Önem Verilmeyen sızılar ciddi problemler oluşturabilir

Önem Verilmeyen sızılar ciddi problemler oluşturabilir

İnsan bedenindeki tüm uzuv ve sistemler bir geçim içerisinde çalışıyor. Bu yapının bir parçasında alana gelen rastgele bir mesele bir hayli başka bölgeyi etkileyebiliyor. Karın sızısı, ağza acı su gelmesi, ani kilo kaybı, ishal, çarpıntı, sık idrara çıkma gibi belirtiler çoğu zaman umursanmasa da, hakikatinde ciddi sıhhat problemlerinin habercisi olabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu, bedenin verdiği sinyaller ve bunların işaret ettiği hastalıklar hakkında bilgi verdi.

mide yanması

Mide yanması ve mide sızısı

Mide yanmasında ilk akla gelen mide hastalıklarıdır. Mide yanmasına ağza acı su gelmesi eşlik ediyorsa bir hayli insanın yaşadığı reflü düşünülür. Reflüye en çok kahve, çay, stres, fazla yemek ya da fazla yağlı yemek, acılı baharatlı yemekler, makûs yağda kızarmış yiyecekler ve gece geç saatte yemek neden olmaktadır. Mide hastalıklarının içinde en çok mide yanması yapan gastrittir. Mide yanmasına gece uykudan uyandıran mide sızısı da ilave ediliyorsa gastritle beraber mide ülseri ihtimali düşünülmelidir. Bu belirtilerin aniden başlaması ve kilo kaybı, halsizlik gibi şikayetlerle beraber yaşanması vaziyetinde ise gastrit ve ülser dışında mide kanseri gibi hastalıklardan da şüphelenilmektedir.

Ani kilo kaybı

Ani kilo kaybı, stresten habis hastalıklara kadar bir hayli hastalıkta yaşanabilmektedir. Ani kilo kaybına eşlik eden çok terleme, çarpıntı, el titremesi gibi şikayetler olduğunda tiroid bezinin süratli çalıştığı hipertiroid akla gelebilir. Ani kilo kaybı şekerin çok yükseldiği Tip 2 diyabetli hastalarda da oluşabilmektedir.

– Kan şekeri seviyesi 300-400 oranlarına eriştiğinde hasta fazla kilo vermeye başlar. Buna ağız kuruması, halsizlik, çok su içme gibi şikayetler de ilave edilir.

çarpıntı

Çarpıntı

Çarpıntı, kalbin ritim problemlerinde, kalbe ait hastalıklarda görülebileceği gibi kalbe ait olmayan başka sistemlerin hastalıklarında da görülebilmektedir. Misalin düşük eforlar sarf ederken dahi kalp çok süratleniyorsa bir anemi kansızlık bulgusu olabilir. Ufak eforlarla soluk soluğa kalınıyorsa kesinlikle kan sayımlarının yapılması gerekmektedir. Durduk yerde kalp çok süratli atıyorsa bu tiroid bezinin çok süratli çalıştığını düşündürebilir.

– Fazla kahve, çay ve nikotin tüketimi de çarpıntı nedeni olabilir. Çarpıntılar kumpaslı ve aritmik başka bir deyişle kumpassız çarpıntılar olarak ikiye böler. Göğüs duvarında ritmi bozulmuş değişik atımlar seziliyorsa bir kardiyoloji uzmanına görünmek gerekmektedir. Çarpıntıya; terleme, asaplılık, kilo kaybı eşlik ediyorsa tiroid işlevlerine baktırılması gerekir.

halsizlik

Halsizlik

Halsizlik de ani kilo kaybı gibi çok geniş hastalık grubunda görülen ilk belirtilerden biridir. Kolay bir enfeksiyon da halsizlik yapar, depresif insanlar da halsiz olur, gece nitelikli uyku yatmayanlar da sabah halsizlikle kalkabilir. Bunların yanında tam kronik hastalıklar, tam enfeksiyonlar, tam habis hastalıklar halsizlik nedenidir. Dolayısıyla halsizliği kronikleşmiş, uzun vakit devam eden bireylerde belli kan biyokimya bedellerinin tek tek gözden geçirilmesi gerekir. Bunun yanında eşlik eden başka belirtiler soruşturulmalı, hastanın iyi bir fizik tetkikten geçmesi gerekmektedir.

nefes darlığı

Soluk darlığı

Soluk darlığının nedenini bulmak için hangi civarlarda oluştuğuna bakılması gerekmektedir. Şayet soluk darlığına öksürük, balgam gibi şikayetler de eşlik ediyorsa KOAH denilen kronik akciğer hastalığı düşünülebilir. Bunun yanında kalp hastalıklarının bulgusu olabilir. Çok derin anemiler soluk darlığı yapabilir. En çok dikkat edilmesi gerekense kalp ve akciğer hastalıklarıdır. Özellikle soluk darlığı yeni başlayan hastalarda buna çarpıntı, göğüs sızısı gibi şikayetler de ilave ediliyorsa kesinlikle süratli biçimde kalp tetkiki yapılması gerekmektedir.

– Soluk darlığı tozlu ya da kokulu etrafta oluşuyorsa alerjik astım düşünülebilmektedir. Soluk alırken solunum seslerinin basmakalıp dışı gelmesi astım ya da akut bronşitleri düşündürebilir. Soluk darlığına ateş ve göğüs sızısı da ilave ediliyorsa zatürree başlangıcı olabilir.

kabızlık

Kabızlık

Yeterince su içmeme, sebzeden fukara beslenme, katı beslenme, hijyenik nedenlerle dışarıda tuvalet kullanamama, tiroidin yavaş çalışması gibi nedenlerle oluşan kronik kabızlık olağan sayılabilir. Ancak hasta her gün tuvalete çıkarken birden bire başlayan kabızlık, karın sızısı, karında kabarıklık gibi şikayetler belirliyorsa bunun yanında bir de dışkıda kanama, dışkının biçiminin ince ve bozuk olduğunu tasvir ediyorsa müddet kaybetmeden kalın bağırsağın araştırılması ve gastroenterolog tarafından kolonoskopi yapılması gerekmektedir.

ishal

İshal

Özellikle yaz aylarında bir hayli insanda ishal görülür. Çoğunlukla sıcak havalarda yiyeceklerin tez bozulması nedeniyle ya da seyahatlerde değişik civarlarda değişik kültürlerin besinlerinin harcanması neticesinde oluşan kısa süreli, turist ishali de denilen tablodur. Yaz ishalleri genelde 2,3 gün içinde sona erer. Ancak ishallerin uzun sürmesi, kanlı olması, kilo kaybının eşlik etmesi ve 4 haftayı geçtiği gidişatlarda artık kronik ishallerden bahsedilmektedir.

– İshalin uzun sürmesi vaziyetinde kronik bağırsak hastalıklarının incelenmesi gerekir. Bu gidişatta da öncelikle dışkı testleri, kan testleri ve gerekirse kolonoskopik tahlillerin yapılması gerekmektedir.

idrar

Sık idrara çıkma

Çok sık idrara çıkmanın yanındaki belirtiler ehemmiyetlidir. Birliktesi ağız kuruması ve kilo kaybı mevzubahisi ise şeker hastalığı düşünülebilmektedir. Çok sık idrara çıkmanın yanında idrar yaparken yanma gibi şikayetlerle üşüme, titreme, ateş belirtileri de görülüyorsa idrar yolu enfeksiyonu düşünülebilir.

– Çok sık idrara çıkan bir hastanın idrar analizi ve aç karınla kan şekerine baktırması gerekir. Bunun dışında erkeklerde gece çok sık idrara çıkma prostat hastalıklarının bulgusu olabilir. Erkeklerde gece 1 defadan fazla tuvalete çıkılıyorsa, yeterince idrar yapıldığı halde çok kısa bir vakitte yine tuvalete çıkma lüzumu yaşanıyorsa prostat açısından analiz gerekmektedir.

karın ağrısı

Karın sızısı

Karın sızısının karındaki yeri, başlayış biçimi, kişiliği, besinlerle ilişkisi, ateşin eşlik edip etmediği, beraber tuvalete çıkma alışkanlığındaki farklılıklarla beraber genel değerlendirilmesi gerekir. Sağ üst kadranda sırta vuran bir sızı safra kesesi taşını düşündürebilir. Sol üst kadranda sızı dalakla alakalı bir hastalığı düşündürebilir. Zaman içinde yavaş yavaş çoğalan sızılar batın içindeki habis hastalıkları düşündürebilir. Yeniden mide hastalıkları da karın sızısı nedenlerindendir. Karın sızısı olan bir hasta batın ultrasonuyla basitlikle araştırılır. Gerekirse tomografi ve daha ileri tekniklerle bakılır. Kolay bir gaz şikayeti de olabilmektedir ancak bir uzman tetkik etmeden anlaşılamaz. Uzayan karın sızılarının önem verilmesi gerekir.

– Ani karın sızısı akut batın denilen apandisit, pankreatit, safra kesesi taşı tıkanması, bağırsak tıkanması gibi bir hayli hastalığın bulgusu olabilmektedir. Ani bel ve kasık sızıları karın hastalıklarına, böbrek taşlarına bağlı olabilir. Aynı biçimde ani başlayan göğüs sızısı, karın sızısı, baş sızısında belli acil uzmana gidilmesi gerekir. Ani göğüs sızıları kalp krizi bulgusu, ani baş sızısı beyin içinde büyüyen bir ekip meselelerin bulgusu olabilir.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

5 yaşından sonra kritik tetkikler

5 yaşından sonra kritik tetkikler

Bu yarıyılda çocuğun bakım lüzumu ve uygulanması gereken aşıların aşırılığı da ailelerin hekime müracaat rakamını artırır. Her şey yolundaysa zamanla, çoğunlukla da 5 yaş bitirildiğinde rutin hakimiyetler bir anlamda kalkıp yerini hastalık yarıyıllarındaki tetkiklere vazgeçmeye başlar. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları, Sosyal Pediatri Uzmanı Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Çocuk Sıhhati İzlemi 18 yaşına kadar kumpaslı yapılması gereken, çocuğu yaşama sıhhatli, tehlikeleri öğrenip erken tedbir alarak hazırlamamızı sağlayan çok ehemmiyetli gözetici bir yaklaşımdır” diyor. Bu muayenelerin, çocukların hem fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimleri hem de mektep galibiyetleri için büyük ehemmiyet taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Selda Karaayvaz, 5 yaş sonrası 10 kritik tetkiki anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

Diş Hakimiyeti

Her çocuk mektep evveli yarıyılda kesinlikle senede en az bir kere diş doktoruna götürülüp diş çürükleri rehabilitasyon edilmeli. Mektepler açılmadan evvel de diş tetkiki yaptırılmalı. Son senelerde, Dünya Sıhhat Teşkilatı ve Dünya Diş Doktorları Birliği’nin yayınladığı deklarasyonlarda; ağız ve diş sıhhatinin, kalp ve damar hastalıklarından diyabete pek çok hastalıkla ilişkisi olduğu belirtiliyor. Bu hastalıkların rehabilitasyonlarında, ağız sıhhatinin çok büyük rolü olduğu vurgulanıyor. Anne babaların ağız ve diş bakımı mevzusunda çocuklarına iyi misal olmaları koşul.

Duyma Testi

Çocuklarda hafif orta derecede duyma azlıkları çoğunlukla fark edilmeyen ancak ehemmiyetli bir sıhhat meseleyi. Solunum yolu enfeksiyonlarından yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığına dek bir hayli unsur duyma kaybına neden olabiliyor. Duyma azlığı, çocuğun dil ve konuşma, konsantrasyon, akılsal gelişim ve mektep galibiyetini negatif etkileyebiliyor. O sebeple mektep evvelinde kesinlikle KBB uzmanına müracaat eterek, özellikle 5 yaş itibariyle duyma testini yaptırın.

Kolesterol ölçümü

Kolesterol artık çocuklarda da görülebiliyor. Genetik olabildiği gibi sıhhatsiz beslenme, abur cubur harcama alışkanlıkları neticeyi çoğalan kan yağları 9 yaştan itibaren damarlara hasar vermeye ve sertleşmenin erken başlamasına neden olabiliyor. Özellikle de birinci derece akrabalarında kolesterol ve trigliserid yüksekliği olan, Ailevi tehlikeyi olan bu çocuklara en erken 2 yaşında muayene yapılıp az yağlı mahsullerle beslenme başlatılmalı. Evrensel kan yağları taraması 8 yaştan sonra her çocuğa öneriliyor. Bu biçimde kalp damar hastalıklarının gelişimine mani olunabiliyor.

Göz tetkiki

Ülkemizde mektep çağındaki her dört çocuktan birinde göz hastalıkları var. Mesele basit fark edilmeyebildiğinden her çocuğun 3 yaşından itibaren göz tetkiki olması gerekiyor. İlkokula başladıktan sonra da kumpaslı tetkiklere devam edilmeli. Aksi halde, erken tespit edilip basitçe çözüme kavuşabilecek mesele, zaman kaybı olduğunda güçlü bir sürece girebildiği gibi, çocuğun mektep zaferini de etkiliyor. Baş sızısı ve bitkinlikten endişe bozukluğu ve kaza geçirmeye kadar bir hayli ek meseleye yol açabiliyor.

Kan sayımı

Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Ülkemizde özellikle demir beceriksizliği veya buna bağlı anemi çocuklarda yaygın bir sıhhat problemi olduğu için, bütün kan sayımı ile beraber demir ambarlarının araştırılması önerilmektedir. 6-14 yaş arası en az bir kan sayımı yapılmalıdır. Erken tanınıp rehabilitasyon edilmediğinde sık enfeksiyona tutulma, halsizlik, bitkinlik yanında fiziksel ve akılsal büyüme geriliği ile mektep galibiyetinde düşmeye neden olabilir” diyor.

Omurga çarpıklığı tetkiki

Günümüzde çocukların minik yaşlardan itibaren tablet ve bilgisayar başında uzun zaman geçirmesi, yanlış duruş, ağır ve yanlış sırt çantası kullanımı gibi etkenler bel, boyun ve sırt sızılarına neden olabiliyor. Bunun yanında daha çok ergenlik yarıyılında tespit etilen, skolyoz denilen omurga çarpıklıklarının erken teşhis edilebilmesi, eklemlerde hareket hatayı gibi meseleler olup olmadığının hakimiyeti açısından da tetkik ehemmiyetli.

Obezite

Çağdaş çağın salgın hastalığı obezite günümüzde çocukların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birisi. İnsülin mukavemeti, hipertansiyon, Tip 2 diyabet gibi gidişatları tetikleyebilen obezite, çocuğun fiziksel sıhhati yanında ruhsal sıhhati ile sosyal yaşantısı ve mektep zaferini de negatif etkiliyor. Çocuklara hem ailede hem de mektepte şekerli yiyecek, karbonhidrat tüketiminin hasarları açısından beslenme eğitimi verilmesi çok ehemmiyetli.

Alerji

Son senelerde alerji çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor. Alerjik bulgular çoğunlukla soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonu ile karıştırılabildiğinden zaman kaybedilebiliyor. Oysa alerji doktoruna müracaat etilerek bir an evvel doğru rehabilitasyona başlanması büyük ehemmiyet taşıyor.

Spor evveli muayeneler

Kumpaslı spor yapan çocukların fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimlerinin yanı gizeme mektep zaferlerinin de daha yüksek olduğu görülüyor. Ancak çocuğunuzun akut veya kronik bir hastalığı olmasa dahi spora başlamadan evvel kesinlikle çocuk kardiyoloji doktoru tarafından tetkik olmasında, gerekirse muayene yapılması ve ‘spor yapabilir’ raporunun bu kısımdan alınmasında fayda var. Gerekirse bir ekip kan muayeneleri ve kalp testleri de yaptırılmalı.

Tüm ayrıntılarıyla klima hastalığı

Tüm ayrıntılarıyla klima hastalığı

Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir etraf yaratmak için kullanılan klimalar aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabiliyor. Klima hastalığı, zatürre gibi ciddi üst solunum yolu meselelerine yol açabiliyor.

Duş başlıklarından dahi bulaşabilir

Etraflarda bulunan klimaların şayet hijyeni ve pakliği iyi yapılmazsa, “lejyonella” ismi verilen bir bakteri üremektedir. Akarsu, ırmak, göl, sauna, hamam, jakuzi, fıskiye, havuz, duş başlığı gibi sulu ve nemli etraflarda ya da klimalarda üreyen bu bakteri, solunum yoluyla bulaşmaktadır. Reelinde her gün karşılaşılan bu bakteri, bağışıklık sistemi eforlu olmayan bireylerde, ilk olarak üst solunum yolu hastalığı olarak kendini gösterir, rehabilitasyon edilmediğinde de akciğere yerleşerek zatürreye neden olabilir. Bu vaziyet, şahsı komaya kadar götürebilecek bir sürece yol açabilir.

Lejyoner bu bulgular ile kendini gösteriyor:

– Ateş

– Halsizlik

– Eklem sızısı

– Geçmeyen kuru öksürük

– Balgam çıkarma gereksinimi ve balgam çıkarmada güçlük

– Baş sızısı

– Şuur fluluğu

– Soluk darlığı

– Uykuya eğilimli olmak

Bağışıklık sistemi düşük olanlar dikkat

Nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıkları gibi bulgu veren klima hastalığı, çok kısa bir vakit içerisinde alt solunum yollarını da tutarak, akciğerde iltihaplanmaya neden olabilir. Hem hava hem de ağ suyu yoluyla bulaşabilen klima hastalığı, özellikle bağışıklık sistemi cılız olan şahısları etkilemektedir. Bu bireylerin yaşadıkları etrafa ve yaz yarıyılında tatil bölgelerindeki klimaların hakimiyetinin yapılıp yapılmadığa dikkat etmelidir. Aynı zamanda banyo, havuz ve termal kuruluşlar gibi nemli civarlardaki sistemlerin de hijyeninin yeterince sağlandığından emin olunmalıdır.

Bu bireyler yüksek tehlike altında;

– 50 yaş üstündeki bireyler

– Astım ve KOAH hastaları

– Bebek ve çocuklar

– Kanser rehabilitasyonu gören hastalar

– Uzun süreli kortizon rehabilitasyonu gören hastalar

– Uzuv nakli olmuş hastalar

Erken tanıyla zaferli rehabilitasyon muhtemel

Hastalığın önlenmesi için hem yaşanılan konut hem de otel ve sağlık kurumu gibi büyük yapılardaki klima sistemlerinin uygun bir biçimde bakımlarının yapılması gerekmektedir. Hastalığın tanı ve rehabilitasyonu için de hekimin hastayı özellikle klima hastalığı açısından değerlendirmesi ehemmiyetlidir. Hasta hikayesinde, klima maruziyeti olması veya gidilen bir otel ya da tatil köyü olup olmadığı, suyla fazla temas gidişatı gibi mevzular denetlenmelidir. Tanı konan hastalara zorunlu antibiyotik rehabilitasyonu başlatılır ve özellikle erken yarıyılda müracaat eten hastalarda zaferli neticeler alınmaktadır.

Üç haftadan fazla süren öksürüğe dikkat

Üç haftadan fazla süren öksürüğe dikkat

Hastaları en sık sağlık kurumuna götüren şikayetlerden olan öksürük, gerçeğinde pek de umursanmaz. Ehemmiyetsiz gibi gözüken genellikle fertsel olarak çözmeye çalışılan öksürük altında oldukça büyük ve geniş bir hastalık yelpazesi barındırabilir. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Hürkal, üç haftadan fazla süren öksürüğün dikkate alınmasını vurguladı.

öksürük

Öksürüğün faydaları da var

Üç haftadan daha uzun süren öksürük kesinlikle dikkate alınmalıdır. Altında bulaşıcı olan veremi, ölümcül izleyen akciğer kanserini, sık görülen ve hayat niteliğini bozan GER gasrto-özafagiel reflü, vefat tehlikeyi yüksek ve sık görülen kalp yetmezliği ve pulmoner emboliyi, zamanında rehabilitasyon edilmezse geri dönüş talihi güçleşen astım ve KOAH’ı barındırabilir. Öksürük, yabancı maddelerin alt solunum yollarına oturmasını ve bronş, akciğer sekresyonlarının birikmesini önleyen bir korunma mekanizmasıdır. Öksürük beklenen emeli sağladığı zaman tesirli ve verimlidir.

Sigara öksürüğünü önem verin

Sigara içen bireyler öksürüklerini genellikle ‘sigara öksürüğü’ olarak belirliyor ve pek umursamıyorlar. Ancak bu bireylerde uzayan öksürüklerde ur ihtimalini de göz önüne alarak radyolojik muayene yapılması lüzumludur. Kronik öksürüğün sistematik olarak değerlendirilmesi hastanın hikaye, fizik tetkik ve laboratuvar allerji testi, solunum işlev testi, uyku testi, endoskopi vs.. tetkiklerine içerir. Öksürük farklı anatomik lokalizasyonlarda bulunan bir hayli hastalığın yol açtığı bir semptom olduğundan, sistematik yaklaşımla öksürüğün akciğer ve akciğer dışı sebepleri yüzde 88-100 oranına tespit etilebilir ve %100 ‘e yakın aktif rehabilitasyon verilebilir.

öksürme

Uzamış öksürük ciddi mali yük

Amerika Birleşik Devletlerinde öksürük rehabilitasyonunun senelik maliyeti 1 milyar Amerika Birleşik Devletleri dolarından fazladır. Kronik öksürük ekseriya birden fazla Yüzde 18-62 hastada sebepten oluşur. Hastaların yüzde 42’sinde üç neden PNAS, astıma ve GÖR beraber görülür. Rehabilitasyonda bu gidişat dikkate alınmalıdır. Uzamış öksürük, sık sağlık kurumu ziyareti, uzun süreli ilaç kullanımı, niteliksiz hayat ve ciddi iş eforu kaybı demektir.

Bal ve zencefil öksürüğü rehabilitasyon eder mi

Millet arasında uzayan öksürüklerde kullanılan bal ve zencefil karışımı bazen öksürüğü yumuşatabiliyor ve balgamın daha basit çıkmasını sağlıyor. Ancak bu cins usuller altında uyuyan hastalığı rehabilitasyon etmiyor. Bu surattan bu cins karışımlara mucizevî anlamlar yüklemek de doğru değil. En iyi balgam söktürücünün bol su içmek olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla öksürük meseleyi yaşandığında gün süresince en az 2 litre su içilmesinin önemsememe edilmemesi gerekiyor.

Burun tıkanıklığına son

Burun tıkanıklığına son

Cemiyetimizde çok yaygın görülen ama en çok önemsememe edilen meselelerden biri, burun tıkanıklığı. Özellikle grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları geçici burun tıkanıklığına neden olabilirken, pek çok şahısta ise burun tıkanıklığı kalıcı bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Kozyatağı Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz, kalıcı burun tıkanıklıklarının en sık deviasyon denilen burun orta dağılmasındaki kıkırdak ve kemik çarpıklığından kaynaklandığını belirterek, öbür sebepleri kronik sinüzit, alerjik rinit burun cerahati, burun içinde alerji kaynaklı oluşan etler polip ve burun eti konka gelişmeleri olarak sıralıyor.

Bitkinlik

Yeterince iyi soluk alamamak iskelet adalelerini de etkilendiğinden şahsın günlük performansını ve fiziksel kapasitesini eksiltiyor. Bu gidişatın merdiven çıkmaktan, spora, iş ve mektep performansından cinsel yaşama kadar negatif tesirleri besbelli bir biçimde ortaya çıkıyor; üstelik birey kendinde gün boyu sebebini bütün öğrenemediği bir bitkinlik seziyor.

Surata ve göze vuran sızı

Burunda hava akışını bozan deviasyon ve konka gibi nedenler sinüslerin havalanmasını manilerken bu da uzun vadede kronik sinüzit gibi iltihabi vaziyetlere yol açabiliyor. Kronik sinüzit geniz akıntısı, surata ve gözlere vuran sızıyla izliyor ve rehabilitasyon edilmediği takdirde daha ileri sıhhat problemleri yaratabiliyor.

Uyuklama hissi

Burun tıkanıklığının yol açtığı horlama ve uyku apnesi, şahsın sosyal ve aile yaşamını etkileyebiliyor, ileri gidişatlarda dolaşım ve solunum sistemlerinde kalıcı problemlere yol açabiliyor. Ayrıca gün içinde uyuklama gibi vaziyetlere yol açarak vasıta kullanımı ya da dikkat isteyen işlerde çalışanlarda etraf sıhhatini ve iş performansını da negatif etkileyebiliyor.

Kalp hastalıkları

Burun tıkanıklığının yarattığı hava akışındaki mukavemet akciğer damarlarına ekstra yük bindirdiğinden kalbin akciğere kan pompalayan odacığı ekstra çalışmak zorunda kalıyor. Bu vaziyet uzun vakit devam ettiğinde ise kalbin işleyişini ve kan tazyiki balansını bozabileceğinden kalp sıhhati üzerinde ehemmiyetli negatif tesirlere yol açabiliyor.

Astım

KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz “Burundaki deviasyon gibi yapısal problemler birebir alerji nedeni değildir. Alerjiler bedende hücre ve moleküler seviyede oluşan fazla duyarlılık tepkinleridir, ancak burundaki yapısal problemler alerji rehabilitasyonunun faal bir biçimde yapılmasını yasaklayabilir. Ayrıca alerjik vaziyetler alt solunum yollarını da etkileyerek astım gibi akciğer problemlerine de yol açabilirler” diyor.

Koku ve tat alma

Deviasyon burun orta ayrılmasında kıkırdak ve kemik çarpıklığı, konka burun eti gelişmesi ya da polip burunda alerji kaynaklı oluşan et gibi vaziyetler koku duyusunu negatif olarak etkiliyor. Koku ve tat duyusunda eksilme yaşam niteliğini anlamlı olarak düşürürken, aynı zamanda bedeni risklere sarih hale getiriyor.

Gıcık biçiminde öksürük

Burun tıkanıklığına yol açan nedenler, özellikle kronik sinüzit, aralıksız geniz akıntısına yol açabilirken, geniz akıntısı aralıksız boğaz arınma ve gıcık biçiminde öksürüğe yol açabileceği gibi aynı zamanda özellikle sabahları daha fazla sezilen ağız kokusuna yol açabiliyor. Sigara ve tütün mahsulleri kullanımı da geniz akıntısını daha da artırabiliyor.

Diş çürükleri ve diş eti cerahati

Burun tıkanıklığı neticeyi aralıksız ağız solunumu yapılması boğaz sıhhatiyle birlikte ağız sıhhatini de etkiliyor. Aralıksız ağız kuruluğu, ağız ve dişleri gözeten tükürük salgısının eksilmesi veya yetmemesi, diş çürüklerine ve diş eti cerahatlerine yol açabiliyor. Rehabilitasyon edilmeyen diş çürükleri kalbe kadar uzanan çok ciddi sıhhat problemlerine taban hazırlayabiliyor.

Boğaz enfeksiyonları

Burun yoluyla aldığımız hava burun içinde ısıtılıp ıslatılıyor, filtre edilerek mikroplardan temizletiliyor. Arınılan ıslatılan ve ısıtılan bu hava evvel boğaza sonra akciğerlere aktarılıyor. Burun tıkanıklığı vaziyetinde ağız solunumu yapıldığında ise bu operasyonlardan geçmeyen hava doğrudan boğaza ve akciğerlere yönlendirildiğinden özellikle kronik farenjit ve bademcik cerahati gibi boğazın iltihabi vaziyetlerine yol açabiliyor.

Duyma kaybı

KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz ”Burun yoluyla aldığımız hava burnun arka kısmında bulunan östaki borusu yoluyla orta kulak boşluğunu da havalandırmaktadır. Kulak sıhhati için kulakların da “soluk alması” çok ehemmiyetlidir. Tıkanan burun tarafındaki kulak, enfeksiyonlardan daha sık etkilenir, uçuş ve dalış gibi tazyik farklılıklarında tıkanmalar yaşayabilir. Tıkanıklığın rehabilitasyon edilmediği ve uzun sürdüğü gidişatlarda orta kulakta akışkan birikmesi ve kulak çeperinde çökme gibi vaziyetlere ikincil olarak duyma kayıpları büyüyebilir. Bu vaziyet uzadığında ise kronik orta kulak cerahatine yol açarak kulak operasyonu da gerektirebilir” diyor.

Soğuk havalar kalbinizi etkilemesin

Soğuk havalar kalbinizi etkilemesin

Geçtiğimiz aylarda Avrupa Kardiyoloji Kongresi’nde söylenen ehemmiyetli bir araştırmanın neticeleri, son 16 senede 280 bin kalp krizi araştırıldığında hava sıcaklığı sıfırın altına indiği günlerde kalp krizlerinin daha fazla olduğunu gözler önüne serrdi. Ayrıca sert rüzgarların, nemin yükselmesinin ve güneş ışığının az olmasının da kalp krizlerini artırdığını ortaya kondu. Medical Park Bahçelievler Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gültekin Hobikoğlu, kalp damar hastalıkları ve buna bağlı olarak kalp krizinin dünyada ve Türkiye’de başta gelen vefat sebepleri arasında gösterildiğini anlatarak, soğuk havaların kalbe tesirleri hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi.

soğuk hava

Soğuk damarları daraltıyor

Soğuk havaların tesiriyle bedenin ısı kaybetmesini önlemek için özellikle yüzeysel cilt damarları daralarak ten yoluyla ısı alış verişi eksilir ve bu damar daralmaları tansiyonu yükselterek kalbin kan pompalamasını eforlaştırır. Soğukta stres hormonları olan ‘katekolaminlerin’ salgılanması çoğalırken, damar içinden salgılanan damar genişletici nitrik oksit üretimi eksilir. Çoğalmış katekolaminler ve eksilmiş nitrik oksit; tansiyonu, kalp süratini çoğaldırdığı gibi damar spazmları ve damar mukavemetinin çoğalmasına da neden olur. Bunların neticesinde kalp damar hastalığı ve kalp noksanlığı olanlarda hastalığın makûslaşmasına, kalp krizlerinin ve ani vefatların çoğalmasına yol açar.

yürüyüş

Kışın kalp sıhhatini tehdit eden etmenler

Fiziksel etkinliğin eksilmesi: Tazyik, rüzgar başkalaşımları, makûs hava koşulları sebebiyle eksilen fiziksel hareket, toplar damar tıkanıklığı ve akciğer embolilerinin çoğalmasına neden olur.

D vitamini noksanlığı: D vitamin düşüklüğü inflamasyon yangı ve pıhtılaşmayı artırmaktadır. Yaz aylarının gelmesiyle beraber çoğalan D vitamini alımı, kardiyovasküler hastalıklardan korunmaya destekçi olmaktadır.

Pıhtılaşma etkenleri: Pıhtı yaradılışında rol oynayan fibrinojen ve etmen VII seviyelerinin kış aylarında artırdığı muhtelif araştırmalarda tespit etilmiştir. Bu çoğalışta kış aylarında çoğalan solunum yolu enfeksiyonlarının tesiri olduğu düşünülmektedir.

Hava lekeliliği: Kış aylarında ısınma için kullanılan yakıtlara bağlı hava lekeliliği çoğalmaktadır. Yapılan araştırmalarda hem kısa hem uzun yarıyılda hava lekeliliğine maruz kalmanın kardiyovasküler hastalıkları artırdığı kollanmıştır. Çoğalışa yol açan nedenlerin hava lekeliliğinin tansiyonu ve kalp süratini yükseltmesi, pıhtılaşmayı artırması, yangı, damar duvarının zarar görmesi olduğu düşünülüyor.

Enfeksiyonlar: Kış aylarında çoğalan kalp krizlerinin ve beyin felcinin inme en ehemmiyetli nedenidir. Özellikler grip ve zatüreye bağlı yangı ve pıhtılaşma etkenleri çoğalmakta, kalp damarları içindeki plaklarda eskimeye neden olarak burada oluşan pıhtı ile damar tıkanması ve kalp krizleri oluşmaktadır. Ayrıca grip ve zatüreye bağlı solunum kasvetiyle beraber çoğalan kalp sürati tazyiki de kalp krizlerini artırmaktadır.

Hava koşullarına uygun giyinin

Soğuk havaya bağlı bedenimizde oluşabilecek negatiflikleri önleyebilmek için hava sıcaklığına uygun giyinmek çok ehemmiyetlidir. Sıcak yakalayacak elbiseler, eldiven, şapka, bere kullanmak beden ısısını gözeterek soğuğa bağlı stres hormonlarının salgılanmasını eksilterek tansiyon, kalp sürati ve damar mukavemetinin çoğalmasını önler.

aşı

Grip aşısı yaptırın

Özellikle tehlike grubundaki şahısların grip ve zatürre aşısı olmaları bu hastalıkları ve irtibatlı olarak kalp krizleri ve inmeleri eksiltecektir. Kış aylarından evvel hekime danışarak aşı olmak ehemmiyetli bir koruma sağlar. Grip veya zatürre gibi ateşli hastalıklara tutulursanız hekiminize görünüp uygun rehabilitasyonu olun. Hastalık zamanınca efordan sakınıp, bol akışkan harcayın.

Hava lekeliliğinin daha yoğun olduğu günlerde lüzumlu olmadıkça dışarı çıkmayın, konutta yürüyün ve hafif egzersizler yapın. Bağışıklığınızın güçlü kalmasını sağlamak için kış mevsiminin sebze ve meyvelerini taze olarak harcayın ve haftada iki gün balık yemeye çalışın, gerekirse D vitamini takviyeleri kullanın.

yürüyüş

Karda uzun yürüyüşler tehlikeyi artırır

Karda soğuk havada ani ağır eforlar kalp hastalığı olanlarda ve yatkınlığı olanlarda kalp krizlerini başlatabilir. Özellikle fiziksel etkinliği az olanlar ile kumpaslı egzersiz ve yürüyüş yapmayanlar daha fazla tehlike taşımaktadır. Bu surattan kumpaslı yürüyüş ve egzersiz yapmıyorsanız, karda uzun yürüyüş yapmayın, ağır eforlardan kaçının. Kapalı spor salonları veya alışveriş merkezinde yürüyüşünüzü yapın. Kumpaslı egzersiz yapanlar kar da çok rüzgarlı değilse, uygun gözetici elbiselerle yürüyüşlerini yapabilir. Ancak her zamankine göre daha düşük tempo ve vakitlerde yürümeleri uygun olur. Kayak, dağ yürüyüşü gibi kış sporları yapacakların da anemi, kalp ve akciğer hastalıkları varsa hekimlerine danışmaları uygun olur. Sanılanın aksine, dağların yükseklerinde hava daha pak olmakla beraber oksijen ölçüyü deniz seviyesine göre daha düşüktür. Kalp ve akciğer hastaları yüksek irtifada bir de ağır efor sarfetmeleri gerekirse, kalp krizi ve ciddi solunum yetmezliği hayata olasılıkları yüksektir.

Akut dağ hastalığı

Akut dağ hastalığı, yüksek irtifalarda özellikle 2 bin 400 metre sonrasında daha sık görülür. Hava tazyiki ve oksijen ölçüsünün eksilmesi neden olur. Kansızlık, kalp hastalığı, akciğer hastalığı olanlarda özellikle eforla beraber ortaya çıkar. Hafif olanlarda baş sızısı, baş dönmesi, bulantı, adale sızıları, yüzde ellerde şişme olur. Şiddetli dağ hastalığında ise, öksürük, soluk darlığı göğüste tıkanma, yürüyememe ve denge bozukluğu olur.

Grip deyip geçmeyin

Grip deyip geçmeyin

Yurt genelinde grip influenza hadiselerinde çoğalış yaşanıyor. Son günlerde herkes öksürükten, boğaz sızısından ya da burun akıntısından yakınıyor. Çoğunlukla bu bulgulara halsizlik, adale sızısı ve baş sızısı da eşlik ediyor. Böyle olunca mevsim itibariyle akla gelen ilk hastalık ‘grip’ oluyor. Günlük yaşamımızı bu kadar çok etkileyen hatta sağlık kurumuna uyumamıza bile neden olabilen grip nedir?

Bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olan grip, hafif görülebileceği gibi çok ağır da izleyebilir. Hastalık sizi yatağa düşürmeden bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmeniz ehemmiyetli. Tutulma gidişatında hastalığı en hafif biçimde sıçramaya çalışmanın yollarını aramak gerekir. Amerikan Sağlık Kurumu Enfeksiyon Hastalıkları Kısmı Dr. Şiran Keske çocuk, genç ya da yaşlı ayırmadan gelen gribin salgın halinde dağıldığını vurgulayarak, çok basit ve süratli bulaştığını belirtti. Dr. Şiran Keske, virüsün bulgularını, nasıl bulaştığını ve rehabilitasyon sürecini anlattı.

grip

Grip bulguları ve belirtileri nelerdir

Ani başlangıçlı ateş, öksürük, boğaz sızısı, burun akıntısı, eklem sızısı, adale sızısı, baş sızısı, halsizlik gibi şikâyetler görülür. Özellikle daha ufak yaştakilerde bulantı, kusma ve ishal de görülebilir.

Grip nasıl bulaşır

Virüs çoğunlukla hastalanan bireyin öksürmesi, aksırması ile veya konuşması sırasında sekresyonlar aracılığıyla yakın mesafedeki şahıslara 1,5-2 metre bulaşabilir. Ayrıca virüsün bulaştığı yüzeyler, çarşaflar, giysiler ve ellerle temas sonrası da virüs bulaşabilmektedir.

hasta

Bulaştırıcılık süresi ne kadardır

Bulaştırıcılık, bireyde hastalık bulguları ortaya çıkmadan 1 gün evvel başlar ve şikâyetler başladıktan sonra 5-7 gün devam eder. Bulaştırıcılığın azami olduğu yarıyıl, hastalığın ilk 3-4 günüdür. Bağışıklık sistemi cılız olan bireylerde bulaştırıcılık süresi daha uzun sürebilmektedir.

Hastalığın kuluçka süresi ne kadardır

Virüsün bulaştığı bireyde hastalık bulguları, virüs bulaştıktan 1-4 gün sonra başlar vasati 2 gün.

Gribe bağlı karmaşıklık büyüme tehlikeyi yüksek olanlar

– 5 yaş altı çocuklar özellikle 2 yaş altı çocuklar,

– 65 yaş ve üzerinde olan hastalar,

– Hamileler ve doğum sonrası ilk 2 haftalık yarıyılda olanlar,

– Obezler,

– Uzun yarıyıllı hasta bakım konutlarında ve huzur konutlarında kalanlar,

– Kronik hastalığı olanlar astım, kronik akciğer hastalığı, diyabet, nörolojik hastalıklar, kan hastalıkları, böbrek hastalıkları, kronik kalp hastalığı olanlar, metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar AIDS, kanser, kemoterapi alanlar vb., 19 yaş altında olup kumpaslı olarak aspirin kullanan hastalar.

grip aşısı

Gribin önlenmesi

– En tesirli yol, her sene influenza aşısı yaptırmaktır. İnfluenza aşısı 6 aylıktan itibaren herkese yapılabilir. İnfluenza, özellikle yukarıyada belirtilen tehlike grubunda yer alan bireylerde çok ağır, hatta ölümcül izleyebilmektedir. Bu sebeple aşı, özellikle tehlike grubundaki şahıslar için önerilmektedir. Ancak isteyen herkes aşı olabilir.

– Aşının kuzey yarımküre için Ekim ayında tek doz olarak yaptırılması önerilir, ancak daha geç yarıyılda da uygulanabilir.

– Aşının 4 influenza virüs tipine karşı tesirli olan yeni bir formu geçtiğimiz seneden itibaren kullanılmaktadır. Yumurtaya karşı ciddi alerjisi olan bireylerin influenza aşısı yaptırması önerilmez.

– Aşıya ek olarak, günlük yaşamda öksüren, ateşi olan, burun akıntısı olan bireylerden uzak durmak ve sık el hijyeni uygulamak da hastalığın bulaşmasını önlemek için önerilen günlük tavır ve tutumlardır.

grip

Gribin karmaşıklıkları nelerdir

Viral pnömoni zatürre, bakteriyel pnömoni, kulak enfeksiyonları ve sinüzite yol açabilir. Kalp yetmezliği, astım veya diyabet gibi kronik hastalıkların daha da makûslaşmasına neden olabilir.

Gribin rehabilitasyonu nasıl olmalı

Rehabilitasyonda kullanılabilen antiviral ilaçlar mevcuttur. Antivirallerin hastalık başladıktan sonra ilk 48 saat içinde uygulanması gidişatında daha faal olduğu öğrenilmektedir. Bu sebeple hem hastalık zamanının kısalması hem de bulaştırıcılığın eksilmesi için antiviral rehabilitasyonun olabildiğince erken başlanması önerilir. Ancak sıhhat merkezine geç müracaat eten şahıslara da antiviral ilaçlar başlanmalıdır. Rehabilitasyon süresi 5 gündür. İnfluenza hastalığı olan biriyle yakın temasta bulunan şahıslar için de hastalığın önlenmesi emeliyle anti-viral ilaçların verilmesi önerilir.

Tüberküloz hastalığına karşı bilinçlenin

Tüberküloz hastalığına karşı bilinçlenin

Verem başka bir deyişle millet arasında öğrenilen ismiyle tüberküloz, kendisini fark ettirmeden ilerleyen ve dünyada hala en çok vefata neden olan hastalıklardan biri olarak öğreniliyor. Ülkemizde “İnce hastalık” ismiyle de öğrenilen verem, solunum yoluyla basitçe bulaşabiliyor. Verem bakterisi bireyin bağışıklığının en cılız anına gözlüyor ve hastalık ortaya çıkıyor.

Memorial Şişli Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Füsun Soysal, verem hastalığı ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

tüberlükoz

Yalnızca solunum yoluyla bulaşır

Verem “Mycobacterium tuberculosis” adı verilen ve solunum yoluyla bulaşan bir basilin mikrop neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Yalnızca damlacık enfeksiyonuyla bulaşır, bunun dışında bireyin kullandığı havlu, çatal, bıçak, ya da gıdalarla bulaşmamaktadır. Hastalanan birey banal konuşurken, öksürürken ve ya aksırdığında etrafa dağılan damlacıkların, solunum yoluyla karşı taraftaki birey tarafından alınması neticesinde o birey verem mikrobuyla karşılaşmaktadır. Fakat enfeksiyonu alan her bireyde hastalık büyümez. Gerçeğinde cemiyet içerisinde her insan bir biçimde verem bakterisine maruz kalmaktadır ama herkes hastalanmamaktadır. Enfeksiyonun bedende olması ve hastalanmak farkı gidişatlardır. Enfekte olmak verem mikrobunu solunum yoluyla almak, hastalanmaksa o solunum yoluyla alınan mikrobun bedende hastalık yapmasıdır.

hapşırma

Beslenme bozukluğu ve stres tüberküloza davetiye çıkarıyor

Verem hastalığının ortaya çıkması için bireyin beden mukavemetinin düşmesi gerekmektedir. Şayet beden mukavemeti yeterliyse beden o enfeksiyonu alır, kendi bağışıklık sistemiyle o mikrobu hudutlandırmaktadır. Bedende bulunur ama hastalığa neden olmaz. Fakat bireyin beden mukavemeti düşükse o zaman uzuvlara saldırır ve hastalık ortaya çıkmaktadır. Yaşlılar ve çocuklar beden mukavemetleri daha düşük olduğu için hastalığa sarihtir. Uykusuzluk, beslenme bozukluğu, stres, alkol ve sigara gibi etmenlerde beden mukavemetini düşürmektedir. Bunların dışında işlem geçirenler, böbrek, karaciğer, kalp hastaları ve diyabetliler, KOAH, astım gibi rahatsızlıkları olan hastalar ayrıca kortizon ve kanser ilaçları kullanan şahıslarda vereme tutulma tehlikeyi bulunmaktadır.

verem

Bu bulgulara dikkat

Verem çok sinsi bir biçimde ilerleyebilir, aylar süresince bulguları anlaşılmayabilir. Halsizlik, bitkinlik, küçük, kuru, gıcık stilinde öksürükler olabilir bazen bu öksürükler alerji ya da astım öksürüğü gibi açıklanabilmektedir. Bulgular hafif başlar ve yavaş yavaş ilerler. Dolayısıyla aylar süresince bulgular fark edilememektedir. Şayet verem hastalığı akciğerde bir yara biçiminde ise kanlı balgam ya da direk öksürükle kan gelmesiyle de kendini gösterebilmektedir. En keskin bulgular şöyledir;

– Uzun süren kuru öksürük

– Göğüs sızıları

– İştahsızlık

– Akşamları yükselen ateş

– Halsizlik

– Kilo kaybı

– İleri hadiselerde soluk darlığı

– Öksürükle ağızdan kan gelmesi

akciğer

Çağdaş usullerle tanısı koyulabiliyor

Veremin teşhisi basit koyulamamaktadır. İlerlemesi sinsi olduğu gibi muayenelerde de çok ehemmiyetli bir belirti vermeyebilmektedir. Verem olduğunu düşünülen bir hastaya evvel sedimantasyon başta olmak üzere bir ekip kan muayeneleri istenmektedir. Daha sonra akciğer grafisi ve akciğer tomografisi çekilmektedir. Fakat gerçeğinde veremin yüzde surat teşhisini koyduran şey balgam da mikrop tespit etilmesidir. Şayet hasta balgam çıkaramıyorsa ve öbür testlerle de netice alınamıyorsa bronkoskopiyle girilip hastalık düşünülen alanlardan misaller alınmakta ve mikrop bu misallerde aranmaktadır. PPD testi ise verem testi olarak öğrenilir ancak verem teşhisi konulmasını sağlamaz. Sadece bireyin verem mikrobuyla karşılaşıldığını göstermektedir. Ülkemiz şartlarında bir hayli insanda bu testin neticeyi pozitiftir.

Yalnızca akciğeri değil tam uzuvları etkileyebilir

Verem solunum yoluyla alındığı için en sık akciğerlerde hastalık yapar, ama bunun dışında bedenin öbür tam uzuvlarında verem hastalığına yol açabilmektedir. Böbrek karaciğer, dalak, göz, beyin çeperinde başka bir deyişle tam uzuvlarda görülebilmektedir. Çocuklarda ise özellikle verem menenjitler biçimine ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mediasten ismi verilen akciğer ve kalbin bulunduğu boşluk içerisindeki lenf bezlerini ya da tam bedendeki lenf bezlerini de yakalayabilmektedir. Boğaz bölgesine yerleşen Larenks veremi de hastalığın en sık bulaşan cinslerindendir. Akciğer çeperinde akışkan toplaması, cerahat ya da yeniden akciğerde kavite de denilen yara biçiminde olabilmektedir.

doktor

Rehabilitasyon süresi en az 6 aydır

Verem rehabilitasyonu özel antibiyotiklerle yapılmaktadır. Bu antibiyotikler zatürre ve ya da banal üşütmeler için kullanılan antibiyotikler değildir. Verem mikrobuna tesir eden 4 çeşit antibiyotik bulunmaktadır ve bu ilaçlar uygun doz ve müddette kullanılmak zorundadır. Verem rehabilitasyonu en az 6 ay devam ettir, hekimin manipülasyonu ile bu müddet daha da uzayabilmektedir. Kullanılan ilaçların takibi çok ehemmiyetlidir. Tüberküloz savaş dispanserlerinde rehabilitasyon takibi yapılmaktadır.

Korunmak için konutunuza güneş ve pak hava girsin

Veremin ve öbür akciğer hastalıklarının iyileşmesinde en ehemmiyetlisi istirahattir. Doğru beslenme ve uyku kumpasının ehemmiyeti çok büyüktür. Bol akışkan harcanmalıdır. Sigaradan ve içkiden uzak durulması gerekmektedir. Gerçeğinde rehabilitasyonda temel olan bireyin ilaçlarını her gün uygun dozda ve kumpaslı olarak içmesidir. Pak hava da çok ehemmiyetlidir. Verem hastalarının evinin iyi havalandırılması gerekmektedir. Güneş ışınları da verem mikrobunu öldürmektedir. Havasız ve oksijeni az yerlerde bu mikrop daha acele artmaktadır.

Yetersiz rehabilitasyon verem hastalığını mukavemetli hale getirir

Bazen ilaca mukavemetli verem enfeksiyonları ortaya çıkabilmektedir. Yanlış ya da yetersiz ilaçlarla ve beceriksiz müddette rehabilitasyon gören birey bütün iyileşemez ve mikrop tekerrür faalleşir, böylece hastalık ilaçlara mukavemetli hale gelmektedir. Mukavemetli hale gelen mikroplar başkalarına bulaşarak bu hastalığı yaymaktadırlar. Şayet birey ilaca mukavemet gösteren bir mikropla hasta olduysa o zaman banal rehabilitasyonda kullanılan esas 4 ilaç yetmeyebilir. İlaca mukavemetli mikroplar için tesirli ilave bir ekip ilaçlara lüzum olmaktadır. Banal rehabilitasyonla geçmeyen verem hastalığında ilaç mukavemet testleri yapılarak mikrobun ilaçlara mukavemetini görüp ona göre uygun ilaç metamorfozları yapmak gerekmektedir.

Çocuklarınızı obeziteden gözetin

Çocuklarınızı obeziteden gözetin

Obezite günümüzde yalnızca erişkinlerde değil, çocuklarda da sık görülen bir hastalık. Fastfood alışkanlığı, kalorisi fazla meşrubatlar, porsiyonların büyüklüğü, televizyon ve bilgisayar başında tüketilen zamanın fazla, fiziksel hareketlerin noksan olması çocukluk çağı obezitesinin sebepleri.

Obezite, psikolojik olarak fertleri negatif doğrultuda etkilediği gibi; Tip 2 diyabet, kalp rahatsızlıkları, hipertansiyon, kan lipid tablosu bozuklukları, eklem-iskelet meseleleri, uykuda solunum durması gibi ciddi meselelere yol açıyor. Araştırmalar, ergenlik çağındaki 10-18 yaş çocukların yüzde 70′inin şayet kilo veremezlerse yetişkinliklerinde de obez olacağını gösteriyor. Bu çocukların, doktor hakimiyetinde, perhizi ayarlanarak ve fizik etkinlikleri artırılarak zayıflatılması ve obez olmalarının önlenmesi için yurt dışında uzun senelerdir obezite kampları tertip ediyor.

Öncelikle kiloluluğun kaynağı tanımlanmalı

Obezitenin sebebi düşük olarak hormonal kaynaklıdır. Genellikle yemek yemek ile tüketilen kalori arasındaki balanssızlıktan kaynaklanır. Obezler genellikle hareketleri az olan ve özellikle kilo aldırıcı karbonhidrat ve yağdan zengin perhizle ve kumpassız beslenen bireylerdir. Fakat troid hastalıklarında, böbreküstü bezi hastalıklarında, insülinin fazla salgılanmasına bağlı olarak ya da genetik hastalık kaynaklı kiloluluk olabilir. Bunlara dikkat edilerek kiloluluğun kaynağının ne olduğunu ayırt etmek gerekir. Sonraki safhada ehemmiyetli olan ise, çocuğun kararlılığı ve ailenin de çocuğun perhizine dayanakçı olmasıdır.

Ailede kiloluluk varsa çocuğun kilolu olma olasılığı daha fazla

Anne ve babası kilolu çocukların kilolu olma ihtimali, klasik kilolu anne ve babası olan çocuklara göre 2 kat daha fazladır. Bunda genetik yatkınlığın yanı gizeme ailenin yemek yeme ve hayat stili faal rol oynar. Daha Önceki ve yanlış bir inanış olan, ‘Kilolu çocuk sıhhatli çocuktur’ düşüncesi artık netlikle terk edilmelidir. Genetik kaynaklı kilolu çocuklar yaşamın ilk senelerinden itibaren kiloludurlar ve ailede de fazla kiloluluk vardır.

Kumpaslı fiziksel etkinlik ehemmiyetli

Araştırmalar anne sütü ile beslenen çocuklarda mama alanlara göre obezitenin daha düşük olduğunu göstermektedir. Eş bir iletişim, gebelik yarıyılında annenin iyi beslenmesi ile alakalı da kuruluyor. Çocukların fazla kilolu olmaya meyilli oldukları yarıyıl, beden yağ oranlarının çoğalmaya başladığı 5-6 yaşlarıdır. Bu yarıyılda kumpaslı beslenmenin sağlanması, cips, şekerli meşrubatlar, mayonez, ketçap gibi kalorisi fazla besinlerden uzak durulması gerekir. Ayrıca yürüyüş, ip sıçrama gibi kumpaslı fiziksel etkinlikte bulunmalarına itina gösterilmelidir.

Anne babaya ehemmiyetli misyonlar düşüyor

Obezite bireyin aldığı enerji ile yaktığı arasındaki balanssızlık olduğu için, balanssız beslenme ve etkinlik azlığı gidişatlarında her yaşta ve herkeste obezite görülebilir. Buna karşın, ebeveynlerin çocukları doğru besleyerek ve onlara fiziksel faaliyet fırsatları vererek çocuklarının sıhhat meselelerinin üst üste ilave edildiği bu riskli yolculuğa hiç çıkmamalarını sağlaması çok ehemmiyetli.

Çocuk kilo vermede kararlı olmalı

Genetik kaynaklı obezite çok az görülmektedir ve ailede de fazla kilolular mevcuttur. Bunun dışında rastgele bir endokrin meseleyi yoksa ve birey yaşamına perhiz ve egzersizi sokmuşsa kesinlikle kilo verir, ancak evvel kendisi kilo vermeye karar vermelidir. Şayet hormonal bir mesele varsa, bu mesele giderilmedikçe kilo bilgilemez.

Obezite bir hastalıktır

Kesinlikle hekim ve diyetisyen hakimiyetinde kilo verilmelidir. Gazete ve mecmua perhizlerini hakimiyetsiz uygulamak, özellikle büyüme çağında olan çocuk ve adölesanlar için çok risklidir. Perhiz yaparken öğün sıçranmamalı ve az ve sık 6 öğün beslenmeye dikkat edilmelidir. Uzun süren açlıklardan sonra yemek yenmesi insülin salgısını artıracağından çok riskli olmaktadır.

Page 1 of 21 2
maltepe escort ataşehir escort kartal escort tuzla escort gebze escort ümraniye escort pendik escort kurtköy escort bostancı escort kartal escort kadıköy escort anadolu yakası escort ümraniye escort çekmeköy escort göztepe escort