu beslenme stili ise glukozu dokulara taşıyan transporterlerin ölçüsünü ve yağ hücrelerinin içindeki insülin reseptörlerine tertip ediyor ve insülin mukavemeti eksiliyor. Özellikle tuza duyarlı bireylerde perhizde tuz kısıtlandığında, insülin mukavemeti düşüyor.

Mide kanseri tehlikesini yükseltiyor

Dr. Şahin yüksek sodyum kapsayan beslenme stilinin mide mukozasında zarar oluşturduğunu belirterek laflarına şöyle devam ediyor: “Zararlanan mukoza kanserojen maddelere daha duyarlı hale geliyor, helicobacter pylori isimli bakterinin midede daha uzun süreli olarak yerleşmesine ve zarar yapmasına yatkınlık yaratıyor. Zararlanan mide mukozasında da kanser büyüyebiliyor. Bu sebeple tuzlu besinler, tütsülenmiş ve salamura besinlerden uzak durmak gerekiyor”

Kemik erimesini tetikleyebiliyor

50 yaş üstündeki her 2 bayandan ve her 5 erkekten 1’i osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğu eksilmesi sebebiyle kemik kırıkları problemleri yaşıyor. Yüksek tuz kapsayan beslenme stili, kemiklerden kalsiyumun hürleşmesine ve idrarla bedenden atılmasına yol açıyor. Neticede kemikler zayıflıyor ve basit kırılabilir hale geliyor. Menopoz yarıyılındaki bayan hastalar ve yaşlılar özellikle yüksek tehlike altında oluyor.

Böbrek taşına yol açabiliyor

Tuzlu beslenme idrarla kalsiyum atılımını arttırıyor. İdrarda bulunması gerekenden fazla kalsiyum atılması da böbrek taşı yaradılışına yol açabiliyor. Böbrek taşları enfeksiyon odağı oluşturarak veya idrar yolunda tıkanmaya yol açarak böbreklerde zarar büyümesine neden olabiliyor.

Bağışıklık sistemini de etkiliyor

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fazla tuz alımının bakteriler ve yabancı maddelere karşı savaşan gözeticiler olan ‘makrofajların’ işlevini eksilttiğini ortaya koyuyor. Bunun neticesinde da bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüslere karşı zayıflıyor.

Damar hastalığına bağlı demansı süratlendirebiliyor

Damar hastalığına bağlı demans, bunamanın en sık görülen cinsi. Zekâsal işlevlerin tümünü etkileyen bu tablo, beyin kan dolaşımının damar sertliği sebebiyle bozulması neticesinde büyüyor. Tuz tüketiminin fazla olması, damar yapısını bozarak ve kan tazyikini yükselterek damar hastalığına bağlı demansı süratlendiriyor.

Meniere hastalığına neden olabiliyor

Denge bozukluğu, şiddetli baş dönmesi, bulantı ve kusma ile karakterize meniere hastalığı, iç kulağın zararlanmasıyla alakalı bir mesele. Yüksek ölçüde tuz alımı bedende su yakalanmasına neden olduğu için iç kulak basıncını çoğaldırıyor, hastalığın bulgu ve belirtilerini şiddetlendiriyor. Meniere hastalığının rehabilitasyonunda tuzsuz perhiz son derece tesirli oluyor.

Tuz alımını mantıklı hudutlara düşürebilmek için…

– Yemek masasına tuzluk koyma alışkanlığından bırakın

– Besinleri baharatlarla tatlandırma alışkanlığı edinin

– Market alışverişleri sırasında mahsullerin sodyum içeriğine bakmayı umursamama etmeyin

– Yiyeceklerin üzerinde sodyum ölçüyü verildiyse bu sayıyı 2.5 ile çarparak tuz ölçüsünü hesaplayabilirsiniz. Misalin mahsulün 100 gramında 1.5 gram tuz veya 0.6 gram sodyum varsa “yüksek tuzlu mahsul”, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa “düşük tuzlu mahsul” grubuna giriyor.

– Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu vb. gıdaların tuz içeriği çok fazladır. Bu gıdaları olası olduğunca az harcayın. Misalin 1 çay kaşığı soya sosu 335mg sodyum 837.5 mg tuz, bir çay kaşığı kabartma tozu 530 mg sodyum 1.32 gram tuz kapsar kapsıyor. Bu ölçü günlük tuz alımının neredeyse 5’te 1’ini oluşturuyor.

– Tuz içeriğinin yüksek olabileceği hiç usumuza gelmeyen enginar, ıspanak ve kerevizin 100 gramında sırasıyla 86/71/100mg sodyum bulunuyor. Bu gıdaları pişirirken ilave edeceğiniz tuz ölçüsünü eksiltmeyi unutmayın.

– Salamura yiyecekler de zeytin, turşu, peynir gibi sodyum alımına ehemmiyetli oranda katkıda bulunuyorlar. Bu yiyeceklerden de olası olduğunca kaçının.

  

Yorum Yazın

Yorum yazmak için üye girişi girişi yapmalısınız.