İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meseleyi, sosyal hayatı negatif etkilediği gibi psikolojik meselelere de neden olabiliyor. Değişik hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma meseleyi gün içinde harcanan gıdaların içeriğiyle de irtibatlı olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma meseleyi ve harcanmaması gereken yiyecekler hakkında bilgi verdi.

Gün içinde içtiğiniz su ölçüyü ehemmiyetli

Karın içi tazyikini artıran öksürme, aksırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane hakimiyetinde muhtemel bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma meseleyi değişik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma gidişatını ortadan kaldırmak için genellikle az akışkan harcanması gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla akışkan tüketiminin idrar kaçırma meselesini tetikleyebileceği bir reeldir ancak az akışkan harcamak da idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma gereksinimini artırabilmektedir. Faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meselesinde akışkan alımı balanslı olarak yapılmalıdır.

Sigaranın idrar kaçırma ile ne alakası olabilir demeyin

Faal mesane meselesinde sigara ehemmiyetli tehlike etkenlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane adalelerini tahriş etmektedir. Sigara içen bireylerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici vaziyetlerde yaşanan spazmlar idrar firarisine neden olabilmektedir. Faal mesane meselesine neden olan ehemmiyetli etkenlerden biri de harcanan besinlerdir. Bazı yiyecekler mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Besinlerin fazla faal mesane üzerindeki tesirleri bireyden bireye değişebilmektedir.

idrar kaçırma

Domates: Yapılan bir hayli araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Fazla faal mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir yiyecek olan domatesten özellikle duyarlı olan şahısların uzak durması gerekmektedir.

Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane etkinliğini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının eksiltilmesi veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları eksiltebilmektedir.

Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir ölçü kafeini kapsamaktadır. Çoğunlukla kafein kapsamayan beyaz çikolata ya da daha fazla kakao kapsayan koyu renkli çikolataların sınanması meseleyi eksiltebilmektedir.

Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek ölçüde sitrik asit kapsamaktadır. Mesane hakimiyetini güçleştiren bu meyveler yerine daha az sitrik asit kapsayan elma, muz gibi yiyecekler seçim edilmelidir.

Gazlı meşrubatlar: Gazlı meşrubatlarda bulunan fizz, potansiyel olarak fazla faal mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji meşrubatlarının tüketimine dikkat edilmelidir.

idrar kaçırma

Baharatlı yiyecekler: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan yiyecekler mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmak yaşana meselelerin eksilmesine dayanakçı olabilmektedir.

Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda suni ve natürel tatlandırıcıların faal mesane meseleyi şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine perhizle hudutlandırarak şikayetler üzerindeki tesirini hakimiyet edilmelidir.

İşlenmiş yiyecekler: İşlenmiş yiyecekler; aroma ve gözeticiler gibi bir hayli suni bileşen kapsadığından dolay şikayetleri artırabilmektedir.

Soğan: Baharatlı ve asitli besinlerde olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle ham soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki negatif tesiri eksiltmek için soğanı pişirerek harcamak daha sıhhatlidir.

Kızılcık: Bir Hayli birey kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının bulgularını gevşettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek yetmezliği için tehlike altındaki şahıslara müteveccih kumpaslı tarama ve faal rehabilitasyon ile hastalığın ilerlemesi önlenebiliyor. Böbrek yetmezliğinin, her yaşta ve cinsiyette oluşabildiği bilinse de, özellikle 40 yaşından sonra ve bayanlarda daha sık görülüyor. Memorial Antalya Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. A. Egemen İşgören, 8 Mart Dünya Böbrek Günü sebebiyle böbrek sıhhati hakkında bilgi verdi.

böbrek

Bayanlarda daha çok görülüyor

Kronik böbrek yetmezliği böbreğin süzme işlevlerindeki ilerleyici eksilme olarak belirlenmektedir. Hastalık sıklıkla sinsi izlediği için, hastalığın cemiyette görülme sıklığı ve yaygınlığı çoğalmaktadır. Kumpaslı tarama yapılmadıkça erken düzeylerde teşhisi güçtür. 10 kronik böbrek hastasından yalnızca biri hastalığın farkındadır. Farkındalığının ve erken tanısının düşük olması sebebiyle, hastalık sıklıkla son yarıyıl böbrek yetmezliği düzeyine ilerler.

böbrek

Geceleri çok sık idrara çıkıyorsanız

Hastalık gece idrara çıkma sıklığındaki çoğalışla kendini gösterebilir. Gece bir seferden daha fazla idrara çıkan hastaların böbrek işlev testlerini yaptırması erken tanıda ehemmiyetlidir. Ödem, tansiyon hakimiyetinde güçleşme, idrarda köpüklenme, idrarda mikroskopik ya da gözle görülür kanama veya protein firarisinin olması gibi gidişatlar öbür bulgular arasında yer almaktadır. Son yarıyıl böbrek yetmezliğine erişmiş hastalarda iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı, kramp, halsizlik gibi şikayetler görülebilir.

böbrek

Kronik böbrek hastalığı için azami tehlike etkenleri şunlardır;

– Şeker hastalığı

– Tansiyon yüksekliği

– Kalp-damar hastalıkları

– Obezite

– İleri yaş

– Ailede böbrek hastalığı varlığı

böbrek

Kumpaslı hakimiyetler ehemmiyetli

Hipertansiyon ve şeker hastalarının kronik böbrek hastalığına tutulma tehlikeleri yüksektir. Bu sebeple bu hastaların böbrek işlevlerinin daha yakından takip edilmesi ehemmiyetlidir. Hiçbir şikayetleri olmasa da en az 6 aylık periyotlar ile böbrek işlevlerine bakılmalıdır. Ayrıca böbreğin kistik hastalıkları, kronik ve yineleyen böbrek enfeksiyonları, idrar yollarına ait firariler, böbrek taş hastalıkları, özellikle romatizmal ya da sızı kesici ilaçların uzun süreli kullanımları gibi gidişatlar, böbrek hastalığına tutulma tehlikesini artırabilir.

böbrek

Basitçe teşhis edilebilir

Kronik böbrek hastalığı kolay ve ucuz kan ve idrar testleri ile basitçe teşhis edilebilir. Erken düzeyde tespit etildiğinde hem kronik böbrek hastalığına has genel ihtiyatlar, hem de altta uyuyan veya eşlik eden hastalıklara müteveccih rehabilitasyon yaklaşımları ile ilerlemesi yasaklanabilir veya geciktirilebilir. Üstelik tehlikeli fertlere müteveccih faal tarama ve rehabilitasyon ile hastalığın gelişimi önlenebilir.

böbrek

Böbrek sıhhati için bu 15 altın kaideye dikkat edin;

– Kumpaslı egzersiz yapın

– Sıhhatli beslenin ve ideal beden ağırlığınızı gözetin

– Tuzu eksiltin

– Günde vasati 2-2,5 litre su harcayın

– Sigara kullanmayın

– Fazla içki tüketiminden kaçının

– Afaki yere sızı kesici ve antibiyotik kullanmayın

– Taş ve idrar yolu enfeksiyonlarının sebebini bilin

– Kan tazyikinizi takip edin

– Kan şekerinizi emin aralıklarla hakimiyet ettirin

– Magnezyum kapsayan yiyecekler harcayın

– Gazlı ve şekerli meşrubatlardan uzak durun

– Kafein kullanımını emin bir ölçüde tutun

– İdrarı mesanede yakalamaktan kaçının

– Lahana, karnabahar, kırmızı biber, sarımsak, soğan, elma, kızılcık, yaban mersini, frambuaz, çilek, kiraz, kara üzüm, yumurta beyazı, balık ve zeytinyağı harcayın

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Sık yaşanan idrar yolu enfeksiyonları, ateş ve halsizlik, idrarda kan görülmesi… Tüm bu bulgular, böbrek veremine işaret edebilir. “Verem, başka bir deyişle tüberküloz millet arasında öğrenilenin aksine sadece akciğerlerle alakalı bir hastalık değildir ve böbreklerde de ortaya çıkabilir” diyen Memorial Bahçelievler Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. Doğukan Sökmen, böbrek ve idrar yollarında da sık görülen ancak tanısı genellikle efor olabilen verem hastalığı ile rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Verem taklit hüneri en galibiyetli mikroptur

Verem hastalığının etmeni “Mikobakteryum tüberkülosis” ismi verilen mikrop olarak öğrenilmektedir. Akciğerler için erken yapılan aşı ve mevcut rehabilitasyonlar ile son yarıyıllarda çok gündemde olmasa da, mukavemetli mikroplarla böbrekte ve idrar yollarında yine görülme olasılığı bulunmaktadır.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Bağışıklık sisteminden zayıflığından yararlanıyor

Akciğerle alakalı olmayan tüberküloz hastalığı, tüm hadiselerin %10’unu içermektedir. Bu %10’luk kısmın %30-40’ını böbrek ve idrar yolları veremi oluşturur. Böbreklere ve cinsel uzuvlara veremin dağılması, dışarıdan alınan mikrobun kan ve lenf yoluyla bedende dağılması ile reelleşir. Başka Bir Deyişle, verem metastaz yapan bakteriyel bir enfeksiyondur. Verem mikrobu alındıktan sonra ya enfeksiyon oluşturur ya da pasif hale kazanç. Pasif hale gelen mikrop odakları uzun seneler sonra kanser hastalarında, bağışıklık sistemini baskılayan AIDS gibi hastalıklarda, kemoterapi gibi beden mukavemetini düşüren vaziyetlerde ve kortizon kullanımında yine etkinleşerek böbrek, prostat gibi öteki iç uzuvlarda hastalık oluşturur. Böbrek dışında yeniden faize ve boşaltım sisteminin öteki uzuvlarında da görülebilen bu hastalık; böbreküstü bezi, mesane, testis, prostat ve iç idrar kanallarında da meselelere neden olabilir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

İdrar yolları ve böbrek vereminin bulgularını dikkate alın

İdrar yolları veya böbrek veremi pek çok farklı belirti ve bulgular ile ortaya çıkabilir. Hastada özellikle söylenemeyen işeme bozuklukları ve idrar kültüründe ispatlanmayan enfeksiyon bu hastalığın habercisi olabilir. Aralıksız idrar yolu enfeksiyonu olan birinde yapılan idrar kültürleri hep olumsuz çıkıyorsa ve buna karşın hastanın şikayetleri kronik olarak devam ediyorsa idrar yolu veremi akla gelmelidir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Erkeklerde daha çok görülüyor

Bu hastalık erkeklerde bayanlara oranla iki kat daha yaygın görülür ve genellikle 40’lı yaşlarda ortaya çıkar. Bel sızısı ve idrarda kanama, böbrek veremli hastaların 3’te 1’inde görülen ciddi bir bulgudur. Hastalığı daha da ilerlemiş olan hastalarda; ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri gibi genel bulgular da tabloya ilave edilir.

Erken tanı hem şikayetleri hem de daha ciddi problemleri önlüyor

Hastalığın tanısında hastanın hikayesinin alınması ve tetkik dışında; sabah alınan idrar misallerinde bakteri tespiti yapılır, idrarda bakteriyi araştırmaya bağlı kültürlere bakılır ve özel tanı testleri PCR yapılır. İlaçlı böbrek filmi, tomografi; hatta lüzumluysa idrar yollarına endoskopi sistoskopi yapılarak alınan parçaların araştırılması neticeyi tanı konulabilir. Rehabilitasyonda en ehemmiyetli adım, erken tanı konulup rehabilitasyona başlanmasıdır. Rehabilitasyon sırasında uzun yarıyıl ilaç kullanımının yanında etkilenen kısmın cerrahi olarak çıkartılması ve zararlı bölgeyi düzenlemeye müteveccih rehabilitasyonlar da düşünülmelidir. Böbrek vereminde bireye özel rehabilitasyonların uygulanması ehemmiyetlidir.

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Su tüketimi; böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere tam uzuvlar için hayati ehemmiyet taşıyor. Bedene yeterli ölçüde su alınmaması pek çok ehemmiyetli sıhhat meselesinin yanında bitkinlik, dikkat eforluğu ve hafıza bozuklukları gibi vaziyetlere yol açabiliyor.

Bitkinliğinizin kaynağı su içmemek olabilir

Sıhhatlı bir insan beden ağırlığının erkeklerde %60, bayanlarda ise %50’si sudan oluşmaktadır. Bu oran yeni doğan bebekler için %70 seviyelerine çıkar. Beynin %95’i ve akciğerlerin de %90’ı sudur. Bedende birbiri ile iletişimli olan tam sistemler suya lüzum dinler ve yeterli su alamadığında vazifelerini bütün olarak yerine getiremez. Bedende bulunan suyun %2 oranında eksilmesi neticeyi bitkinlik, dikkat yetersizliği ve hafıza ile alakalı meseleler ortaya çıkar. Gün boyu devam eden bitkinliklerin en ehemmiyetli kaynağı akışkan eksilmesidir.

Başka meşrubatlar suyun yerini yakalamaz

Hayati işlevlerin sıhhatli bir biçimde yerine getirilebilmesi için yeterli ölçüde suyun harcanması gerekmektedir. Günde 8-9 kadeh veya 2-2,5 litre su harcamak bedenin su gereksinimini karşılamaktadır. Suyun tadını beğenmeyenler ya da mide bulantısı yaşayanlar; dilimlenmiş meyve dilimleri veya havuz, kereviz gibi sebzelerde suyu tatlandırabilir. Çay, kahve gibi meşrubatlar bedenden su atımını artırdığı için suyun yerine konulmamalıdır.

Böbreklerinizi su ile gözetin

Yeterli su harcamamanın en ehemmiyetli tesiri su ile beslenen böbreklerde görülmektedir. Bedende oluşan üre, kreatin ve ürik asit gibi hasarlı maddeler su ile seyreltilip böbreklerden atılır. Yeterli su ölçüsünün olmaması idrar akımını yavaşlattığı için idrar yolu irinleri ve böbrek taşları, ilerleyen gidişatlarda ise böbrek yetmezlikleri oluşabilmektedir.

Su içmek için susamayı beklemeyin

Gün içerisinde susamadan su içilmesi yeterli ölçüde su alınmasına destekçi olur. İdrar rengi gün içerisinde yeterli su içip içilmediği hakkında fikir verir. Koyu renk ve kıvamda bir idrar bedenin suya lüzumu olduğunun en ehemmiyetli göstergesidir. İdeal su ölçüsünün bireyin gün içerisinde yaptığı etkinliklere, hava sıcaklığına bağlı olarak dengelenmesi önerilmektedir.

Cildin nem kaynağı su

Bedenin en büyük uzvu lüzumu da büyüklüğüyle orantılıdır. Dolaşım sisteminin tene yeterli su getiremediği başka bir deyişle yeterli su harcanmadığı gidişatlarda hücre içi suyu eksilerek tenin onarım sürati düşmektedir. Sıhhatlı, yumuşak, nemli ve ihtiyarlamanın tesirlerinin görülmediği bir cilt için günlük sutüketimine dikkat edilmesi çok ehemmiyetlidir.

Bedeniniz susuz kaldıysa…

Yeterli ölçüde su harcanmaması, pek çok sıhhat meselesine yol açabilir. Bunlar;

– Unutkanlık

– Konsantrasyon bozukluğu

– Baş sızısı

– Kabızlık

– Saç dökülmesi ve kepeklenme

– Emziren bayanlarda süt azlığı

– Adale krampları

– Böbrek işlev bozuklukları

– İdrar yolları enfeksiyonu

– Böbreklerde kum ve taş yaradılışı

Sistit bayanların yaşamını mahvediyor

Sistit bayanların yaşamını mahvediyor

İdrar yolu enfeksiyonu olarak öğrenilen sistit, bayanların yaşamını mahveden rahatsızlıklardan bir tanesi.

İdrara çıkarken yanma ve sızı, akıntı, bitkinlik, ateş, terleme gibi bulgularla ortaya çıkan sistit bayanların hem sosyal hem özel yaşamını etkiliyor.

Antibiyotik rehabilitasyonu koşul

Bakterilerin neden olduğu bir enfeksiyon olduğu için kesinlikle hekime müracaat etmek gerekiyor. Genellikle rehabilitasyon antibiyotik ile yapılıyor. Zamanında rehabilitasyon edilmeyen sistit ise daha ciddi meselelere de yol açabiliyor.

Bazı ihtiyatlarla rehabilitasyon sürecini basitleştirebilir, sistit oluşumunu yasaklayabilirsiniz.

İşte rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gerekenler…

– İç çamaşırları sık sık değiştirmek, giymeden evvel ağ kısmını ütülemek bakterilerin üremesini yasaklamak için ehemmiyetli.
– Gün içerisinde bol bol su içmek enfeksiyonu atmaya dayanakçı oluyor.
– Olasıysa rehabilitasyon süreçinde cinsel ilişkiden sakınılmalı.
– Genital paklik için özel sabunlar kullanılarak bölge arınılmalı. Paklikten sonra ise genital bölge kuru yakalanmalı.
– Bol bol C vitamini alınmalı. C vitamini bakterilerin mesanede üremesini yasaklıyor.
– Havuz ve sauna gibi nemli etraflardan uzak durulmalı.
– Melisa, ebegümeci ve yaban mersini çayları iyi kazanç. Enfeksiyonun bedenden atılmasına dayanakçı olur.

Sistite karşı alınacak 8 gözetici tedbir

Sistite karşı alınacak 8 gözetici tedbir

Sistit, hayat konforunu düşüren en ehemmiyetli sıhhat meseleleri arasında yer alıyor. İdrar yolu enfeksiyonu olarak da öğrenilen gidişat sıklıkla yinelediğinde, bazen ciddi hastalıkların da habercisi olabiliyor. Sistitten korunmak için lüzumlu temkinleri almanın yanı gizeme hastanın rehabilitasyonunun da doğru tasarlanması büyük ehemmiyet taşıyor.

Sistit yaradılışında etrafsal etmenler tesirli

Sistit, böbreklerdeki kanın arınılmasından sonra atıkları kapsayan idrarın, bir ambar vazifeyi gören idrar torbasında bir araya gelmesi neticesinde, mesanede alana getirdiği zarardır. Sıklıkla enfeksiyonlara bağlı büyüyen cerahatle ortaya çıkar. Bakteriyel, viral ve mantar enfeksiyonları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar sistite neden olabilmektedir. Dolaysız olarak tesiri bulunmasa da tatil yarıyılında havuza, denize girmek, soğukta kalmak, uzun zaman ıslak mayo ile kalmak da sistitin oluşması için basitleştirici etmenlerdir.

Eksik akışkan alımı sistit bulguları verebilir

Hasarlı bakterilerin idrar yolundan mesaneye erişmesi ile ortaya çıkan enfeksiyon, sistitin bazı bulgularını ortaya çıkarır. Bunlar sıklıkla, idrarda yanma ve sık idrara çıkma gibi meselelerdir. Bu şikayetler en sık görülen sistit bulguları olsa da her zaman sistit göstergesi değildir. Fazla akışkan, çay, kahve olağanda da sık sık idrara çıkma görülebilir. Bunun dışında az su içmeye veya fazla terlemeye bağlı olarak da idrar ölçüyü eksilir ve rengi koyulaşır. Bunun neticesinde idrar yapma sırasında yanma, sık idrara gitme olabilir. Şikayetler hayat konforunu negatif etkilemiyorsa, öncelikle alınan akışkan ölçüsünü artırmak yeterli olabilir.

Yılda üçten fazla oluyorsa…

İlk 24 saat içinde idrar yaparken yanma ve sık çıkma gibi şikayetlerin tamamen geçmediği ya da idrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, kasık ve bel sızısı, akıntı, idrar yakalayamama, ateşlenme, halsizlik gibi şikayetlerin ilave edildiği vaziyetler idrar yollarında ciddi bir enfeksiyona işaret edebilir. Bu gidişatta kesinlikle bir uzmana müracaat etilmelidir. Yetişkin bir bayanda sistit bir sene içerisinde 3 kere ve daha sık oluyorsa, altta uyuyan başka sebeplerin de incelenmesi gerekir.

Antibiyotik tetikleyici neden

Sistit tanısı kolay bir idrar incelemeyi ile konulabilir. Ancak özellikle sık yineleyen sistitlerde, mikrobun türünün tespit etilebilmesi ve buna uygun antibiyotiğin seçilebilmesi için idrar kültürü yapılması ehemmiyetlidir. Sistit rehabilitasyonunda hakimiyetsiz antibiyotik kullanılması, hem ilacın yan tesirlerine, hem de bakterilerde mukavemet gelişimine ve kronikleşen enfeksiyonlara yol açabilir. Karmaşık olan idrar yolları enfeksiyonlarında ise daha uzun süreli rehabilitasyon, yalnızca enfeksiyonu ortadan kaldırmak için değil aynı zamanda altta uyuyan sebebi de tanımlamak için lüzumludur.

Sistitten korunmak için altın kaideler

– Bol ölçüde akışkan harcayın

– Hijyen kaidelerine dikkat edin

– Pamuklu çamaşır kullanın, genital bölgenin kuru kalmasını sağlayın

– Tuvalet pakliğini suyla ya da tuvalet kağıdıyla önden arkaya doğru yapın

– Özel solüsyon ve sabun gibi arınıcılar kullanmayın

– C vitamini kullanın. C vitamini idrarla atılırken idrarın asitliğini de artırır. Asit, civar bakterilerin yerleşmesini ve üremesini güçleştirir. Bu gidişat rehabilitasyonun faalliğini artırabilir ve kısmen de olsa korunma sağlayabilir.

– Kızılcık suyu hem yüksek C-vitamini içeriği olan hem de mesane içerisinde gözetici bir film katmanı oluşturduğu için rehabilitasyonu dayanaklar.

– Harcanan yiyeceklerde, yiyeceklerin bozulmasını önleyici katkı maddelerinin bulunmamasına itina gösterin

Balon usulü ile tıkalı sinüsler açılıyor

Balon usulü ile tıkalı sinüsler açılıyor

Kafa kemiklerimiz içinde burun boşluğu etrafındaki hava boşlukları ‘ sinüs’ olarak belirlenir. Hava sinüslere burun boşluğundan girer. Her soluk alış verişimizde, burundan geçen hava sinüslere minik sarihliklerden erişir. Bu sarihliklerin tıkanması sinüs enfeksiyonlarının esas kaynağıdır. 4 çift sinüs boşluğu vardır. Frontal alın, maksiller yanak,etmoid göz kenarı ve sfenoid arka sinüsler. Sinüzit bu hava boşluklarının iltihaplanması vaziyetidir. Virüs, bakteri ve mantarlar bu boşluklarda iltihaplanma yapar.

Sinüzitin bulguları

– Burun tıkanıklığı

– Baş sızısı

– Surat sızısı

– Yüzde ve kafa içinde doluluk hissi

– Burun akıntısı

– Geniz akıntısı

– Koku alma bozukluğu

– Ses niteliğinde bozulma

Sinüzite neden olan hastalıklar

En sık sebebi soğuk algınlığına neden olan virüslerdir. Bu virüsler burun içi ve sinüs içini döşeyen mukozayı tesirler. Virüs enjeksiyonundan sonra bakteriler sinüzitin devamına neden olur. Mantar sinüziti ender görülür. Bu stil enfeksiyonlar kısa sürer ve basitlikle iyileşir. Kısa süreli enfeksiyonlar ‘akut sinüzit’ olarak adlandırılır. Sinüzit uzun sürerse esasta problem sinüslerin hava geçiş kapılarının yapısal veya doğuştan dar veya kapalı olmasıdır. Bu vaziyette enfeksiyonlar uzun sürer ve ‘kronik sinüzit’ olarak belirlenir.

Bağışıklık sisteminde düşüşler sinüzitlere taban hazırlar. Misalin geçirilmiş ağır bir grip, uzuv yetmezliği olan fertler, şeker hastaları sık ve uzun sinüzit problemi yaşarlar. Bunun içinde oluşan başka problemler misalin alerji, çocuklarda buruna kaçırılmış yabancı maddeler, geniz eti gibi gidişatlar sinüzit sebebidir.

Mukoza kurucu, idrar söktürücü ve bazı tansiyon ilaçları da sinüzite taban hazırlar.

Nasıl rehabilitasyon edilir

Doktorun muayenehane tetkiki tanıyı koyar. Tanıya yardım testler burun içi endoskopik tetkik, sinüs röntgeni, tomografi, kültür ve koku likeni testleriyle konur.

Bakteri orijinli enfeksiyonlarda antibiyotikler, mantar orijinli olanlarda antimikotik rehabilitasyon uygulanır. Bunun enfeksiyon geçene kadar sarih kalması ehemmiyetlidir. Bu sebeple dekonjesten olarak belirlenen burun hava akımın artıran ilaçlar seçim edilir. Bunlar hem burun spreyi hem de tablet olarak kullanılır. Bunun içindeki salgının alışkanlığını artıran arınıcı sprey ve damlalar önerilir. Alerjinin eşlik ettiği vaziyetlerde antihistaminik ilaçlar da ilave edilir.

Ameliyat ne zaman gerekir

Kronik yapısal sinüzitlerde, ilaçla rehabilitasyonun verimsiz olduğu vaziyetlerde cerrahi rehabilitasyon ön tasarıya çıkar. ‘Endoskopik sinüs cerrahisi’ ismi verilen teknikte sinüslerin tıklanmış kanalları genişletilir veya açılır. Bu operasyon lazer, balon ve standart çalgılarla reelleştirilir. Harekâtlar endoskop ile yapıldığı için dışardan belirli olmaz ve yüzde iz veya şişlik vazgeçmez.

Tıbbi rehabilitasyon 7 ile 21 gün arasında sürebilir. Vakit, enfeksiyonun şiddeti ve yaradılış sürecine göre değişir. Cerrahi rehabilitasyon ise 1 haftalık bakım sonrasında kendiliğinden iyileşme süreciyle bitirilir. Cerrahi operasyonlardan sonra olağan hayata geçiş çok kısadır. Özellikle lazer ve balon sinüs cerrahisinde birey aynı gün olağan yaşantısına devam edebilir.

Balon sinüs cerrahisi nedir

Sinüs kanallarının balonla genişletilmesi operasyonudur. Şu anda tüm sinüslere müteveccih müdahalelerde güvenle kullanılıyor. Endoskop ile meseleli sinüs bir klavuz tel aracılığına tespit etilir. Ardından klavuz tel üzerindeki balon kanal içinde şişirilir. Böylece sinüs kanalı genişletilir. Operasyon sırasında ve sonrasında kanama, sızı olmaz, tampon gerekmez.

Yinelenmemesi için teklifler

– En doğru şey enfeksiyondan sakınmak. Bunun için enfeksiyonun yoğun olduğu yarıyıllarda kapalı civarlardan kaçının. Sarih ve pak havalı etraflarda bulunun.

– Klimalı ve soğuk civarlar sinüziti tetikler. Hafif de olsa bir üst solunum yolu enfeksiyonu yaşarsınız belli dekonjesyon burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan ilaç rehabilitasyonuna başlayın. Uçak yolculuklarından uzak kalın.

– Terli terli su içmek, başı üşütmek, şapkasız çıkmak gibi gidişatların sinüzite uzak-yakın alakası yok. Yeniden de dikkatli olun.

Sağlıklı böbreklerin sırrı

Sağlıklı böbreklerin sırrı

Dünya Böbrek Haftası’nda bu organın yaşamsal önemine dikkat çeken Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramla sınırlı tutulmasını öneriyor. Türkiye’de ise günde ortalama 15 gram tuz tüketiliyor. Sağlıklı böbrekler için daha az tuz tüketilmesi ve günde 8-10 bardak su içilmesi gerekiyor” dedi.

Böbrek; beyin, kalp, karaciğer ve akciğer gibi yaşamsal öneme sahip organlar arasında yer alıyor. Dünya Böbrek Haftası’nda böbreğin öneminin altını çizen Diyetisyen Sibel Mumcu, “Böbrekler günde yaklaşık 200 litre, yaşam boyunca ise yaklaşık dört milyon litre kanı süzüyor. Atıkları uzaklaştıran ve vücudun asidik yapısını ayarlayan bu organ, hormonları kan ile hedef organlara ulaştırıyor” dedi.

Susuzluk hastalığa neden oluyor

Sağlıklı böbrekler için daha az tuz tüketilmesi gerektiğini belirten Sibel Mumcu, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramla sınırlı tutulmasını önerirken, Türkiye’de bu tüketim kişi başına 15 gramı buluyor. Fazla tuz tüketimiyle böbreklerdeki kılcal damar sistemindeki kan basıncını artıyor. Sürekli hale gelen yüksek kan basıncı damarlara zarar verirken, idrarla protein atılmasına neden oluyor. Bunun yanında böbreklerin sağlıklı bir şekilde çalışması adına yeterli sıvı tüketimi de büyük önem taşıyor. Susuzluk çeşitli böbrek rahatsızlarını beraberinde getiriyor. Bu nedenle günde 8-10 bardak arasında su içilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

Sağlıklı böbrekler için dört öneri

Böbrek sağlığını korumak adına en önemli kuralın ‘sağlıklı yaşam tarzını benimsemek’ olduğunu ifade eden Sibel Mumcu, tuzu azaltmak ve sıvı alımını artırmak için şu önerilerde bulundu:

– Taze yiyecekler daha az tuz içerir. Taze sebze-meyve tüketimi artırılabilir.

– Tuzluklardan uzak durmak, tuz kullanımını yüzde 15 azaltabilir. Yiyecekler taze otlar ve tuz içermeyen diğer baharatlarla tatlandırılabilir.

– İşlenmiş ürünleri almadan etiketleri kontrol edilerek tuz içeriklerine de bakılmalı.

– Çay ve kahve, sıvı ihtiyacını karşılamaz. Gün içinde mutlaka 8-10 bardak su içilmeli.

Miyom her 3 bayandan birinde görülüyor

Miyom her 3 bayandan birinde görülüyor

Adet kumpassızlığından, sızıya, kısırlıktan düşüğe kadar pek çok negatif tabloya neden olan miyomlar, şahsa özel rehabilitasyonlarla hakimiyet altına alınabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Muhacir, miyom ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

miyom

Miyomun en tipik bulgusu kanama

Miyom her zaman bulgu vermeyebilir ancak rahimin iç boşluğuna yerleşmiş başka bir deyişle rahim iç duvarının içerisindeyse bazı şikayetlere yol açabilir. Bu şikayetler sıklıkla fazla kanamalı regl yarıyılı yaşanır. Bu süreçte parçalı ve fazla oranda kanamaya neden olur. Miyomun değişik bulguları şu biçimde sıralanabilir:

– Reglinin uzun sürmesi

– Kasık sızısı

– Rahmin arka kısmına yerleşmişse kalın bağırsağa baskı neticeyi büyük tuvaleti yapmada meseleler ve kabızlık

– Rahmin ön kısmına yerleşmişse mesaneye baskı yapması neticeyi sık idrara çıkma

– Karnı örten çeperler arasına yerleşmesi neticeyi idrar kanalına baskı neticeyi böbrekte sihrime

– Rahim boşluğu, tüplerin uçları ve rahim ağzına yerleşmesi neticeyi infertilite

miyom

Hamilelikle miyom şikayetleri çoğalabilir

Miyomların sebebi bütün olarak öğrenilmemekle beraber östrojen kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Kadında yüksek olan östrojen hormonunun menopozla beraber düşmeye başlamasıyla beraber miyomlarda da küçülme dikkat sürüklemektedir. Miyomların ayrıca hamilelik hormonu olan progesteron tesirine bağlı olarak da geliştiği görülmektedir. Bu sebeple hamilelik evveli miyom tespit edilmesi gidişatında miyomun mesken yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak myomun alınması hastaya önerilir. Ancak miyomla beraber hamileliğin hiçbir kasvet olmadan devam edebildiği de unutulmamalıdır.

miyom

Hangi miyomlar rehabilitasyon edilmeli

Miyom bazı bulguları verirse operasyonla alınmalıdır. Bunun için bazı kriterler göz önünde bulundurulur:

– Kanamaya yol açan bir miyomsa ve rahim boşluğuna yerleşmişse hiç zaman kaybetmeden operasyon edilmelidir.

– Rahim duvarının içerisine yerleşmiş yeniden çok fazla kanamaya yol açıyorsa ve bunların da büyüklüğü 5 cm üzerine çıkmışsa alınmalıdır.

– İdrar torbasına ve kalın bağırsağa baskı yapacak hale gelmişse operasyon edilmelidir

Miyomlar kanserleşir mi

Miyomlar genç yaş grubunda tehlike oluşturmamakla beraber menopoz sonrası kitlenin çapında gelişmeye bağlı olarak makûs mizaçlı tablolarla karşılaşılabilir. Bu sebeple menopozdan sonra gelişmeye eğilimli miyomlar ya da süratli gelişmeyle büyüyen miyomlar varsa hastaya çok fazla beklemeden operasyon önerilir.

miyom

Rehabilitasyon biçimi nasıl tanımlanıyor

Rehabilitasyonda genellikle genç yaş grubunda laparoskopik ve robotik cerrahi seçim edilir. Şayet miyom rakamı fazla ve büyüklüğü, yerleştiği yer uygun değilse sarih cerrahi seçim edilir. Hasta ileri yaş grubunda ve artık miyom meselesiyle uğraşmak istemediğini dile getiriyorsa operasyonla rahim alınır ve problem tamamen ortadan kaldırılır. Ancak genç yaş grubunda muhtemel olduğu kadar rahmin alınması alternatifinden uzak durulmaktadır.

miyom

Miyomların yineleme tehlikeyi var mı

Operasyonun ardından takribî 5 senelik süreç içerisinde yüzde 20-25 oranında miyomların tekerrür çıkma tehlikeyi var. Miyomektomi ismi verilen miyom operasyonunda gözle görülen tüm miyomlar arınılabilir ancak bir de gözle görülemeyen mikroskobik seviyede minik olan miyomlar alınamadığı için bunların zaman içerisinde gelişip yine ortaya çıkması ve şikayetlere yol açma tehlikeyi bulunmaktadır.

Sofralarınızdan tuzu eksilttirecek 9 neden

Sofralarınızdan tuzu eksilttirecek 9 neden

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de tuz tüketimi ne yazık ki 16-18 gramı buluyor. Son senelerde yapılan kısıtlamalarla bu ölçünün 14,8 grama düşürüldüğü belirtiliyor. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin düşük ölçüde alındığında yaşamımızda ehemmiyetli işlevi olan tuzun, bunun bütün aksine ideal ölçünün üzerinde harcandığında ise zehirden farksız olduğu ihtarında bulunarak, “Tuzun başta böbreklerde zarar oluşturmaktan kan tazyikini yükseltmeye kadar pek güç hasarı oluyor. Bu sebeple günlük tuz tüketimini kısıtlamak hayatsal ehemmiyete sahip” diyor.

Yaygın inanışın aksine harcanan tuzun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere ilave edilen tuzdan değil, harekât görmüş gıdalardan geliyor. Öyle ki işlenmiş gıdalar sodyum alımının genelde yüzde 75 gibi yüksek bir oranını oluşturuyor. Bu sebeple tuz alımını eksiltmek için sofradan tuzu kaldırmanın yanı gizeme işlenmiş gıdalardan sakınmak da çok ehemmiyetli.

Peki, pek çoğumuzun yemeklere hiç düşünmeden bolca serptiği tuz sıhhatimizi nasıl etkiliyor? Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin ideal ölçünün üzerinde alınan tuzun hangi hastalıklara yol açabildiğini anlattı, ehemmiyetli bilgiler verdi.

TUZ

Kan tazyikini yükseltiyor

Perhizdeki tuz çoğalışı kan tazyikini yükseltiyor. Tuz tüketimi çoğaldığında aynı zamanda kan tazyikini düşürmek için alınması gereken tansiyon düşürücü ilacın dozu ve sıklığı da çoğalıyor. Bunun sebebi ise tuzun tansiyon ilaçlarının tesirini eksiltmesi. Özellikle de ACE inhibitörü ve ARB grubu tansiyon ilaçlarının tesirine mukavemet büyümesine yol açıyor. Tuzla hipertansiyon arasında doza bağlı ve doğrudan bir ilişki mevcut. Tuz alımının eksiltilmesi uzun yarıyılda kalp damar hastalıkları ve inme tehlikesini eksiltiyor. Misalin, perhizle alınan tuzun 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle inme tehlikeyi yüzde 23 ve kalp damar hastalıklarının tehlikeyi de yüzde 17 oranında eksilebiliyor.

tuz

Böbreklerde kalıcı zarar oluşturabiliyor

Tuzlu beslenme, yalnızca sistemik kan tazyikini yükseltmekle kalmıyor, böbrek tazyiki de arttırıyor. Glomeruller ismi verilen hücrelerin içindeki tazyik çoğalışı, böbreğin süzme membranını proteinlere daha iletken hale getiriyor. Dr. Şahin, idrarla protein atılımının çoğalmasının da uzun yarıyılda böbrekte kalıcı zarar oluşturabildiğine dikkat sürüklüyor.

İnsülin direncini çoğaldırabiliyor

Yüksek sodyum kapsayan perhiz, kanda leptin seviyesini yükseltiyor. Bu hormonun çoğalışı karın bölgesindeki yağ hücrelerini arttırıyor. Karın bölgesinde yağlanma da bel etrafının genişlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun neticesinde insülin mukavemeti çoğalıyor. Düşük sodyumlu beslenme stili ise glukozu dokulara taşıyan transporterlerin ölçüsünü ve yağ hücrelerinin içindeki insülin reseptörlerine tertip ediyor ve insülin mukavemeti eksiliyor. Özellikle tuza duyarlı bireylerde perhizde tuz kısıtlandığında, insülin mukavemeti düşüyor.

Mide kanseri tehlikesini yükseltiyor

Dr. Şahin yüksek sodyum kapsayan beslenme stilinin mide mukozasında zarar oluşturduğunu belirterek laflarına şöyle devam ediyor: “Zararlanan mukoza kanserojen maddelere daha duyarlı hale geliyor, helicobacter pylori isimli bakterinin midede daha uzun süreli olarak yerleşmesine ve zarar yapmasına yatkınlık yaratıyor. Zararlanan mide mukozasında da kanser büyüyebiliyor. Bu sebeple tuzlu besinler, tütsülenmiş ve salamura besinlerden uzak durmak gerekiyor”

Kemik erimesini tetikleyebiliyor

50 yaş üstündeki her 2 bayandan ve her 5 erkekten 1’i osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğu eksilmesi sebebiyle kemik kırıkları problemleri yaşıyor. Yüksek tuz kapsayan beslenme stili, kemiklerden kalsiyumun hürleşmesine ve idrarla bedenden atılmasına yol açıyor. Neticede kemikler zayıflıyor ve basit kırılabilir hale geliyor. Menopoz yarıyılındaki bayan hastalar ve yaşlılar özellikle yüksek tehlike altında oluyor.

Böbrek taşına yol açabiliyor

Tuzlu beslenme idrarla kalsiyum atılımını arttırıyor. İdrarda bulunması gerekenden fazla kalsiyum atılması da böbrek taşı yaradılışına yol açabiliyor. Böbrek taşları enfeksiyon odağı oluşturarak veya idrar yolunda tıkanmaya yol açarak böbreklerde zarar büyümesine neden olabiliyor.

Bağışıklık sistemini de etkiliyor

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fazla tuz alımının bakteriler ve yabancı maddelere karşı savaşan gözeticiler olan ‘makrofajların’ işlevini eksilttiğini ortaya koyuyor. Bunun neticesinde da bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüslere karşı zayıflıyor.

Damar hastalığına bağlı demansı süratlendirebiliyor

Damar hastalığına bağlı demans, bunamanın en sık görülen cinsi. Zekâsal işlevlerin tümünü etkileyen bu tablo, beyin kan dolaşımının damar sertliği sebebiyle bozulması neticesinde büyüyor. Tuz tüketiminin fazla olması, damar yapısını bozarak ve kan tazyikini yükselterek damar hastalığına bağlı demansı süratlendiriyor.

Meniere hastalığına neden olabiliyor

Denge bozukluğu, şiddetli baş dönmesi, bulantı ve kusma ile karakterize meniere hastalığı, iç kulağın zararlanmasıyla alakalı bir mesele. Yüksek ölçüde tuz alımı bedende su yakalanmasına neden olduğu için iç kulak basıncını çoğaldırıyor, hastalığın bulgu ve belirtilerini şiddetlendiriyor. Meniere hastalığının rehabilitasyonunda tuzsuz perhiz son derece tesirli oluyor.

Tuz alımını mantıklı hudutlara düşürebilmek için…

– Yemek masasına tuzluk koyma alışkanlığından bırakın

– Besinleri baharatlarla tatlandırma alışkanlığı edinin

– Market alışverişleri sırasında mahsullerin sodyum içeriğine bakmayı umursamama etmeyin

– Yiyeceklerin üzerinde sodyum ölçüyü verildiyse bu sayıyı 2.5 ile çarparak tuz ölçüsünü hesaplayabilirsiniz. Misalin mahsulün 100 gramında 1.5 gram tuz veya 0.6 gram sodyum varsa “yüksek tuzlu mahsul”, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa “düşük tuzlu mahsul” grubuna giriyor.

– Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu vb. gıdaların tuz içeriği çok fazladır. Bu gıdaları olası olduğunca az harcayın. Misalin 1 çay kaşığı soya sosu 335mg sodyum 837.5 mg tuz, bir çay kaşığı kabartma tozu 530 mg sodyum 1.32 gram tuz kapsar kapsıyor. Bu ölçü günlük tuz alımının neredeyse 5’te 1’ini oluşturuyor.

– Tuz içeriğinin yüksek olabileceği hiç usumuza gelmeyen enginar, ıspanak ve kerevizin 100 gramında sırasıyla 86/71/100mg sodyum bulunuyor. Bu gıdaları pişirirken ilave edeceğiniz tuz ölçüsünü eksiltmeyi unutmayın.

– Salamura yiyecekler de zeytin, turşu, peynir gibi sodyum alımına ehemmiyetli oranda katkıda bulunuyorlar. Bu yiyeceklerden de olası olduğunca kaçının.

Page 1 of 31 2 3
maltepe escort ataşehir escort kartal escort tuzla escort gebze escort ümraniye escort pendik escort kurtköy escort bostancı escort kartal escort kadıköy escort anadolu yakası escort ümraniye escort çekmeköy escort göztepe escort