Yeteri kadar su harcamamak hastalıklara yol açıyor

Yeteri kadar su harcamamak hastalıklara yol açıyor

Bedenimizin %70’inin, beynimizin %92’sinin su olmasına karşın, su içmek neredeyse hiç önem verilmiyor. Uzmanlar sıhhatli bir ruh ve beden için günde en az 2 litre su içilmesini öneriyor. Kumpaslı ve bol su içilmemesinin sıhhate oldukça fazla hasarı mevcut.

İşte bunlardan kimileri…

Su, böbrek taşının yaradılışını önler

Bedenin yabancı ve hasarlı maddelerden uzaklaştırılmasında en ehemmiyetli uzuv böbreklerimizdir. Böbreklerimiz kanı süzerek atıkları ayrıştırır ve bunları su ile karıştırarak idrarı üretir. İdrar ile bedenimiz istenmeyen maddelerden temizler.

Yeteri kadar akışkan alınmadığında bu harekât güçleşmesine bağlı böbrek hastalıkları çoğalır. Bunun yanı gizeme içinden yeteri kadar su geçmeyen borularda nasıl kireçlenme olursa böbreğin boru sistemi içinde de kireç eşi özellikle kalsiyum yoğunluklu mineraller birikerek taş yaradılışına neden olur.

Bedenin atılan idrardan daha fazla suya lüzumu vardır

Su içme alışkanlıklarla olan bir gidişattır. Suyu bedenimizin gerçeğinde en ehemmiyetli yiyeceği olarak kabul etmemiz gerekir. Bedenimizin takribî %70i sudan oluşur. Bu vaziyet bedendeki tüm hücreler için geçerlidir. İnsanlar suyun alındığı kadar çıkarıldığını düşünse de gerçeğinde idrarda çıkan ölçüden çok daha aşırısına gereksinimimiz vardır. Buna tıp dilinde “farkında olunmayan akışkan kaybı” ismini vermilmektedir.

Soluk alıp verirken, terlerken, büyük abdest yaparken biz farkında olmadan takribî günlük olarak 1,5 litre ortamında akışkan kaybederiz. İdrar ile atılan ölçüyü de ilave ettiğimizde neden biz hekimlerin en az günlük 2 litre su harcanması gerektiğini söylediğimiz anlaşılabilmektedir. Bu vaziyet özellikle yaz aylarında çoğalmaktadır.

Susuzluk neticesinde bayılma, halsizlik, bulantı, tedirginlik yaşanabilir

Önceden de anlattığımız gibi tüm dokuların suya gereksinimleri vardır. Susuz kalındığında eksik akışkan alımı akışkan elektrolit balanssızlıkları, bayılma hissi, halsizlik, ten elastikliğinde eksilme, mide bulantısı, baş dönmesi, tedirginlik özellikle yaşlılarda şuur fluluğu, asaplılık gibi muhtelif şikayetleri ortaya çıkarabilmektedir. Bunlar yalnızca şikayet derecesinde kalmayıp çok daha ciddi hastalık tabloları da oluşabilmektedir.

Bunların arasında özellikle zati böbrek taşı öyküsü olanlarda daha sık olmak üzere böbrek taşı yaradılışı ve bunun verdiği sancılar, kanının yoğunlaşmasına bağlı olarak beyinde tıkanıklıklar ve inmeler, tansiyon yükselmeleri, şayet fertler kan sulandırıcı, sara ilaçları gibi ilaçlar kullanıyorlarsa bunların doz oynamalarına bağlı yan tesirler sayılabilmektedir.

Özellikle kadınlarda eksik akışkan alınımı ciddi idrar yolları enfeksiyonlarına yol açıyor

Bedenimizde hepimizin muhakkak oranlarda mikroplar bulunmaktadır. Biz idrar kanalından bol akışkan geçirdiğimizde başka bir deyişle bol idrar yaptığımızda bu mikroplar oraya yerleşememektedir. Oysa az akışkan alındığında az idrar imali olmakta ve mikropların da içeri girip hastalık yaratmaları için civar oluşmaktadır.

İçtiğiniz suya limon suyu koymanın, hem idrar yolları problemlerinden hem de böbrek taşı yaradılışından sizi koruyacakdır

Limon suyu yüksek oranda c-vitamini kapsar. C-vitamini kimyevi ismi ile sitrik asit böbrek yolu ile atılır ve atılırken idrarın asit balansını ayarlar. Bu biçimde mikropların üremesini yasakladığı gibi böbrek taşlarının ana kaynağı olan kalsiyumun da çökmesini eksilttiğinden çözünür halde tutarak böbrek taşları için de gözetici tesir gösterebilmektedir.

  

Yorum Yazın