Yeryüzünden silinebilecek ilk kanser: Rahim ağzı kanseri

11 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Yeryüzünden silinebilecek ilk kanser: Rahim ağzı kanseri

Geçmişte bayanlarda genellikle 40’lı yaşlardan sonra tanı konulan rahim ağzı kanserinin öncül lezyonlarını artık 20’li yaşlardan itibaren görmek mümkün olabiliyor. Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlkkan Dünder, özellikle son senelerde öncül lezyonların genç yaşlarda kollanmasına paralel olarak, rahim ağzı kanserinin de daha erken yaşlarda ortaya çıkmaya başladığına dikkat sürüklüyor.

Rahim ağzı kanserine neden olan, HPV virüsü

Jinekolojik kanserler arasında en sık görülen ilk üç cins arasında yer bulan rahim ağzı kanseri erken aşamada tutulduğunda rehabilitasyon talihi yüzde 95’in üzerine çıkabiliyor. Üstelik kansere neden olan virüsün HPV olduğu netleştikten sonra, dünyada hem bu mevzuya hem de HPV’ye karşı geliştirilen aşıya verilen ehemmiyet de arkasıydı. Bugün artık prekanseröz başka bir deyişle kansere dönüşebilecek lezyonları genç yaşlardan itibaren tespit edebilmek de mümkün olabiliyor. Daha Öncekinden yalnızca kanser düzeyinde tanınan ve 40’lı yaşlardan sonra görülen rahim ağzı kanseri, 18, 20’li yaşlardan itibaren kansere dönüşebilecek hücreler olan prekanseröz lezyonlar olarak kendini gösteriyor. Dr. Dünder, bu neticeye neden olan en ehemmiyetli etmenin seneler içinde cinsel temas başlangıcının erken yaşlara çekilmesi ve buna bağlı HPV’nin cinsiyetler arasındaki geçişini daha da süratlendirmesine bağlıyor.

rahim ağzı kanseri

Rahim ağzı kanseri 2O sene evvele mukayeseyle arkasıydı

Bu mevzuda bir diğer faktörün ise teknolojik büyümeler sayesinde lezyonların erkenden tespit edilmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dünder, “Belki de gelecekte rahim ağzı kanseri yeryüzünden ilk olarak tarihe karışacak kanser cinsi olacaktır.” diyor. HPV’lerin takribî yüzde 70’i bedene girdikten sonraki ilk bir sene içerisinde, yüzde 91’i ise ikinci senenin sonunda o şahsın bağışıklık sistemi tarafından yok ediliyor. Ancak, Kanser yapabilme yetisine sahip HPV; bulaşan her 100 şahsın 9’unda prekanseröz lezyonlar mevzubahisi oluyor ve kansere ilerleyebiliyor. Bu lezyonların daha genç yaşlarda kollanıyor olması ise ne yazık ki kanserin daha erken yaşlarda görülmesine neden olabiliyor. Dr. Dünder, “Bu sebeple 30-35 yaş aralığında rahim ağzı kanseri gördüğümüz bayan rakamının bundan 20 sene evvelle mukayese ettiğimizde kat be kat çoğaldığını söyleyebiliriz” diyor.

rahim ağzı kanseri

Dünyada 7 milyon şahısta HPV var

İstatistiklere göre dünyada her 11 bireyden birinde başka bir deyişle takribî 650 milyon insanda muhtelif tipte HPV bulunuyor. Elbette bunların hepsi kanser yapıcı özellikteki virüslerden oluşmuyor. Takribî 200’e yakın alt tipi bulunan HPV’nin yalnızca 5 tanesi tam rahim ağzı kanserlerinin yüzde 85’inden mesul yakalanıyor. Ülkemizde her sene 1600 yeni rahim ağzı kanseri olayının tespit edildiğini belirten Dr. Dünder, “Bir de yaşadıkları bölge itibariyle hekime gitmeyen şahısların da olduğu düşünülecek olursak bu sayının daha da yüksek olması olası” diyor.

Prekanseröz lezyonlar hangi vaziyetlerde kansere dönüşüyor

Prekanseröz lezyonların kimlerde ve neye göre büyüdüğü ya da kansere dönüştüğü mevzusunda ne yazık ki net bir şey söylemek bugün için mümkün olamıyor. Ancak sigara kullanımının hem tehlikeyi artırıcı, hem de kansere vaziyeti süratlendirici bir etmen olduğu öğreniliyor. Poligami denilen birden fazla partnerle birlikte olmak da “bu her iki tür için de geçerli” tehlikenin çoğalmasına neden olabiliyor. Bağışıklık sistemini düşüren ilaçları kullanmanın veya bağışıklık sistemini düşüren hastalıklara sahip olmanın da kanser yaradılışında tesirli olduğu belirtiliyor. HPV’nin bağışıklık sistemi tarafından ortadan kaldırılmasıyla prekanseröz ve/veya kanser tehlikesinin eksildiği anlamına gelmiyor. Bütün aksine, arkasını arkasına değişik HPV tiplerine maruz kalınması da rahim ağzı kanserine neden olabildiği için tarama mevzusunda aynı itinayı göstermeye devam etmek gerekiyor.

rahim ağzı kanseri

Kanser evveli gelişim yarıyılı genellikle suskun izliyor

Prekanseröz lezyonlar CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 olarak belirleniyor. Bu lezyonların ilerleme ve geçiş düzeylerinde takribî 3-6 senelik zamanlara gereksinim dinleniyor. CIN 3′ deri kansere dönüşmesi ise 10-15 sene kadar zaman alıyor. Gerçeğinde böylece müdahale etmek ve ihtiyat almak için zaman kazanılmış oluyor. Ancak genellikle bayanda prekanseröz lezyon büyüyüp büyümediğini gösteren rastgele bir işaret bulunmuyor ve geçiş yarıyılları oldukça suskun izliyor. Dolayısıyla cinsel hayatın başlamasıyla beraber yapılacak pap smear testi ile mümkün lezyonların tespit edilmesinin hayati ehemmiyet taşıdığını söyleyen Dr. Dünder, “Günümüzde rahim ağzı kanserinin öncül lezyonları koterizasyon, krioterapi, LEEP gibi değişik usuller kullanılarak rehabilitasyon edilebiliyor. Burada rehabilitasyon usulünü tanımlarken dikkat edilmesi gereken en ehemmiyetli hususlar; hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği, hakimiyetlerine gelip gelemeyeceği, hastalığın derecesi, yaygınlığı, daha evvel bu hastalık sebebiyle rastgele bir rehabilitasyon alıp almadığı sayılabilir. Bazı olgularda öncül lezyon ilerlemişse hastanın yaşı da göz önüne alınarak rahim alınmasına kadar gidebilen muhtelif rehabilitasyonlar uygulanabiliyor. Rehabilitasyon sonrasında hastanın kumpaslı hakimiyeti gerekiyor. Bu mevzuya gerek hekimin ve gerekse hastanın hassasiyet göstermesi ehemmiyet taşıyor” diye konuşuyor.

  

Yorum Yazın