Uzun süren sabah katılığı irinli romatizma bulgusu

11 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Uzun süren sabah katılığı irinli romatizma bulgusu

El eklemleri başta olmak üzere sabahları bir saati aşan eklem katılığı ve tutukluğu sanıldığı gibi yalnızca ihtiyarlama bulgusu olmayabilir. Medical Park Gaziosmanpaşa Sağlık Kurumu Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Özgöçmen, bu bulguların başta romatoid artrit olmak üzere irinli eklem hastalığının habercisi olabileceğini kaydolarak, ehemmiyetli bilgiler paylaştı.

Sabah katılığı ya da sabah tutukluğu; el, el bileği, ayak eklemleri, dizler ve özellikle bel olmak üzere omurganın değişik bölgelerinde sızıyla beraber hareketlerde kısıtlılık ve tutuklukla kendini gösteren bir meseledir. Prof. Dr. Özgöçmen, bir hayli bireyin bu şikayetleri “Artık ihtiyarlıyorum, sabahları rahat kalkıp hareket edemiyorum” diye açıkladığını ifade ederek, eklemlerde oluşan sertlik ve tutukluğun tek başına ihtiyarlamadan kaynaklanmayacağını söyledi.

Prof. Dr. Özgöçmen, mevzuyla alakalı şu bilgileri verdi;

Eklemlerde sabah katılığının süresi ehemmiyetli

Yaşlılıkla beraber eklem kıkırdağında akışkan içeriği eksilmeye ve sertleşmeye başlar, eklemlerin örtücü yüzey hücrelerinin ürettiği kayganlaştırıcı akışkan ölçüyü eksilir. Eklem etrafındaki zayıflamış adaleler, eklem kapsülü ve bağlar özellikle geceleri daha da sıkılaşır. Sabahları sezilen katılık ve tutukluluk, 10-15 dakikalık bir süreçtir ve hareket etmekle ve eklem ve adalelerin ısınmasıyla kaybolur. Bununla beraber eklemlerde kireçlenme olarak belirlenen dejenere edici eklem hastalığı “osteoartrit” veya şişlik ve yangıyla karekterize “romatoid artrit” gibi hastalıklarda sabah katılığı ehemmiyetli bir belirtidir. Romatoid artrit başta olmak üzere irinli eklem hastalıklarında en ehemmiyetli belirtilerilerden birisi el ve el-bilek eklemlerinde sabahları bir saati aşan eklem katılığı ve tutukluktur. Romatoid artrit eklemlerde ileri derecede deformasyona neden olabilen, akciğerler, böbrekler, gözler, kalp-damar sistemi gibi uzuv ve sistemleri de yakalayabilen bir hastalıktır.

İrinli omurga hastalığı kamburluğa davetiye çıkarıyor

Bel ve boyun sızıları adale iskelet sisteminin sık ve ehemmiyetli rahatsızlıkları arasındadır. Popülasyonun takribî yüzde 80’inin tüm hayatı süresince en az bir kere bel sızısı tecrübeyi yaşadığı düşünülmektedir. Akut bel sızılarının en sık sebepleri omurga yapılarının zorlanması, gücenmesi, ve fıtıklaşma gibi mekanik sebeplere bağlı olabilmektedir. Kronik “uzamış” bel sızılarında ise mekanik sebeplerin yanında irinli omurga hastalıklarının da ehemmiyetli bir neden olduğu öğrenilmektedir. Omurganın irinli hastalıkları içerisinde başlıca hastalık olarak “ankilozan spondilit” sayılabilir. Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini yakalayan ve ileri yarıyıllarda hastalarda kamburlaşma ve muhtelif omurga çarpıklıklarına neden olabilen bir irinli romatizmal hastalıktır. Ankilozan spondilit, cemiyette her 200 bireyden 1’ininde görülebilir ve hastaların büyük çoğunluğunun ilk müracaat şikayeti bel ve kalça bölgesindeki sızılardır. Ancak ankilozan spondilitteki bel sızısı mekanik sebepli bel sızılarından değişiklikler gösterir ve bu değişikliklerin tanımlanması, erken tanı ve erken tesirli rehabilitasyonları sağlaması açısından çok ehemmiyetlidir. Sabahları bel ve kalça bölgesinde katılık ve omurga hareketlerinde tutukluk bel sızısıyla müracaat eten bir hayli hastada ortak belirtidir.

Başta bel fıtıkları olmak üzere belin mekaniğini ilgilendiren bozukluklarda sabahları omurga hareketlerinde 5-10 dakikayı geçmeyen kısa süreli tutukluklar olabilmektedir. Ancak, sabah belde ve kalça bölgesinde tutukluğun olması ve hareketlerle açılmasının yarım saatten fazla sürmesi irinli omurga hastalığı için ehemmiyetli bir belirtidir. 45 yaşının altında başlamış ve 3 aydan daha uzun müddettir kronik bel sızınız varsa ve buna eşlik eden uzun süreli sabah tutukluğu mevcutsa irinli omurga hastalığının varlığı kesinlikle değerlendirilmelidir.

  

Yorum Yazın